26 Şubat 2009 Perşembe

Un Helvası (Kaşık Helvası)





Kimi zaman dünyanın bütün yükü omuzlarınıza yüklenmiş gibi gelir. Hani her işi yapmışsınız, ama ortaya hiçbir şey çıkaramamış gibi bir ağırlık. Biran önce kendimi eve atayım diye uğraşırsınız, aksine trafik de eve gitmenizi engellercesine arapsaçına dönmüştür. Evde canınız değil yemek yapmak, buzdolabındaki yemeği bile ısıtmak istemez. "Valla çocuklar olmasa bir avuç leblebi ve üzümle karnımı doyururdum" diye içinizden geçirirsiniz. Yemekten hemen sonra televizyonun karşısındaki koltuğa zor atarsınız ki, zaten az sonra uyuklamaya başlayacağınız garantilidir. Sonra uykunuzdan mis gibi kokan, sıcacık un helvası ile gözünüzü açarsınız, yanında da en ince limonlusundan bir fincan çay. Hayatımda yediğim en lezzetli un helvası eşimin yaptığı idi, hiç abartmıyorum. Bunca inceliğin ardından ne denir ki...

Malzemeler:

- 100 gr. tereyağı
- 2 su bardağı un
- 1,5 su bardağı toz şeker
- 1 su bardağı süt
- 1 su bardağı su

Yapılışı: Süt ve su karışımı bir cezve içerisinde ısıtılır. Tereyağı tencerede eritilerek içerisine un ilave edilir. Un hafif pembemsi olana kadar kavrulduktan sonra şeker de ilave edilerek 2-3 dakika daha ateşte çevrilir. Süt ve su karışımı sıcak olarak tencere içerisine yavaş yavaş ilave edilir. Un, sütü tamamen çekene kadar karışım sürekli karıştırılır. Helva kaşığa yapışmayacak kıvama gelince ocağın altı kapatılarak tencerenin kapağı kapalı olarak 5 dakika dinlendirilir. Helvaya kaşıkla şekil verip servis edilir. Arzu edilirse üzerine tarçın, hindistan cevizi veya fındık kırığı dökülerek süslenebilir.

23 Şubat 2009 Pazartesi

Ay Çöreği


Çok önce arkadaşlarıma hazırladığım kahvaltıda yaptığım, ancak bir türlü tarifini yazmaya fırsat bulamadığım bir lezzet. Ancak öylesine kolay tarife, bu kadar güzel bir lezzet yakalandığı için aklımın bir köşesinde sürekli "ay çöreğinin tarifini yazamadım." diye de takılıp duruyordu. Fırsat bu fırsattır diyerek hemen tarifi yazıyorum. Çok lezzetli, herkesin beğendiği, kolay kolay bayatlamayan (zaten bayatlayacak kadar kalmıyor) ve artık dışarıda satılan ay çöreklerine gözünüzün ucuyla bile baktırmayacak bir tarif benden söylemesi. (Çok övdüm galiba :) 


Malzemeler:

Hamur malzemesi:

- 1 paket Becel (zeytinyağlı)
- 1,5-2 su bardağı pudra şekeri
- 1/2 su bardağı ılık süt
- 1 adet instant kuru maya
- aldığı kadar un

İç malzemesi:

- 2 su bardağı ceviz içi
- 1 su bardağı kuru üzüm
- 1 su bardağı pudra şekeri
- 2 yemek kaşığı süt

Üzeri için:

- 2 adet yumurta sarısı

Yapılışı: Hamur malzemelerinin tümü bir kap içerisinde karıştırılarak yumuşak ve ele yapışmayan bir hamur elde edene kadar yoğrulur. Üzeine temiz bir bez örtülerek yarım saat kadar dinlendirilir. Bu arada iç malzemelerin tümü karıştırılarak hazırlanır. Arzu ederseniz iç malzemelerin içerisine elinizde kalan bayat kek parçalarını da ufalayarak katabilirsiniz. Dinlenmiş hamurdan mandalina büyüklüğünde parçalar koparılarak herbiri teker teker merdane ile inceltilir. İçerisine iç malzemesi konularak kapatılır ve ay şekli verilir. Üzerine yumurta sarısı sürülerek önceden ısıtılmış 180 dereceye ayarlı fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.

19 Şubat 2009 Perşembe

Selemun Puding



Siz de benim gibi, vanilin veya kabartma tozu paketlerini, arkasındaki tariflerden dolayı atamayanlardan mısınız? Ne paketlerin arkasındaki tarifleri yapmaya zaman buluyorum, ne de boş paketleri atmaya kıyabiliyorum. Ancak, Sinangil Şekerli Vanilin paketinin arkasındaki bu tarifi görünce dayanamadım yaptım, güzel de oldu. Adı neden Selemun bilemiyorum, ama tarifi merak edenler buyursun...

