29 Şubat 2008 Cuma

Joker Kurabiye

Bugün bu joker kurabiyelerin tarifini vereyim dedim, neden joker kurabiye onu da anlatayım. Diyelim ki akşam sekizde telefon geldi, bilmem kimler "evde misiniz, bir saate kadar uğrayacağız?" diyorlar. Evde de hiçbir şey yok, kabartma tozu bile, sadece yağ, şeker ve biraz un. İşte bu zaman joker kurabiye zamanıdır, ayrıca 15-20 dakikalık kısa pişimiyle de ortalığı toparlamaya zaman bırakıyor:) İstediğiniz malzemeyle de tadını ve görüntüsünü renklendirebilirsiniz, her seferinde tutuyor. Ben bu seferkilerin içerisine fıstık tozu da kattım, yiyenler bayıldı. Haydi hep birlikte insanları bayıltmaya:)

Malzemeler:

- 1 paket margarin
- 6 yemek kaşığı toz şeker
- aldığı kadar un

Yapılışı: Oda sıcaklığındaki margarin, toz şeker ve yumuşak bir kıvam elde edecek kadar un karıştırılarak yoğurulur. (Eee margarin de dolaptaydı ne olacak şimdi derseniz size bir sabun yöntemi "Hamiş: Sabun, mimaride kullanılan içinden çıkılması güç çizimlerde elle yapılan kandırıkçı bir düzeltme yöntemidir" yazayım. Ben bütün bir margarini büyükçe bir cezveye alarak, tüm dış yüzeyi eriyecek kadar ısıtıp sonra ateşten alıyorum. 1-2 dakika margarini kendi yağının içerisinde çalkalayıp bekletiyorum) İster düz bir zeminde kurabiye kalıplarıyla, benim o kadar zamanım yok derseniz de ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak dilediğiniz şekil verilir. Önceden ısıtılmış, 175 dereceye ayarlı fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.

28 Şubat 2008 Perşembe

Balık Sofrası

Bu aralar balık yine bollaştı, tezgahlarda tazecik, çıtır çıtır görünce dayanamıyorum, hemen alamıyorum. Evde ise balık kaosu yaşıyoruz, küçük kızım balığı çok sevmesine ve kızartırken aşırı sabırsızlanmasına karşın büyük kızım hiç ama hiç sevmiyor. O yüzden balık olduğu zaman yanına mutlaka alternatif bir şeyler de yapmam gerekiyor. Bu sofra da o tarz bir sofra oldu. Balıklar eşimdendi, kendileri balıkçı olurlar da. Hiçbir şey için sabahın 5 inde kalkmaz, sadece balık için, neyse ki bu sefer şu sağ köşede görünen çıtır istavritleri yakalamıştı da değdi. Bir balık menüsünde neler olabilir diye düşününce bunlar aklıma geldi, var mı başka fikri olan?

- İstavrit kızartma
- Karışık salata ve roka
- Patates kızartması
- Sigara böreği
- Amerikan salatası
- Tatlı kuru soğan
- Fıstıklı tahin helvası

26 Şubat 2008 Salı

Etli Kapuska

Benim için en iyi stres atma yöntemi birşeyler pişirmek, hele ki kurabiye yapmaya bayılıyorum. Bazen işteyken şiddetli bir biçimde eve gidip kurabiye yapmak geliyor içimden, bu bir tek bana mı oluyor arkadaşlar, size de oluyorsa lütfen yazın bana. (Evrende yalnız mıyız?:) Amma velakin hep kurabiye kurabiye de olmuyor, arada yemek yapmışlığım da var tabi :p (yoksa blogun adını kurabiyeci kız mı koysaydım, Pastacı Kız kulakların çınlasın!) Lafı çok dolandırdım sadade gelelim; alın işte size kapuska, aa öyle dudağın bir köşesini göze doğru kaydırmayın lütfen, çok faydalıymış ama.

