30 Mayıs 2008 Cuma

Son Gözdemiz: Kahve Dünyası...

"Kahve Dünyası"nı keşfettiğimizden beri oradan çıkamaz olduk. Hemen hemen her akşam iş dönüşü bir kahve molası verip eve öyle dönüyoruz. Kızlar da alıştılar, eğer uğramadan doğruca eve yönelmişsem "Aaa anne kahve dünyasına gitmeyecekmiyiz ?" diye hayıflanıyorlar.
 
Hepimizin orada belli favorileri var, ben kesinlikle Türk Kahvesi, Sena sıcak miksomiks, Aslı ise bir çikolata canavarı olarak kaşık çikolata. Ne sipariş ederseniz edin masanıza öncelikle küçük bir tabakta kahveli drajeleriniz geliyor, eğer kahve sipariş etmişseniz yanında çikolata kaplı fıstıklı lokumunuz ve tabii küçük bir şişe su. (Bunların hepsi ikram)
 
Ama diğerlerini de denemedik zannetmeyin. Bir kova burcundan beklenildiği üzere; her türlü yeniliğe açık biri olarak denediğim için söylüyorum, diğer pek çok yiyecek ve içeceği de süper süper... Fondü, frambuazlı cheesecake, naneli-limonlu karbuz, mozaik pasta tattığımız ve memnun kaldığımız lezzetlerden bazıları.
 
Çalışan abi ve ablalarımız da kızlara bir ilgi, bir ihtimam gösteriyorlar ki... Genelde cafe latte yanında gelen kaşık şeklindeki çikolatalardan bizim kızlara özel tabakta 4-5 adet, bazen de fotoğraftaki gibi hayvan şekilli çikolatalardan birer tane hediye olarak veriliyor. Ve fiyatlar, abartmıyorum sudan ucuz. Anlatsam daha çok uzar ama son olarak şunu söyleyeyim; yiyecek sektöründe son zamanlarda aldığım böylesi mükemmel bir hizmete, ödediğim en ucuz ücret burada bence. Deneyin çok şaşıracaksınız....

28 Mayıs 2008 Çarşamba

Kabak Salatası


Kabak deyip geçmeyin, her derde deva olacak cinsten bir sebze. Kimi zaman haşlanarak hasta tabağına diyet yemeği olarak giriyor, kimi zaman kızartılarak sofranın lezzetine lezzet katıyor, kimi zaman da salatası yapılarak farklı tatlar yaratıyor. 

Malzemeler:

- 3 adet kabak
- 1,5 su bardağı yoğurt
- 2 diş sarımsak
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 su bardağı ceviz içi
- tuz, nane

Yapılışı: Kabaklar soyulup yıkandıktan sonra rendelenerek bir tava içerisine alınır. Yağsız olarak, suyunu çekene ve pörsüyene dek tavada çevirilir. İyice suyunu çektiğinde içerisine zeytinyağı ilave edilerek 2-3 dakika daha kavrulur. Ayrı bir kaba alınan kabakların üzerine sarımsaklı yoğurt ve çekilmiş ceviz içi ilave edilerek servis edilir. Çok hafif, bir o kadar da lezzetli bir salata oluyor, benden söylemesi...

Kabak Kızartması


Yaz gelince kızartmaların da krallığı başlıyor, çoğu sofranın efendisi olarak baş köşeye kuruluyor. Kim ne derse desin kızartmanın tadı da bir başka, ister yoğurt soslu, ister domates soslu hepsi birbirinden güzel oluyor. Kabak kızartmasını da hemen herkes yapıyordur herhalde, bir kere de soda ile deneyin, gerçekten çok nefis oluyor.
 

