22 Ekim 2008 Çarşamba

Zeytinyağlı Pırasa

Kış mutfağı geri gelmeye başladı, artık gönül rahatlığı ile karnabaharımızı, brokolimizi, pırasamızı pişirebiliriz. İlk açılışı pırasa ile yaptım, üzerine de limonu sıkınca, kendim yaptım diye demiyorum çok lezzetli bir yemek oldu :) Haa! çocuklar yedi mi? - hayır :( Nedir bu çocukların pırasa ile alıp-veremedikleri anlamadım, onlar da büyüyünce severler diyerek tarife geçiyorum.

Malzemeler:

- 1 kg. pırasa
- 1 adet orta boy soğan
- 2 adet havuç
- 1 kahve fincanı pirinç
- 3 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 tatlı kaşığı salça
- 1 su bardağı ılık su
- 1 adet limon
- tuz

Yapılışı: Pırasalar ve havuçlar iyice temizlenip yıkandıktan sonra 3-4 cm arayla açılı olarak verevine kesilir. Yemeklik olarak küp küp doğranmış soğan ve havuç, zeytinyağda 10 dakika kadar çevrilir. 1 tatlı kaşığı salça ilave edilerek salça iyice eriyene kadar karıştırılır. Pırasalar da tencereye alınarak karıştırılır, üzerine 1 su bardağı ılık su, tuz ve yıkanıp temizlenmiş pirinç ilave edilerek kısık ateşte 40 dakika kadar pişirilir. Hemen tüketilecekse 1 adet limonun suyu sıkılarak ilave edilir, ancak bizim gibi yemeği hemen bitiremiyorsanız, tabakta servis edildikten sonra üzerine limon suyu gezdirebilirsiniz.

21 Ekim 2008 Salı

Tırtıl Kurabiye

Artık bir klasik haline gelen tırtıl kurabiye, hem görünüm açısından, hem de bereketli olmasından dolayı en fazla yaptığım kurabiyelerden biri. Küçük, plastikten, ucu yıldız şeklindeki aparatı neredeyse köşebaşındaki marketlerden bile bulunabilecek kadar yaygın. Artık kız anneleri kızlarının çeyizlerine bile bundan alıyorlarmış :) İçerisine aklınıza esen tatları katarak, ayrıca çikolataya, fıstığa veya pudra şekerine bulayarak türlü türlü kılıklarda servis edebileceğiniz çok faydalı bir eser ;)

Malzemeler:

- 1 paket margarin
- 4,5 su bardağı un
- 1,5 su bardağı pudra şekeri
- 1 adet şekerli vanilin
- 1 çay bardağı kırık antep fıstığı
Yapılışı : Oda sıcaklığındaki margarin ve diğer tüm malzemeler bir yoğurma kabına konularak yumuşak bir hamur elde edilene kadar yoğrulur. Hamur tırtıl kurabiye hunisine konularak, baş parmak ile itilmek sureti ile çıkan tırtıl şeklindeki parçalar yağlı kağıt serili fırın tepsine dizilir. Önceden ısıtılmış 170 dereceye ayarlı fırında kurabiyeler hafif pembeleşinceye kadar yaklaşık 15 dakika pişirilir. Verilen bu miktardan yaklaşık 1,5 tepsi kurabiye elde edebiliyorsunuz. (Tarifte kabartma tozu yok, eğer konulursa üzerindeki kıvrımlar, hamur kabardığı için fazla belli olmuyor.)

17 Ekim 2008 Cuma

Ankara Pilavı

Daha önce hiç denemediğim, ancak şirketin yemekhanesinde yiyip de çok beğendiğim ve yaklaşık olarak tahmin edip yaptığım bir lezzet. Salçadan ve şehriyelerin kavrulmasından ötürü daha koyu renkli bir pilav olmasına karşın, lezzeti yerinde. Kızlar dahi "Kara pilav mı? Hımm tamam yerim." dediklerine göre, hep aynı pilav alternatifinden kurtulmak isteyenlere tavsiye edilir.

Malzemeler:

- 2 su bardağı arpa şehriye
- 3 su bardağı su
- 3 yemek kaşığı sıvı yağ
- 1 adet iri boy soğan
- 2 adet sivri biber
- 1 yemek kaşığı salça
- tuz, karabiber

Yapılışı: Pilav tenceresi içerisine sıvı yağ, yemeklik doğranmış soğan ve sivri biber konularak, soğanlar pembeleşene kadar kavrulur. Daha sonra içerisine salça da ilave edilerek, salça tamamen karışımla kaynaşana dek tekrar çevrilir. Arpa şehriyeler salçalı karışıma atılarak, renkleri hafif değişene dek yaklaşık 15-20 dakika kadar sürekli karıştırılarak kavrulur. Üzerine su, tuz ve karabiber ilave edilerek, şehriyeler suyunu çekene dek pişirilir. Ocaktan aldıktan sonra 20 dakika demlenmeye bırakılarak, sıcak olarak servis edilir.

