25 Şubat 2010 Perşembe

Profiterol

Hamide'nin yaptığı profiterolün ne kadar lezetli olduğundan bahsetmiştim değil mi? Aynı tarifi Defne Joy Foster'in programında kameralar karşısında yaptığını ve tatmak için dahi kendisine 1 lokma kalmadığını söylersem bu lezzet hakkında belki biraz daha fikir sahibi olabilirsiniz :) Büyük uğraşlar sonucu getirttiğimiz bu gizli formül artık mutfaklarınızda :)

Malzemeler:

Hamuru için:

- 1 su bardağı un
- 1 su bardağı su
- yarım paket margarin
- 1 yemek kaşığı toz şeker
- 1 tutam tuz
- 3 adet yumurta

İç Kreması için:

- 3 su bardağı süt
- 1 su bardağı toz şeker
- 1 adet yumurta
- 2 yemek kaşığı un
- 1 yemek kaşığı buğday nişastası
- 1 paket şekerli vanilin
- 1 kutu süt kreması veya yarım paket margarin

Sosu için:

- 3 su bardağı süt
- 1 yemek kaşığı buğday nişastası
- 3 yemek kaşığı toz şeker
- 3 yemek kaşığı kakao
- yoğun çikolata tadı arzu edilirse 80 gr. bitter çikolata

Yapılışı: Küçük bir tencereye 1 bardak su konularak kaynatılır. Su kaynadığında içerisine margarin eklenerek eritilir. Margarin de eriyince yumurta haricindeki diğer tüm malzeme tencereye alınır. Helva gibi yoğun kıvamdaki karışım göz göz oluncaya kadar kaynatmaya devam edilir. Karışım 10 dakika kadar bekleyip ılınınca yumurtalar teker teker eklenerek hamura iyice yedirilir. Ele zeytinyağı sürülerek hamurdan 1 tatlı kaşığı kadar alınarak yuvarlatılır ve aralıklı olarak tepsiye dizilir. Önceden ısıtılmış 200 dereceye ayarlı fırında 20 dakika kadar pişirilir. Hamur parçaları şişip kabardığında içlerinin de pişmesi için fırının ayarı 160 dereceye düşürülerek 20 dakika daha pişirilir. Hamur toplarının sönmemesi için, tepsi fırının kapağı açılmadan 15 dakika kadar daha fırın içerisinde bekletilir. Hamurlar ele alınabilecek kadar soğuduktan sonra hazırlanan krema, krema sıkma aparatı ile içlerine doldurulur. Çikolata sosu için tüm malzemeler küçük bir tencere içerisine konularak muhallebi gibi pişirilir. (Arzu edilirse hazır çikolata sosu da kullanabilirsiniz.) Servis etmeye yakın çikolata sosu hamurun üzerine dökülerek, tatlı soğuk olarak servis edilir.

24 Şubat 2010 Çarşamba

Yeni Bir Kuzen Sofrası...

Haftasonu öylesine dolu geçti ki, bir baktım yine pazartesi olmuş, tabii ki dinlenme faslı bir başka haftasonuna kalmış. Pazar günü yazdığım gibi Soft Bowl'un davetlisiydim, topluca kek pişirmek üzere, Cumartesi günü ise bu kez başka bir kuzenimin masasına davetliydim. Eee Sülale geniş olunca kuzen de çok oluyor haliyle, hepsi ile de iletişim içerisindeyiz, Allah bozmasın :) Sülalenin en eğlencelisi, bir o kadar da marifetlisi Hamide'nin elinden yine kaçan olmamış, ne bulursa yapmıştı. Ona gittiğimiz zamanlar daima unutulmaz günlerden biri oluyor, çay faslından sonraki darbuka ve keman eşliğindeki fasıl hepimizi kırdı geçirdi :) İyi ki varsın Hamide ya, vallahi sana oturmaya gelmeye bayılıyorum...