Malzemeler:

- 3 adet kabak
- 1 şişe soda
- 1 su bardağı un
- 1 su bardağı yoğurt
- 2 diş sarımsak
- tuz, nane
- kızartmak için sıvı yağ

Yapılışı: Kabaklar önce ortalarından ikiye, daha sonra da boylamasına 1 cm. kalınlığında kesilerek derince bir kabın içerisine konulur. Üzerine bir şişe soda dökülerek 1 saat kadar bu şekilde bekletilir. Sodada bekletilen kabaklar, hafifçe sıkılarak suyu süzdürüldükten sonra unlanır ve üzeri kızarana kadar kızartılır. Sarımsaklı yoğurt ile servis edilir. Normal kızartmaya göre daha açık renkli, dışı çıtır, içi yumuşacık bir kızartma oluyor. Afiyet şeker olsun...

23 Mayıs 2008 Cuma

Edirne (Kavala) Kurabiyesi


Edirneye yaptığım bir iş gezisinden dönüşte, evdekilere götürmek üzere badem ezmesi ve orada ikram edildikten sonra tadına vurulduğum Edirne kurabiyesi almıştım. O zamandan sonra ne zaman bu kurabiyenin tarifini görsem hemen kulak kabarttım ve denedim. Ortaya çıkan kurabiyelerin şekli çok da "Aslanzade"de satılanlar gibi değil, ama tadı ona yakın oldu inanın. Yolunuz Edirne'ye düşerse, ödüller kazandıran bu kurabiyelerin orjinallerinden tatmak için Aslanzade'ye uğramanızı mutlaka tavsiye ediyorum.

Malzemeler:

- 3,5 su bardağı un
- 1 su bardağı toz badem
- 250 gr. tereyağı
- 1,5 su bardağı pudra şekeri
- 1 adet yumurtanın beyazı
- 1 adet şekerli vanilin
- 1 adet kabartma tozu
- üzeri için pudra şekeri

Yapılışı : Bütün malzemeler bir yoğurma kabına konularak yumuşak bir hamur elde edilene kadar yoğrulur. (Arzu edilirse un ve badem yağsız olarak da kavrulabilir, hatta ilk yaptığımda bu şekilde denedim, ama kurabiyeye sinen kavrulmuş un kokusu çok da hoşuma gitmedi açıkçası.) Daha sonra ister kurabiyelerin orijinlerindeki gibi ay şekli verilir, yada arzu ettiğiniz kurabiye kalıpları ile şekil verilerek yağlı kağıt serili fırın tepsine dizilir. Ben hem yarım ay şeklindeki, hem de yeni aldığım yaylı kalıplarımı kullanmayı tercih ettim Önceden ısıtılmış 170 dereceye ayarlı fırında yaklaşık 15 dakika pişirilir. Pudra şekeri kurabiyeye daha iyi yapıştığından, henüz soğumadan üzerine pudra şekeri serpilerek servis edilir.

21 Mayıs 2008 Çarşamba

Gül Reçeli


Evimizde en çok tükettiğimiz kahvaltılıkların başında reçel gelir. Bence "kraliçeden aşağı kalır neyim var, ben de kendime kral sofrası kurarım" diyorsanız, "kahvaltıya milleti çağırdık, değişik bir şeyler yapsam bari" diye düşünüyorsanız diğer kahvaltılıklara dabir göz atın derim.


Genelde reçelleri kendim yaparım, sadece yetişemediğim zaman (çünkü abartmıyorum kavanoz kavanoz tüketiyoruz) ve bergamut reçelini özlediğim zaman hazırını alırım. Hemen hemen tüm reçeller de yapılır mutfağımda; portakal, vişne, çilek, ayva, incir, gül. Bir özelliği daha var reçellerin, portakal ve incir dışında hepsinin meyvaları da bahçeden toplamayla yapılır, böylesi çok nefis oluyor inanın. Bu güller de yazlığın bahçesinden toplandı, hemen büyük bir zevkle reçel yapıldı ve anında kahvaltı sofrasındaki yerini aldı.