14 Ekim 2008 Salı

Pazar Kahvaltısı

Bu da benim pazar günkü annem-babam ve kardeşim için hazırladığım kahvaltı sofram. Aslında bayram için bir iade-i ziyaret de diyebiliriz, ancak bayram haftasında kardeşim yurt dışında olduğu için ancak bu hafta misafir edebildim onları. İnsan ailesiyle birlikte olunca çok güzel zaman geçirdiğini anlatmama gerek yok sanırım.

- Kahvaltılıklar

- Hepsi de kendi imalatım reçeller (sarı erik-çilek reçeli)

- Fındık ezmesi&nutella bardakları ve buz kalıplarında dondurduğum tereyağı

- Kahvaltının lezzet katarları

- Çok ama çok sevdiğim Kıbrıs'ın meşhur kızarmış hellim peyniri

- Baharatlı yumurta

- Son zamanlarda kafayı takarak neredeyse günde iki öğün yaptığım zeytinyağlı&kaşarlı söğüş domates ve salatalık
 
- Özellikle çocukların çok rağbet ettikleri fırında baharatlı patates
 
- Bir de tatlı bulunsun diyerek yaptığım kuru meyvalı kek
 

13 Ekim 2008 Pazartesi

Ofis Kardeşliği :)

Dolu dizgin geçen bir haftasonu oldu benim için, cumartesi günü gidilecek yerim, pazar günü ise gelecek misafirlerim vardı. İlk olarak misafir olduğum sofrayı misafir etmek istedim (gün sırasına göre :) Cumartesi günü ofisten 4 fire vererek, buna rağmen 7+4 (bu dört, dört çocuğu ifade ediyor, yani siz farzedin 7+8 :) kişi cümbür cemaat, ofisimizin şefi sevgili Sevinç Hanım'ın evine davetliydik. Hımmm neler yedik neler, bir de kızım biraz huysuzluk yapmasaydı, ne güzel bir gün olacaktı :( Hem yeni evine, hem de sofrasına misafir olduğumuz Sevinç Hanım'a teşekkür ediyorum bizim için girdiği zahmetlerden ötürü, güle-güle ağız tadıyla otursun inşallah. Bu arada Aslı'cığıma da teşekkür ediyorum, yerlere yatıp lokmaları sırtıma dizdiği ve doğru dürüst resim çekmeme fırsat vermediği için :) Herkesin bayıla bayıla yediği bir atom pasta ve bir kek daha vardı ama o fotoğraflar Aslı'ya kurban gitti. (Canı sağolsun...)

- Çikolata soslu alaca kek

- Tahinli kurabiye

- Etimek talısı

- Tavuklu-garnitürlü börek

- Yalancı su böreği

- Etsiz Çiğ Köfte

- Çin salatası

- Çiğ sarma

Çiğ sarma daha önce hiç yemediğim ve adını da duymadığım bir lezzetti. Ancak herkesin defalarca sarıp sarıp yediği ve en çok tükettiği yiyecekti desem, lezzetini kısaca anlatmış olurum herhalde. Aslında bu Ege lezzeti sofraya ayrı ayrı konan bulgurlu harç ve salamura yaprağın sofrada sarılıp, salça ve kırmızı bibere batırılıp yenmesinden oluşuyormuş diyeceğim ama, çok tırsıyorum şimdi biri çıkıp "vay çiğ sarma nasıl öyle yenir, o aslında böyle yenir!" diye tepki çekmekten. (Artık yöresel yemek tariflerinden uzak duruyorum :) Ancak bu lezzetten mahrum kalmanıza gönlüm razı olmadığı için, Sevinç Hanım'dan aldığım tarifi aynen aktarıyorum;
 
Malzemeler:
 
- 3 su bardağı iri bulgur (pilavlık)
- 2 yemek kaşığı salça
- 1 demet taze soğan
- 7-8 dal taze nane
- yarım demet maydanoz
- 3 yemek kaşığı sıvı yağ
- tuz, karabiber, kırmızı pul biber
 
Yapılışı: Bulgur, temizlenerek kısır yapar gibi üzerine dökülen sıcak suyla 20 dakika kadar demlenmeye bırakılır. Bulgur suyunu çekip taneler şişince yağda 5 dakika kadar çevrilerek, üzerine salça ilave edilir. En sonunda ince ince doğranmış taze soğan, taze nane, maydanoz ve baharatlar da ilave edilerek servis tabağına alınır. Salamura yapraklar, salça ve kırmız biber ayrı tabaklarda servis edilerek, yemek isteyen kaşıkla harçtan doldurarak sarar ve afiyetle yer, bu masal da uzun süre devam edeeeerrrrrr.....