- Kıymalı gül böreği

- Peynirli unlu çıtır börek

- Patatesli poğaça

- Cevizli kereviz salatası

- Havuçlu&kabaklı salata

- Kuru meyvalı kek

- Kakaolu ıslak kek

- Ve Profiterol. Aman Allahım ne lezzetli profiteroldü o öyle. Kendimi tutarak 3 top yedim, kendimi tutmasaydım dibini de kaşıklardım herhalde. Tarifini hemen aldım, telaşa gerek yok :)

23 Şubat 2010 Salı

Soft Bowl ile Topluca Kek Pişirme Sanatı :)

Limonlu Kek iftiharla sunar: Bu post; topluca kek yapımının resimli fotoromanıdır, üstelik Renkli ve Türkçe :)

Herşey, soğuk ve karlı bir Şubat günü Soft Bowl'dan gelen "Bizimle Kek Pişirmek İstermisiniz?" daveti ile başladı. Benden yana verilen cevap olumluydu ve tam 13 blogcu Hobimle Lezzet Okulu'nda beraberce kek pişirmek üzere buluştuk.
 
Herkes, kek yapmak üzere tüm malzemeleri yanıbaşında hazır vaziyette start verilmesini bekledi. Bekleyiş içerisinde herkes kafasında neli kek yapacağı gibi stratejik planları gözden geçiriyordu. Verilen komutla birlikte herkes aynı anda yumurtaları kırmaya başladı :)
 
Etrafta uçuşan un, şeker, kabartma tozu bulutları arasında herkes en güzel keki yapmak üzere hummalı bir telaşa girdi. (Bu arada bir kek pişirirken mutfağın nasıl dağıldığından şikayet ediyorsanız, bir de 10 kek pişerken nasıl dağıldığını görseniz diyorum :)
 
Kekler ikili olarak kardeş kardeş fırına atıldıkça, üzerimize düşeni alnımızın akıyla gerçekleştirmenin iç huzuru ile için rahat bir soluk alındı.
 
Kekler fırında pişerken ortalık derlenip toparlandı, çay ve ikram için yeniden düzenlendi. Biz kızlar da vurduk sohbetin gözüne :)
 
İkramlar da harikaydı, Sevgili Birsen'in yaptığı ve herkesin ikişer kere servis ettiği kısır günün en lezzetlisi ünvanını hakediyordu sanırım.
 
Yine Birsen'in yaptığı poğaçalar da muhteşemdi.

Sevgili Sevil'in yaptığı kestaneli pasta da herkesin 2'şer dilim alması ile lezzetini kanıtlamış oldu.

Tüm bu telaş ve bekleyiş, işte güzel turuncu giysisi ile gelin gibi salınan kek içindi :)

Daha önce silikon kek kalıpları ile yaptığım başarısız kek denemelerinden sonra; silikon kek kalıplarını kullanırken nelere dikkat etmemiz gerektiğini kendimce sıralarsam; - Silikon kalıp yağlanmadan da kullanılmasına rağmen keki kalıptan çıkartırken çok yarar sağlaması açısından katı yağ ile yağlanmalıdır. - Silikon kapların özelliği daha az kek karışımı ile daha kabarık kekler elde edilmesi olduğundan, kalıbın ancak 2/3'ünün kek karışımı ile doldurulmalıdır. - Kalıplar fırına verildiği zaman her tarafından aynı ısının dolaşması için tel ızgara üzerine oturtulmalıdır. - Kalıp fırından çıktıktan sonra, kekli kısım yukarıda olacak şekilde ılınıncaya kadar bekledikten sonra kek kalıptan çıkarılmalıdır. - Silikon aslında sağlığı tehdit edecek hiçbir madde içermediği için çok sağlıklı bir malzeme olmasına rağmen, bazı kalitesiz silikonlar, fırına girdiği zaman renk değiştirmişse kimyasalı değişmiş demektir, kesinlikle kullanılmamalıdır.
 
Ve işte fotoromanın sonu, mutlu son, kek güzellerinin podyum yürüyüşü :) Hepsi çeşit çeşit, üzümlüsü, damla çikolatalısı, haşhaşlısı, kuru meyvalısı, tarçınlısı...
 