Malzemeler:

- 300-400 gr. reçellik gül yaprağı
- 750 gr. toz şeker
- 1 su bardağı su
- yarım limonun suyu

Yapılışı: Koyu pembe renkli, kokulu reçellik güller toplanarak taç yaprakları alınır. Büyük olan yapraklar ortadan ikiye kesilerek iyice yıkanır ve suyu süzdürülür. Bir tencereye alınarak üzerine 1 su bardağı su ilave edilir ve orta ateşte kaynatılır. Su kaynamaya başladığında ocağın altı kısılır ve yapraklar iyice pörsüyüp, su vişne rengini aldığı zaman üzerine şeker ilave edilerek kaynatmaya devam edilir. Reçelin olup olmadığını, bir çay tabağına kaşığın ucuyla bir damla damlatarak anlayabilirsiniz. Eğer damlacık hiç yayılmadan top gibi, damlatıldığı yerde kalıyorsa reçel olmuş demektir. Bu aşamada ocağın altını kapatmadan limonun suyunu da ilave edip 2-3 dakika daha kaynatılır ve ateşten alınır.

Püf Noktası: Daha sonra reçel çok kaynatmaktan dolayı çok kalın kıvamlı olmuşsa veya çok şekerden şekerlenmişse içerisine 1-2 yemek kaşığı su katarak küçük bir kapta 5-6 dakika kaynatabilirsiniz.

16 Mayıs 2008 Cuma

Çilekli Kalp Pasta


Pasta yapmayı çok seviyorum ama her zaman öyle gani gani boş vaktim olmuyor çoğunlukla. Malzemeleri hazır kullanacaksam (pastaban, dolgu kreması ve krem şanti) ohh ne güzel her şey çok çabuk oluyor, ama babacığım hazır, katkı maddeli yiyecekleri ağzına sürmediği için bu kez uğraşıp hepsini kendim yaptım. Nitekim yemeden önce sordu da, malzemeleri nerden aldın diye:)
 


Malzemeler:

Pandispanya için:
- 1/2 çay bardağı su
- 5 adet yumurta
- 1 çay bardağı un
- 2 çorba kaşığı kakao
- 1 çay bardağı buğday nişastası
- 1 çay bardağı toz şeker
- 1 paket kabartma tozu
- 1 paket şekerli vanilin
- bir fiske tuz

Çikolatalı ganaj için:
 
- 200 gr. bitter çikolata
- 200 gr. süt kreması

Pastanın dolgusu için:
 
- 2 su bardağı süt
- 3 adet yumurta
- 4 yemek kaşığı un
- 5 yemek kaşığı toz şeker
- 1 paket şekerli vanilin
 
Üst süsleme için:
 
- 100 gr. beyaz çikolata
- çilek
 
Yapılışı: Yumurtaların sarıları iyice çırpılır. Öncelikle su, daha sonra yavaş yavaş un, kakao ve nişasta eklenerek pürüzsüz bir karışım elde edene kadar çırpılır. Ayrı bir kabın içerisinde bir fiske tuz ve yumurta akları 3-4 dakika çırpılarak, kalan diğer malzemeler olan toz şeker, vanilya ve kabartma tozu eklenir ve karışım kar hale gelene dek tekrar çırpılır. İki ayrı kabın içerisindeki karışımlar aynı kapta birleştirilerek birbirleriyle kaynaşana kadar karıştırılır. Yağlanmış kelepçeli kalıba dökülerek önceden ısıtılmış 180 dereceye ayarlı fırında üzeri kabarana kadar pişirilir.
 
Pastanın üzerini kaplamak için çikolata ve krema, çikolata eriyince kadar beraber pişirilir ve biraz koyulaşması için buzdolabında soğutulur. Bu arada yine ayrı bir kapta (mutfak battı tabii:) tüm malzemeler sürekli karıştırılarak pişirilir. Ocaktan indirdikten sonra kaymak tutmaması için ara sıra karıştırılarak soğutulur. Pişirilen kek kalıptan çıkarılarak tam ortadan iki parçaya ayrılır ve her iki kat da süt ile fazla yoğun olmamak üzere ıslatılır. Soğuyan krema ilk kata sürülerek çilekler üzerine dizilir ve bir kat daha krema dökülerek ikinci kat üzerine kapatılır. Buzdolabında koyulaşan ganaj, pastanın her yerine dökülerek kaplanır. Benmari usulü eritilen beyaz çikolatayla istenilen şekilde süsleme yapılır.

