Evet, geçtiğimiz hafta Balıkkesir'e bağlı Gönen'deydim. İstediğimiz zaman dilimi içerisinde Antalya'da hiçbir otelde yer bulamayınca (bir hafta öncesinden yer aramaya başladığımı zannetmeyin, 1,5 ay öncesinden rezervasyon yaptırmak istedim olmadı, malesef), her sene eylül ayında gittiğim Gönen'e haziran ayında gitmek nasip oldu bu kez. Eylül ayına göre epey boştu, neden olduğunu o gece anladık. Gönen sivrisinekler tarafından işgal edilmiş arkadaşlar, herkes kapısını-bacasını kapatıp, alınlarından ter akarak içeride oturuyor. Bu ay çeltik tarlalarının sulanma zamanıymış, bir de sivrilerin en çok karınlarını doyurdukları ay :)
İlçenin göbeğindeki büyük park alanı çınar, dişbudak, çam ağaçları ve Osmanlı çimi ile Belgrad Ormanı görünümünde. Zaten serinlemek isteyen de buraya koşuyor. İçerisinde miskin ördeklerin bulunduğu basit bir havuz çevresindeki çay bahçesi halkın gözdesi. 500 kişi kapasiteli büyük çay bahçesinde kimi zaman oturulacak yer bulunamıyor.
Fotoğraftaki içeceğin adı "Arjantin", vişne suyunun içerisine vanilyalı dondurma ilavesi ile hazırlanıyor. Kimin aklına gelmiş, isim ne alaka bilemiyorum ama bizim favori içeceğimiz. İkinci sırada günde 3-4 kere bile içebileceğim Türk Kahvesi geliyor.
Durun daha bitmedi, yazmaktan yoruldum, ama anlatacaklar daha bitmedi. Zeytin, zeytinyağı, sabun, nohut, pirinç ve peynir de ısmarlayabilecekleriniz arasında geliyor. Gönen baldo olarak ünlenmiş pirinç çok bol. Hele ki peynir; isterseniz kızartabileceğiniz veya fırınlayabileceğiniz buraya has kelle peyniri, sepetlere basılarak hoş şekillerde çıkan sepet peyniri, örgü peyniri ve tuzsuz lor peyniri tam da peynir hastası bana göre. Peyirden yapılan tatlılar da çok güzel, bunlardan en meşhuru höşmerim. Ayrıca şerbetli yapılan peynir tatlısı ve fırınlanmış peynir helvası da yemeden geçilmemeli bence.
Gönen'e gidersen;
- Kaplıcaya girmeden
- İğne oyası almadan
- Peynir-zeytin ve tatlısını tatmadan gelmeyin...


