- Biz bayanlar biraraya geldiğimizde, yanımızda çay ve atıştırmalık da varsa dünya yansa umrumuzda olmaz herhalde :) Ne kadar eğlendiğimizi yazılar değil, fotoğraflar anlatsın artık.
 
Bu kadar anlatım üzerine bir kek tarifi vermeden de olmazdı değil mi? Benim tercihim portakallı&haşhaş tohumlu kekten yana oldu. Gerçekten de haşhaşın çıtır çıtır tadıyla portakalın harika aromasının birleştiği yumuşacık bir kek ortaya çıktı. Ve aslında en önemli olarak da; bu güzel organizasyonda yer almamızı sağlayan Soft Bowl'a, en ince detayları düşünüp gerçekleştirmek için uğraşan Sevgili Sevil ve Sevgili Birsen'e çok teşekkür etmek istiyorum.
 
Malzemeler:

- 3 adet yumurta
- 1,5 su bardağı şeker
- 2,5 su bardağı un
- 1 su bardağından biraz az süt
- 1 su bardağından iki parmak az sıvı yağ
- 1 adet portakal
- 1 adet kabartma tozu
- 1 adet vanilin
- 2 yemek kaşığı haşhaş tohumu

Yapılışı: Yumurtalar ve şeker, karışım bembeyaz olana kadar çırpılır. Un, sıvı yağ, kabartma tozu vanilin ve haşhaş tohumu da eklenerek karıştırılır. Ayrı bir yerde portakalın kabuğu rendelenir, suyu da sıkılırak bir bardağa konur. Portakalın suyunun üzerine süt konularak 1 su bardağına tamamlanır. Bu iki malzeme de karışıma eklenerek, hiç topak kalmayana kadar karıştırılır. Bu arada silikon kek kalıbı margarinle iyice yağlanır. Yağlanmış silikon kalıba dökülen kek karışımı, önceden ısıtılmış 175 dereceye ayarlı fırında 40-45 dakika pişirilir.

19 Şubat 2010 Cuma

Muzlu Bomba Tatlısı

5-6 yıl önce bir Ramazan günü iftara işyerinden arkadaşlarımı çağırmıştım. Malum işten çıkıp direkt eve gittiğimizden ya salata-çorba gibi bazı yemekleri yapmak için elbirliği ile mutfağa girmiştik, ya da bazı arkadaşlar evden yaptıklarını getirmişlerdi. Sevgili Nazan (kulakların çınlasın :) "tatlıyı ben yapacağım, sen sakın yapma" deyince tatlı yapma telaşına hiç düşmedim ben de. Ama Nazan'cığım elinde bir kavanoz bal, 3 adet muz ve kaymakla geldiğinde o yetiştirme telaşı içerisinde ister istemez "Nee! Tatlıyı şimdi mi yapacaksın?" diye garipsemiştim. (Bu arada o harika günü hiç unutmadığımı ve hep hatırlayacağımı not düşmek istiyorum :) Sonuçta tatlının yapımı 5 dakika sürmedi, tatlınıp yenilip bitmesi de aynı 5 dakika skorunu yaptı. Yani o derece kolay, bir o kadar da lezzetli bir tatlı. Ancak tüm malzemesi çok kuvvetli olduğundan dikkat!!! diyorum, eğer zayıflığını kıskandığınız bir arkadaşınız varsa, koyun önüne koca bir tabak tatlı, alsın kiloları :)

Malzemeler:

- 2 adet muz
- yarım rulo kaymak veya 1 paket krem şanti
- 1 su bardağı dövülmüş ceviz
- 1 yemek kaşığı bal
- 1 yemek kaşığı antep fıstığı tozu

Yapılışı: Muzlar 1'er cm. kalınlığında doğranarak servis tabağına alınır. Üzerine önce dövülmüş ceviz, daha sonra bal sürme aparatı ile (veya bir kaşığın ucundan azar azar akıtarak) bal gezdirilir. Oda sıcaklığında biraz yumuşamış kaymak veya üzerindeki tarife göre hazırlanmış krem şanti, sıkma aparatına konularak tatlının üzerine sıkılır. Antep fıstığı tozu ile arzu edildiği gibi süslenerek servis edilir.