14 Mayıs 2008 Çarşamba

Marmelatlı Kurabiye



Kahvaltı sofrasında tatlı lezzetlerden vazgeçemeyenlerdeniz. Herkes hamurişi yerken bizde illaki kurabiye ve kek aranır. Annemlere kahvaltıya giderken de ilk aklıma gelen kurabiye ve kek oldu, ancak annem ben kek yaptım deyince aklımdakiler kurabiye ve pastaya dönüştü. Kurabiyede de seçimim marmelatlı kurabiyeden yana oldu. Kardeşimin eşi Serap sağolsun, bana enjektörlü yeni kurabiye kalıpları almış, onları denemek için yanıp tutuşuyordum, böylece ortaya aşağıdaki kurabiyeler çıktı.


Malzemeler:

- 1 paket margarin
- 7 yemek kaşığı toz şeker
- 1 su bardağı buğday nişastası
- aldığı kadar un
- 1 adet şekerli vanilin
- her kurabiye arasına bir tatlı kaşığı marmelat

Yapılışı: Oda sıcaklığında, yumuşamış margarin ve diğer tüm malzemeler, yumuşak bir hamur olacak şekilde un katılarak yoğurulur. Temiz bir zemin üzerinde 0.5 cm. kalınlığında açılır ve büyükçe kalıpla şekil verilerek kesilir. Kesilen hamurların ortalarından daha küçük kalıplarla tekrar şekiller çıkarılır. Kurabiyeler yağlı kağıt serili tepsi üzerine dizilerek önceden ısıtılmış 170 dereceye ayarlı fırında kurabiyeler hafif renk değiştirmeye başlayana kadar pişirilir. Fırından çıkarılan kurabiyeler soğuduktan sonra, tepsiye oturan kısımları birbirine bakacak şekilde bir bütün+bir delikli kurabiye olmak üzere aralarına istediğiniz marmelattan sürerek kapatılır. Ben vişne marmeladı kullandım, hafif buruk tadıyla çok güzel oldu. Bu ölçülerden 16-17 adet kurabiye çıkarabilirsiniz.

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Anneler Günü Kahvaltısı...

Anne olmak! Her saniye milyonlarca yenileri eklenen, dünyanın en sıradan, aynı zamanda da en akıl almaz mucizesi. Canından yeni bir can çıkartmak, onu besleyip-büyütmek, her akan göz yaşını silmek, yarasını öperek avutmak, böcekleri, şimşekleri, hayaletleri ve bunun gibi tüm çocuk korkutanları dövmek:), onu akla gelebilecek ve sadece annelerin aklına gelebilecek tüm tehlikelerden korumak, başka hiçbir şey için bozmayacağın güzel uykunu ona süt ısıtmak için bozmak, hayatta olabilecek tüm güzelliklere ve çirkinliklere onu hazırlamak, dünyadaki en güzelinin ve en akıllısının kendi çocuğu olduğunu bilmek, sevinçlerini kendi sevincin, üzüntülerini kendi üzüntün kabul etmek, kısaca her türlü zorluğu onun için kolay yapmak ve başlarına hayırlı olayların gelmesi için Allah’a dua etmek. Bunlar şu an aklıma gelenler, oturup düşünsek cilt cilt kitaplar dolar herhalde anne olmak üzerine…
 
Klasik bir sözdür, ama bir o kadar da doğru; “Annenin değeri anne olunca anlaşılır.” 38 yıldır anneme tattırdığım, 9 yıldır da bilfiil yaşadığım bu muhteşem duygu için Allah’a şükrediyorum, umarım herkes bu duygudan nasibini alır. Kısa kesmessem sayfalarca alıp başımı gideceğim duygularımı benim için günün en anlamlı notuyla süslemek istedim.
 