Malzemeler:

- 300 gr. kuşbaşı et
- 1 adet küçük lahana
- 1 adet orta boy soğan
- yarım çay bardağı sıvı yağ
- 1,5 yemek kaşığı salça
- arzu ettiğiniz kadar kırmızı pul biber

Yapılışı: Kuşbaşı doğranmış etler iyice yıkanarak düdüklü tencere içerisine konulur ve suyunu çekene kadar yağsız kavrulur. Etler suyunu çekip iyice küçülünce üzerine yağ ve yemeklik doğranmış soğan ilave edilir. Bu arada lahana da, bir parmak kalınlığında küçük küçük doğranır. Soğanlar pembeleştiğinde üzerine salça ilave edilerek, etlere güzelce yedirilir. En son aşamada salçalı karışıma lahanalar da eklenerek karıştırılır ve üzerini geçmeyecek kadar su konularak kapağı kapatılır. Düdüklü tencerede 25 dakika pişirildikten sonra servise hazır hale geliyor. Genelde kapuska hafif acıyla özdeşleşmiştir, acıyı sevdiğiniz oranda üzerine kırmızı pul biber serpiştirebilirsiniz.

25 Şubat 2008 Pazartesi

Ton Balıklı Sandviç

Bugün sofrada olsada olur, olmasa da (ama olursa iyi olur) bir-iki atıştırmalık yazayım dedim. Genelde bu tarz denemeleri cumartesi günleri evdeyken yapabiliyorum, diğer zamanlarda bunlara zamanım yok. Bunlardan biri olan ton balıklı sandviçler benim en sevdiğim aperatiflerdendir. Hemen hemen herkes tarafından çok sevildiğinden şimdiye kadar yüzümü kara çıkarmadılar. İlk olarak Emirgan Parkı içerisindeki Sarı Köşk'te yiyip çok beğenmiştim, ona yakın bir lezzet yakaladığımı söyleyebilirim.

Malzemeler:

- 8 adet sandviç ekmeği
- 3 adet 80 gr. lık ton balığı
- 2 yemek kaşığı mayonez
- 8 adet kornişon turşu
- 8 parça kıvırcık salata yaprağı
- 1-2 yemek kaşığı teremyağ

Yapılışı: Ton balıkları kutuları açılarak, bir çatal üzerine bastırılmak suretiyle yağları iyice süzdürülür ve tabağa alınır. Üzerine mayonez ve rendelendikten sonra suyu iyice süzülen kornişon turşular ilave edilir. Herbir sandviç ekmeğinin içine ince bir tabaka teremyağ sürülür ve temizlenmiş kıvırcık salata yaprakları yerleştirilir. Son olarak iyice harmanlanmış ton balığı karışımı içlerine paylaştırılır.

Kokteyl Havuç

Küçük atıştırmalıkların ikincisi ise kokteyl havuç, yapımı çoook ama çook basit. Çocuklarınızın havuç yeme alışkanlığı yoksa, bu şekilde kılık değiştirdiğinde onlara çerez gibi geldiği için çok kolay yedirebiliyorsunuz. Yemek sofralarına da, salatanın yanısıra konulursa çok şık duruyor.

Malzemeler:
- 2 adet orta boy havuç
- 1 adet limonun suyu
- 1 çay bardağı su

Yapılışı: Havuçlar temizlenerek bardağınızın boyuna göre, bardaktan biraz daha uzun kalacak şekilde kesilir. Daha sonra, önce ortalarından ikiye, yarım havuçlar da uzunlamasına şeritler halinde kesilerek bardaklara paylaştırılır. Limon suyu da eşit olarak bardaklara paylaştırılır ve üzerine su ilave edilerek, havuçların beklerken kuruması engellenmiş olur.

24 Şubat 2008 Pazar

Mısır Ekmeği


1986 yılından beri yazıştığım, görüştüğüm, buluştuğum bir mektup arkadaşım var. Hollanda’dan başlayıp İstanbul-Ordu hattında devam eden bu arkadaşlık, benim ilk gençlik yıllarında başlayan en güzel arkadaşlığım, en isabetli karar benim için. Çok sevgili arkadaşımın adı Güler. Yıllar içerisinde çoğunlukla o İstanbul’a gelebildi sağolsun, ben de 1 kere gidebildim Ordu’ya (1 kere ama tam gittim yani eşim ve 3 yaşında kızımla 3 gün kaldık evinde). Ne zaman gelse elleri kolları dolu gelir, her konuda da becerisi olduğu için (resim, heykel, dikiş, boyama, örgü, dantel, yemek aklınıza ne gelirse artık...) evimde pek çok hatırası vardır. Bir sefer geldiğinde de mısır ununu da yanında getirmişti, “sana sıcak sıcak mısır ekmeği yedireceğim” diye. Diyorum ya süper diye :) O zamandan aklımda kaldı, şunun tarifini Güler’den isteyeyim diye. Tarif geldi, hem de resimleriyle beraber, bana da yayınlaması kalıyor. Hepinize kalıcı dostluklar diliyorum.