18 Şubat 2010 Perşembe

Kremalı Patates

Kremalı patatese ilk denediğim günden beri aşık olduk ailecek. Patates severlerin mutlaka denemesi gereken bir tat. Bu kadar lezzetin üstüne, hazırlanması fazla zaman almadığından dolayı da çok pratik. Yapılacak tek şey patatesleri kesmek ve dizmek. Eee patates severler daha ne duruyorsunuz :)

Malzemeler:

- 3 adet orta boy patates
- yarım kutu süt kreması
- 1 çay bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
- tuz, karabiber, kırmızı biber, köri

Yapılışı: Patateslerin kabukları soyularak 1 cm. kalınlığında halka şeklinde doğranır. Üzerine tuz ve baharatlar serpiştirilerek, her tarafına baharat gelecek şekilde ovuşturulur. Yağlanmış bir fırın kabına herbir halka birbiri üzerine gelecek şekilde balıksırtı olarak yerleştirilir. Üzerine süt kreması dökülerek önceden ısıtılmış 180 dereceye ayarlı fırında 25 dakika pişirilir. Fırın kapatıldıktan sonra üzerine kaşar peyniri rendesi dökülerek, peynir eriyene kadar fırında bekletilir. Sıcak olarak servis edilir.

17 Şubat 2010 Çarşamba

Tavuklu&Şehriyeli Pilav

Pilavın pişmediği bir mutfak var mıdır acaba? Etli yemeklerin yanında olmazsa olmazıdır. Her evde pişiyorsa, tarifini neden yazıyorum o halde? Mutfağa ilk kez girenler ve ileride blogumu, arşiv olarak kullanacak kızlarım için tabii ki :)

Malzemeler:

- 1 su bardağı baldo pirinç
- 1 kahve fincanı şehriye (arpa veya tel şehriye)
- 2 su bardağı tavuk suyu
- 1 su bardağı didiklenmiş tavuk eti
- 1 yemek kaşığı tereyağı veya sıvı yağ
- tuz

Yapılışı: Tereyağı veya sıvıyağ çok derin olmayan bir tencereye alınarak kızdırılır. Şehriyeler ilave edilerek hafif kahverengine dönene kadar kavurulur. İyice yıkanarak nişastasından arındırılmış ve süzülmüş pirinç eklenerek, pirinçler tel tel dökülüp şeffaflaşmaya başlayana dek kavurmaya devam edilir. (Benim gibi pirinçleri kavurarak pilav yapıyorsanız 1'e 2 ölçü, öncesinde pirinçleri sıcak suda ıslatarak pilav yapıyorsanız 1'e 1,5 ölçü su koymalısınız.) Pirinçler kavrulduktan sonra tavuk suyu ilave edilerek kısık ateşte pirinçler suyu çekene kadar pişirilir. Ocağın altını kapatarak piavın üzerine tavuk etleri serpiştirilir. 20 dakika daha demlendikten sonra sıcak sıcak servis edilir. Bol karabiberli veya yanında yoğurtla ne de güzel gider vallahi :)

15 Şubat 2010 Pazartesi

Banu ile Haftasonu Lezzetleri

Haftasonu annem ve teyzemle, kuzenim Banu'nun evine davetliydik. Topu topu 5 kişi olmamıza rağmen Banucuğum aklına her düşeni yapmıştı sanırım :) Hepsi birbirinden güzel yiyeceklerin süslediği sofra ve hiç bitmesin istediğim sohbet öylesine güzeldi ki, dönüşte 2,5 saat kaldığımız trafik bile beni yormadı diyebilirim :)
 
- En fıstıklısından lokumu ve bol köpüğü ile açılış şerefi Türk kahvesinindi :)
 