Bu güzel güne annemlerde güzel bir kahvaltı ile başladık. Anneciğimin ellerine sağlık, bir sevinç ve tatlı bir telaşla bizleri ve kardeşimi ağırlamak için çabaladı durdu. (ve tabii babamın emeklerini de es geçmemek gerekir.) Ben de kurabiye ve pasta yaparak sofrayı zenginleştirmek istedim. Kısaca söyleyebilirim ki, hepimiz için çok güzel bir gün oldu, hep birlikte daha nice, güzel günlere inşallah…
 

9 Mayıs 2008 Cuma

İç Baklalı Pilav


Dereotunu çok severim ve salatalarda da sıklıkla kullanırım. Özellikle bakla dediğinde onun ekürisi :) dereotunu da unutmamak lazım. Şimdi pilav söz konusu olduğunda iç rahatlığı ile kullanılabilir diyorum, zaten pilava bu kadar yakışan başka bir yeşil de düşünemiyorum. Taze iç bakla yerine ayıklanmış olarak satılan büyük iç baklalardan da kullanabilirsiniz, yalnız onun dış kabuğunu soymanız gerekir.
 
Malzemeler:

- 2 su bardağı pirinç
- 4 su bardağı su
- 7-8 dal dereotu
- 1 su bardağı taze iç bakla
- 2 yemek kaşığı tereyağı
- tuz

Yapılışı: Derince bir kabın içerisine pirinçler konularak üzerini geçecek kadar sıcak su ilave edilir ve soğuyana kadar bir köşede bekletilir. Su, tereyağı ve tuz pilav tenceresinin içine koyularak kaynatılır. Su kaynayınca, önceden haşlanıp soğutulmuş ve içerisindeki nişasta gidene kadar yıkanmış (suyu artık normal su gibi duru olana kadar) pirinç içerisine ilave edilir. Su tekrar kaynadığında ocağın altı kısılarak pişmeye bırakılır. Pirinçler suyunu çekip, tencerede çok az miktarda su kaldığında içerisine ince ince kıyılmış dereotu ve yıkanmış taze iç bakla eklenerek tencerenin üzerine bir bez konularak 10-15 dakika çok hafif ateşte demini alması beklenir. En sonunda ocak kapatılarak, yarım saat ağzı kapalı olarak dinlendirilir.

6 Mayıs 2008 Salı

Etli Un Çorbası

Kurbandan artan kemikleri, her sene bir pişirimlik olarak (yaklaşık 600 gr.) poşetleyerek derin dondurucuya atarım. Bunlar suda kaynatıldığında özellikle çorba ve pilav için çok lezzetli ve besleyici oluyor. Kemik üzerinde biraz da et varsa ne ala, onları da didikleyerek yemeğinize katabilirsiniz. (Birden kendimi çok canavarca hissettim şimdi:) Bu çorba da kaynattığım kemiklerin suyuna yapılmış bir çorbadır, zaten un çorbası sadece ve sadece et veya tavuk suyuna yapılır, duru suyla çok yavan olur.

 
Malzemeler:

- 600 gr. kaynatmalık kemik
- 2 lt su
- 3 yemek kaşığı un
- 1 yemek kaşığı biber salçası
- 2 yemek kaşığı sıvı yağ

Yapılışı: Kemikler yıkanıp bir tencere içerisine alınarak üzeri geçecek şekilde su ilave edilir ve kaynatılır. Kemikler iyice yağlarını salıp, üzerindeki etler kaşıkla bastırıldığında kolayca sıyrıldığında üzerine tuzu ilave edilerek ocaktan indirilir. Başka bir tencere üzerine süzgeç konularak et suyu süzülür, kemikler üzerindeki etler de küçük küçük didiklenir. Et suyundan bir kase kadar ayrılarak biraz soğutulur, ılındığında da içerisine un ilave edilerek topak kalmayana kadar iyice karıştırılır. Bulamaç halindeki bu karışım, süzülmüş olan et suyunun içerisine yavaş yavaş dökülerek ve sürekli karıştırılarak ilave edilir. Çorba kıvamlı hale geldiğinde ocaktan alınır, üzerine yağda kızdırılmış salça ile servis edilir.