8 Ekim 2008 Çarşamba

Paçanga Böreği

Hiç Büyük Şehir Sosyal Tesisleri'ne gittiniz mi? Biz ne zaman gitsek sıcaklardan ikisini hemen sipariş ederiz; biri paçanga böreği, diğeri de mantar graten, ikisini de kesinlikle tavsiye ederim. Mantar grateni evde yaptım oldu, sıra paçangaya gelmişti, onu da denedim, vallahi o da oldu. (Hatta Sena, anne bunları tesislerden mi yaptırdın? diye sordu, demek ki işlem tamam :)

Malzemeler:

- 1 adet yufka
- 4 dilim pastırma
- 4 dilim kaşar peyniri
- kızartmak için sıvıyağ

Yapılışı: Yufka düz bir zemin üzerine serilerek, dört tarafından yuvarlak kısımları kesilir ve hemen hemen bir kare şekli verilir. Kare şeklindeki yufkadan uzunlamasına dört eşit şerit kesilir. Herbir şeridin ucuna bir dilim pastırma, onun üzerine de kaşar peyniri konularak, kenarlarını peynirin üzerine hafif kıvırarak küçük bir dikdörtgen şeklinde sarılır. Kızgın yağda, ancak çok harlı olmayan bir ateşte, içindeki kaşar eriyecek şekilde yavaş yavaş kızartılır. Sıcak olarak da servis edilir.

7 Ekim 2008 Salı

Fırında Palamut


Evetttt balık mevsimi geldi, balıkseverlere müjdeler olsun :) 4 kişilik ailemizin 3'ü balığa aşık olunca mevsimin ilk açılışını palamut ile yapmak da şart oldu. Aç olduğumuzdan mı, yoksa gerçekten balık çok tazeydi ondan mı bilemiyorum, suyuna bile bana bana yedik.


Bu arada ben balıkla beraber fırına verilen soğan ve domateslere bayılıyorum, hatta balıksız bir tepsi domates ve soğanı fırınlamayı bile düşündüm :) İsterseniz miktarını azaltabilir veya ben senden çok yerim diyorsanız çoğaltabilirsiniz. Yanında da salata, haydi afiyet olsun....


Malzemeler:

- 2 adet orta boy palamut
- 2 adet iri boy soğan
- 2 adet iri boy domates
- 1 adet limon
- 7-8 dal maydanoz
- 2 yemek kaşığı sıvı yağ

Yapılışı: Balıklar temizlenip tuzlanarak 2 parmak eninde dilimlenirler. Fırın tepsisi 1 yemek kaşığı yağla iyice yağlanır ve üzerine halka halka kesilmiş soğan ile altlık oluşturulur. Domatesin 1 tanesi de dilimlenerek soğanların üzerine serpiştirilir. Bu taban üzerine balıklar, dilimlenmiş diğer domates, yine dilimlenmiş limon ve maydanoz yerleştirilir ve kalan yağ tepsi üzerinde gezdirilir. 200 dereceye ayarlı fırında 25-30 dakika pişirilir.

5 Ekim 2008 Pazar

Bayram Menüsü ve Kaşe Çorbası


Bir bayramı ve onunla beraber gelen koskoca bir tatili daha geride bıraktık, Allah daha nice ağız tadıyla geçecek bayramlar nasip eder hepimize umarım. Bayram seromonisiyle yorgun düşen bedenlerimizi hafta sonu dinlendirerek, ancak şimdi yazmaya vakit bulabildim :) Bayramın ilk günü geleneksel soframız kuruldu. Herkesin birşeyler yaparak sofraya kondurdurduğu bu sofra, benim için daima bayramı bayram yapan özelliklerden biri olmuştur.
Menüdekileri sıralarsam;
- Kaşe Çorbası/Tarhana Çorbası
- Zeytinyağlı Yaprak Sarma
- Su Böreği
- Arnavut Ciğeri
- Tas Kebabı
- Turşu
- Baklava
- Kızılcık Hoşafı
 
 
Hepsi ayrı güzeldi, ancak içlerinden bana ilginç gelen Kaşe Çorbasının tarifini vermek istiyorum. Kaşe Çorbası evlenmeden önce hiç içmediğim, hatta adını hiç duymadığım bir lezzet. Evlendikten sonra da sadece bayramlarda yapılıp içildiğini gördüm, o yüzden de bayrama özel bu çorbanın tarifini vermek istedim, buyrun tarife;
 
Malzemeler:
 
- 200 gr. pastırma
- 1 su bardağı mısır unu
- 3 yemek kaşığı sıvı yağ
- 7 su bardağı su
- tuz
 
 
Yapılışı: 6 bardak su ve tuz bir tencereye konularak kaynatılır. Ayrı bir yerde pastırmalar küçük küçük kıyılarak 3 kaşık yağ ile iyice kavrulur. Bir kase içerisinde mısır unu ile 1 bardak su pürüzsüz bir bulamaç haline gelinceye kadar karıştırılır. Tencere içerisindeki su kaynamaya yüz tuttuğunda, içerisine hazırlanan mısır unlu karışım yavaş yavaş dökülerek sürekli karıştırılır. Normal çorbalara göre biraz daha kıvamlı hale geldiğinde, yağı ile birlikte pastırmalar da ilave edilerek son bir kez daha karıştırılır ve hemen servis edilir. Beklediği zaman çabuk kalınlaştığından, tekrar ısıtılması gerektiğinde su ilave edilerek inceltilmesinde fayda var.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...