Malzemeler:

- 3 su bardağı mısır unu
- 3/5 su bardağı ılık su
- 2 yemek kaşığı buğday unu
- 1/5 çay kaşığı tuz
- 1 tatlı kaşığı toz şeker
- 1 tatlı kaşığı kuru maya
 
Yapılışı: Bütün malzemeler bir kabın içinde karıştırılarak bir saat kadar sıcak bir ortamda mayalanmaya bırakılır. (Kabarmasından mayalandığı anlaşılacaktır) Büyük çaplı bir teflon tava üzerine sıvı yağ damlatılarak, börek pişirir gibi altı üstü yavaş yavaş kızartılarak pişirilir. Gülercim mısır ekmeğinin genelde yoğurtla yendiğini, hatta yoğurdun içine doğrandığını özellikle yazmamı istedi. Ben derim ki mutlaka deneyin, göründüğü kadar da lezzetli oluyor.

22 Şubat 2008 Cuma

Beşamel Soslu Sini Köfte

Uzun zamandır yemekle ilgili bir tarif yazamadım. Bunun nedeni akşam 7.30 dan sonra eve geldiğimden ya pratikte ne varsa onu yapıyorum, ya da resmini çekmeye fırsat bulamayacak kadar sabırsızlanıyorum. Geçen gün ise nereden aklıma düştüyse canım tepsi köfte yapmak istedi. Köfte bizde çok sevilerek yenen yemeklerdendir, ancak bu kez kızartmak istemedim. Kotarılıp sofraya gelmesi kızartmaya göre biraz daha uzun sürdü belki, ama tadı, bence hem daha güzel, hem de daha hafifti.

Malzemeler:

- 500 gr. kıyma
- 1 adet iri boy soğan
- 1 adet iri boy patates
- 1 adet iri boy domates
- 1 adet orta boy havuç
- 1 adet yumurta
- 1 dilim bayat ekmek
- 2 yemek kaşığı sıvı yağ
- yarım paket hazır beşamel sosu
- karabiber, köri, tuz

Yapılışı: Patates, soğan, domates, havuç ve bayat ekmek rendenin iri tarafıyla rendelenerek kıymayla karıştırılır. Bahartlar, tuz, yumurta ve sıvı yağ da ilave edilerek iyice yoğrulur. Karışım dikdörtgen borcama yaklaşık 1-1.5 cm. kalınlığında serilerek 180 dereceye ayarlı fırında 15 dakika pişirilir. Bu arada, beşamel sosun yarısı, üzerindeki tarifin yarısına göre pişirilerek hazırlanır. 15 dakika sonunda yarı pişmiş köftenin üzerine, hazırlanan beşamel sos dökülerek üzeri kızarana kadar pişirilir.

Püf Noktası: Köfte harcı ne kadar çok dinlendirilirse o oranda lezzetli oluyor. En az 2-3 saat önceden hazırlanıp, buzdolabında tutulmasını tavsiye edebilirim.

21 Şubat 2008 Perşembe

Şehriye Salatası



Dün biricik kardeşçiğimin doğumgününü kutlamak için biraradaydık, Fenerbahçe-Sevilla maçı eşliğinde (3-2 skoru da iyi bir de doğumgünü hediyesi oldu) çaylarımızı yudumladık, pastamızı yedik. Serap'cığımın (bizim kötü gelin:) da elinden çıkma kek ve çok beğendiğimiz arpa şehriye salatası vardı. Hemen resimlerini çekip tarifi de hemen yazıyorum işte:) Nice uzun, sağlıklı, mutlu, sevdiklerinle beraber geçecek yıllar senin olsun kardeşim...


Malzemeler:

- yarım paket arpa şehriye
- yarım demet taze soğan
- yarım demet dere otu
- 5-6 adet kornişon turşu
- 1 adet limonun suyu
- 2-3 yemek kaşığı zeytinyağı

Yapılışı: Şehriyeler tuzlu suda haşlanarak (normal makarna gibi ama biraz daha diri kalacak şekilde) suyu süzdürülür. Tüm malzemeler küçük küçük kesilerek şehriyelerle karıştırılır. Üzerine tuz, limon suyu ve zeytin yağı da eklenerek servis tabağına alınır.