- Sultan sarması
 
- Annemin ellerinden çıkma mantar kurabiye
 
- Benim yaptığım havuçlu kek
 
- Teyzeciğimin yaptığı muhteşem lezzetli zeytinyağlı yaprak sarma
 
- Sarımsaklı yoğurtlu közlenmiş kırmızı biber salatası
 
- Tavuklu Salata
 
- Zeytinyağlı taze fasülye
 
- Haşhaşlı çörek
 
- Ispanaklı börek
 
- Kıymalı mayalı poğaça

13 Şubat 2010 Cumartesi

Milföy Mantolu Tavuk

Bazı tarifler vardır ya malzeme listesi çok uzundur, daha baştan göz korkutur, ya da "önce onu yapacaksınız, sonra bunu, en sonunda da şunu" diye bir anlatımı vardır, daha baştan pes ettirir. Bu tarif de ilk anlattıklarında gözümü korkutanlardan, ama işten eve geldiğinizde tavukları bıraktıysanız tencereye kaynamaya, siz arada işinizi yaparken hemen oluveriyor, daha doğrusu başında beklettirmiyor. Ortaya çıkan sonuç da hem gözünü, hem de karnınızı doyuruyor. Biz bunu yerken hemen kafamda akşam yemeğine gelebilecek misafirler için menümü oluşturdum bile; tas kebabı+pilav+milföy mantolu tavuk+kremalı patates. Sizce nasıl olur?


Malzemeler:

- 4 adet tavuk baget
- 4 adet milföy hamuru
- 5 su bardağı su
- 1 adet yumurta sarısı
- tuz, karabiber, kırmızı biber, köri

Yapılışı: Tavuk bagetler yıkanarak 5 bardak su içerisinde haşlanır. Bagetler haşlanırken son 5 dakika kala haşlama suyuna tuz ilave edilir. Haşlanmış bagetler sudan çıkarılarak süzdürülür ve üst derisi çıkarılarak soğumaya bırakılır. Bu arada milföy hamurları dışarı çıkarılarak çözdürülür.

Hamurlar yumuşadığı zaman elle her köşesinden hafif hafif çekiştirilerek inceltilir. Bagetler, istenilen baharatlarla hafifçe ovuşturularak milföye sarılır, alt kısımdaki fazlalıklar alınarak kemiklerin üzeri alüminyum folyo kaplanır. (Eğer bagetler küçük ise çaprazlamasına ikiye de bölebilirsiniz. Biraz kapatıken zorlanabilirsiniz, ancak piştikten sonra tüm izler kapanıyor ve ince börek tabakası ile çok daha güzel bir tat elde ediyorsunuz.) Milföylerin üzerine yumurta sarısı sürülerek, susam serpiştirilir ve 180 dereceye ayarlı fırında 15-20 dakika pişirilir.

9 Şubat 2010 Salı

Müsaittim, Dondurmalı Pasta Yemeğe Gittim :)

Carte d'Or'dan "Müsaitseniz Dondurmalı Pasta'ya Bekliyoruz." sloganıyla yola çıkılmış bir davet aldığımda seve seve kabul ettim. Bizler müsaittik ama, hava bir türlü müsait olamadı ta ki geçen hafta sonuna kadar :) Giderek daha genişleyen bir grup olarak ne güzel zaman geçirdik, bundan sonra davet almasak bile buluşmadan duramayacağız galiba :) Kokteyl havasında geçen toplantının asıl amacı, Carte d'Or'un yeni ürünü olan Dondurmalı Pasta'nın tanıtımı ve Carte d'or cephesinden haberlerdi. Dışarıda yağmur, içeride koyu muhabbet ve sıcacık çay, karşımızda Carte d'Or, yani tam bir yediğimiz önümüzde, yemediğimiz arkamızda olayı :) Daha ne ister ki insan! Konsept, dondurma ve pasta üzerine olduğu için grup içinde Ocak ve Şubat doğumluların doğum günleri iki dondurmalı pasta keserek kutlandı. Bunlardan biri de bendim, yani 40. doğum günüm de böylece tüm dünyada ve ülkemizde törenlerle kutlanmış oldu :) (Birlikte dondurmalı pasta kestiğimiz ve neredeyse 5 dakika süren, flaşların ardı ardına patladığı anı bir görecektiniz, sanırsınız Oscar'ı almak için kırmızı halıda yürüyoruz :) Böylesi güzel bir organizasyonun içerisinde olduğum için gerçekten çok mutlu olduğumu belirtmek istiyorum. Tek başına bir bloga yazı yazmak güzel, ama daha güzeli blog sayesinde pekçok kişi ile tanışıp daha fazla şey paylaşmak, daha fazla ortak paydalarda buluşmak. Bu ortak paydalardan biri olan Carte d'Or a tekrar teşekkürler...