3 Mayıs 2008 Cumartesi

Aniden Karar Verdik Menüsü :)

Aslında herşey eşimin başını mutfak kapısından uzatıp "yemekte ne var?" demesiyle başladı. Ben o anda un çorbası yapmak için sabahtan kaynattığım etleri didiklemekle meşguldüm. Akşam yemeğine çorba yaptığımı ve yemek olarak da salçalı biftek düşündüğümü söyleyince "yemeği ben yapabilir miyim?" dedi. Muhtemelen gözlerimde bir an keyif pırıltısı belirmiştir. Erkekleri mutfaktan soğutmamak lazım diyerek olayı çok olumlu karşıladım :) O mutfaktan beni çıkartınca, eee bari boş oturmayayım diyerek ben de sofra düzeniyle uğraştım ve ekstradan iç baklalı pilavı menüye eklemeye karar verdim. Diğer her şey zaten dolapta vardı, sadece servis tabaklarına aktarıldı. Ancak şunu söylemeliyim ki; beraberce hazırlanan ve ailecek yenilen bir sofranın tadı ve bereketi hakikatten çok farklı oluyormuş.

- Etli Un Çorbası

- Salçalı Biftek

- İç Baklalı Pilav

- Mısırlı Çoban Salata

- Kırmızı Biber Turşusu

- Acılı Meksika Biberi Turşusu (Jelapeno)

1 Mayıs 2008 Perşembe

Portakallı&Damla Çikolatalı Top Kek


Bugün 1 Mayıs! Bahar kapımızı tıklayarak, hayatımıza girmek istiyor. Buyursun gelsin, özletmişti kendini. Elleri de boş gelmemiş, kulaklarımızdan pası atacak kuş seslerini, burnumuzu derin derin çekişlere hazırlayacak çiçek kokularını, gözlerimizi rengarenk boyayacak gökkuşağının yedi rengini, yanaklarımızı hafifçe okşayacak meltemleri ve altın tozuna bulanmış güneşi de bizlere hediye getirmiş. Herkesin ve tüm emekçilerin bu güzel bayramını kutlarım.
Bu güzel güne ben de bir kek tarifiyle katkıda bulunayım. Arkadaşıma giderken yaptığım bu kekler çok beğenildi, umarım sizler de beğenirsiniz. Öncelikle bu ince silikon kalıpları kim bulduysa gözlerinden öperim onu:) Bunlar ne kullanışlı, ne pratik ve ne kadar zamandan tasarruflu harika kalıplar böyle! Herkese tavsiye ederim.
 
Malzemeler:

- 12 adet orta boy silikon muffin kalıbı
- 2 adet yumurta
- 1,5 çay bardağı şeker
- 2,5 çay bardağı un
- 1 çay bardağı süt
- 1/2 çay bardağı sıvı yağ
- 1/2 çay bardağı portakal kabuğu rendesi
- 1 adet şekerli vanilin
- yarım paket kabartma tozu
- damla çikolata

Not: Çay bardağı ölçüsü, normal çay bardaklarına göre biraz daha büyük olan Ajda çay bardağıdır.
 
Yapılışı: Yumurtalar ve şeker, karışım bembeyaz olana kadar çırpılır. Un, sıvı yağ, kabartma tozu ve vanilin de eklenerek karıştırılır. Rendelenmiş portakal kabuğu ve süt ilave edilerek karışım hiç topak kalmayana kadar karıştırılır. Kek karışımı tartölet kalıpları içerisine oturtulan silikon kalıplara dökülerek, üzerine damla çikolata serpiştirilir. Önceden ısıtılmış 175 dereceye ayarlı fırında 15-20 dakika pişirilir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...