Tuzlu Pastane Kurabiyesi


Malzemeler:

- 2 adet yumurta
- 1 su bardağı sıvı yağ
- 1/4 su bardağı sirke
- 1 adet kabartma tozu
- 2 çay kaşığı tuz
- aldığı kadar un
- üzeri için bir yumurtanın sarısı
- süsleme için haşhaş tohumu, çörek otu, kavrulmuş susam

Yapılışı: Tüm malzemeler harmanlanarak yumuşak bir hamur elde edilir. Sirkenin miktarına ve hamurun buram buram sirke kokmasına aldanmayın, piştikten sonra yoğun sirke kokusu kalmıyor, sirke kurabiyeleri kıyır kıyır yapıyor. Düz bir zeminde açarak istediğiniz kalıplarla kesilir ve üzerine pişirme kağıdı serili tepsi üzerine dizilir. Yumurtanın sarısı sürülerek üzerine haşhaş tohumu, çörek otu, kavrulmuş susam serpiştirilir. Önceden ısıtılmış, 175 dereceye ayarlı fırında yaklaşık 20 dakika üzeri hafif kızarana kadar pişirilir. Çabuk da bayatlamayan, zamandan kurtaran çok pratik bu tarifi sık sık yapacağınıza eminim.

19 Şubat 2008 Salı

İstanbul Öylesine Beyazdı...


Haftasonu İstanbul bembeyaz örtüsünü giyindi, gelinlik kızlar gibi nazlandı. Pazar günü perdeleri açıp yeni bir günü misafir etmeye hazırlandığımızda gözlerimiz beyazdan kamaştığı andan itibaren kimse evde oturmak istemedi. Hergün 1-2 saati bulan kahvaltı (malesef kızlar biraz zor yiyorlar), kahvaltıdan sonra dışarı çıkacağız hevesiyle yarım saatte bitti, biz de cümbür cemaat attık kendimizi dışarıya.


 Kızlar evin önündeki arabaların üzerindeki karları bitirince "baba bizi daha çok karlı bir yere götür!" nidalarıyla arabaya atladık ve Belgrad Ormanı'na gittik. Aman ne de iyi etmişiz! Trafik mükemmel (dışarı çıkmaya cesaret etmiş çok az araç vardı), dizlere kadar kar, çocukların herşeye şaşma sesleri ve tertemiz bir İstanbul manzarası.

Ormana gelme gibi bir düşüncemiz olmadığı için yol üzerinden aldığımız bir ızgara ile sucukları, derme çatma yaptığımız bir ateşte pişirdik. Soğuktan mı, kartopu savaşı sonrası yorgunluğundan mı, açık havadan mı bilinmez sucuk-ekmek pek bi tatlı geldi. Aslıcık herşey bittikten, arabaya bindikten sonra "ellerim çok soğudu çok acıyor" diye ağlayarak uyudu, Senacık "yarın kar yağarsa yine gelelim mi?" diye heveslendi. Kısaca özetlersek beyaz terapi, kırık kanadımıza, yorgun gönlümüze çok, ama çok iyi geldi...

12 Şubat 2008 Salı

Bir Kayıbın Ardından





Bir kayıbın ardından hissedilen acı nasıl tarif edilebilir bilemiyorum. Hele ki kaybedilen; kuzenin, oyuncaklarını ve oyunlarını paylaştığın çocukluk arkadaşın, çocukluğunuzun en maceralı günlerini yaşadığınız FNS Kulübünün S’si, 15 sene yan yana evlerde oturduğun komşun, bayramlarda-seyranlarda “naber kuzen?” diye kafa tokuşturduğun akraban, amcanın biricik yadigarı, 35. doğum gününde toprağa verdiğiniz gencecik bir insan olunca anlatmak çok daha zor. 31 Ocak’ta Davutpaşa'da meydana gelen elim kaza, bizim yüreğimizi yaktığı gibi, yüzlerce yüreği kavurdu geçti, geriye bizlere bu acıya dayanmak kaldı yadigar. Allah bütün ölenlere rahmet eylesin, geride kalanlara sabır versin, yardım etsin, bir daha böyle acı olaylar yaşanmasın, canlar yanmasın Ya Rabbim!

Hoşçakal Selçuk, hoşçakal Selo, hoşçakal Seloman, hoşçakal kardeşim…
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...