4 Şubat 2010 Perşembe

Ayva Reçeli

Bahçeden toplanmış öyle çok ayva geldi ki, hepsi de yamru yumru ve bazı tarafları çürümüş olduğundan kimse yüzüne bakmadı. Kendi kendine çürüyüp gitmesine gönlüm razı olmadığından oturdum bir güzel temizleyip (inanın işin en zor kısmı ayıklaması) reçel yaptım. Aman öyle güzel oldu ki (hani kendim yaptım diye değil, çok lezzetli oluyor diye söylüyorum :) çocuklar durmadan ayva reçeli soruyorlar. (Bu arada fotoğrafta görünen wafflelar BİM'den alınma, içi karamelli waffleları biz ailecek çok sevdik, belki rafta görüp almakta tereddüd edersiniz diye yazmak istedim)

Malzemeler:

- 1 kg. ayva
- 1,5 kg. toz şeker
- 2 su bardağı su
- yarım limonun suyu
- 3-4 adet karanfil

Yapılışı: Ayvalar temizlenerek küçük küp küp doğranır. ( Ayvayı temizlerken 8-9 adet çekirdeğini saklamayı unutmayın. Ayvaya o berrak kırmızı rengi çekirdeği veriyor.) Bir tencere içerisine alınarak 2 bardak su ilave edilir ve ayvalar hafif yumuşayıncaya kadar 15-20 dakika kaynatılır. Ayvalar yumuşadığı zaman kaynatma suyu dökülmeden üzerine toz şeker, ayvanın çekirdekleri ve karanfil taneleri ilave edilerek kaynatmaya devam edilir. Reçelin olup olmadığını, bir tabağa kaşığın ucu ile reçel damlatarak anlayabilirsiniz, eğer damla yayılmayıp minik top gibi kalıyorsa reçeliniz olmuş demektir, aksi halde olana kadar kaynatmaya devam etmelisiniz.

2 Şubat 2010 Salı

Kış Çayı

Okullar tatile girdi, ben de izin aldım, ki kızlarımla oturayım, istediğim her yere gideyim, aklıma her düşeni pişireyim. Ama kural değişmedi, yine aynı geçen seneki gibi hasta olduk. Gerçi yataklara düşmedik bu sefer, ama ailecek aksırıp-tıksırıyoruz. Tabii o zaman çıksın çekmeceden mucizevi karışımlar, yapılsın kış çayları, iki günde ayaklanırsınız vallahi :)

Mucizevi dedim ama, çayın içine koyduklarım öyle zor bulunacak cinsten de değil, aktarlardan, hatta köşedeki marketten bile bulabilirsiniz. Neler mi katıyorum kış çayına;

- yarım limon
- 4-5 karanfil
- 1 tatlı kaşığı kekik
- 1 tatlı kaşığı hatmi çiçeği
- 1 avuç ada çayı
- 5-6 adet gül tomurcuğu
 
- 1 tatlı kaşığı nane
- 4-5 adet kuşburnu
- 2 avuç ıhlamur

Yapılışı: Malzemelerin tümü çaydanlığın üst kısmına konularak üzerine kaynar su ilave edilir. 5 dakika demlenmeye bırakıldıktan sonra 1'er çay kaşığı bal ile tatlandırılarak servis edilir, hepsi bu. Herkese sağlıklı, huzurlu günler diliyorum...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...