Malzemeler:

- 1 lt. süt
- 100 gr. (1/2 su bardağı) irmik
- 250 gr. (1,5 su bardağı) toz şeker
- 1 adet portakal kabuğu rendesi
- 1 adet şekerli vanilin
- süslemek için fındık kırığı

Yapılışı: Bütün malzemeler bir tencereye konularak koyu bir kıvam alıncaya kadar kaynatılır. Elimizle papatya veya gül gibi şekiller verilir!.. Şaka şaka :) Islatılmış bir tepsi veya silikon kalıba dökülerek buzdolabında soğutulur. (Fındık kırıklarını, pudingi kalıba dökmeden önce istediğim yerlere serpiştirdim.) Arzu ederseniz karışıma kakao ve çikolata ilave ederek farklı lezzetler de oluşturabilirsiniz.

14 Şubat 2009 Cumartesi

Çatlak Kurabiye

Kaç zamandır diğer bloglarda gördüğüm bu kurabiyeler ilgimi çekiyordu. Misafirin gelmesini fırsat bilip yapmaya karar verdim, ancak "misafire denenmemiş tarif yapılmaz." tezi kendini doğruladı. Tarifi çok güvendiğim bir blogdan almama rağmen kurabiyeleri tutturamadım. İlk tepsi kurabiye; tepsiye tamamen yayılan, çok tatlı ve çok yağlı oldu. Kendimce bazı eksiltmeler ve eklemelerle kendi damak tadıma daha uygun bir lezzet yakalamış oldum. Üstelik ilk tarifte hamur 1 saat kadar buzdolabında dinlendirilmesi gerekiyordu, ikinciye benim böyle bir lüksüm olmadığı için hiç dinlendirmedim, ama gerek de kalmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Malzemeler:

- 1 çay bardağı eritilmiş tereyağı
- 2 adet yumurta
- 1 su bardağı toz şeker
- 1 su bardağı un
- yarım su bardağı kakao
- 1 adet kabartma tozu
- 1 kase pudra şekeri

Yapılışı: Tereyağı eritilerek, pudra şekeri haricindeki diğer tüm malzemeler ile birlikte hafif cıvık bir hamur haline gelene kadar yoğrulur. Yayvan bir tabağa pudra şekeri dökülür. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak avuç içinde yuvarlanır. (Çok cıvık bir kıvam olursa çok az un ekleyebilirsiniz) Parçalar pudra şekeri üzerinde yuvarlanarak fırın tepsisine dizilir. (Dizerken aralarında boşluk bırakmak gerekiyor, çünkü kurabiyeler pişerken çok genişliyorlar.) Önceden ısıtılmış 160 dereceye ayarlı fırında 10-12 dakika pişirilir. Fırından çıkardıktan sonra hiç el sürülmeden soğutulur. 

9 Şubat 2009 Pazartesi

Unutulmayacak Bir Toplantı!

Hiç neye el atsanız elinizde kaldığı, işlerin hep ters gittiği, bir türlü hazırlanamadığınız, kabus gibi bir gününüz oldu mu. Benim oldu, hem de annem, teyzem, kuzenim, yengem ve kardeşimin eşini çağırdığım, benim için çok eğlenceli geçeceğini düşünerek sabırsızlandığım bir günde. Kızım yarıyıl tatilinde olduğu için işyerinden izin aldım. Sinemaya, buz patenine, alışverişe, yemeğe, kısaca her yere gidecek, gezecektik, daha doğrusu planlarımız öyleydi :( İzne çıktığımın ilk günü de çoktandır istediğim aile toplantısını gerçekleştirecektik. Ancak herşey, iznin daha ilk gecesinde Aslı'nın ateşlenmesiyle başladı. 39 derece ateş, kusma, huysuzluk, Allah ne verdiyse...Ben de de grip emareleri var ama, kendimi zorluyorum, pek anlamıyorum. Sabahına Sena da hastalanınca papazı bulduğumuzu anladım :) Hem çocuklarla ilgilenip, hem bir şeyler yapma telaşım, anca 3 ağrı kesiciden sonra kesilen ağrılarım, kalıptan çıkmayan ve paramparça olan kekimin ardından tekrar kek yapışım, üstüne üstlük yerle yeksan ve hafif yanmış çatlak kurabiyelerin yerine bir tepsi daha kurabiye yapışım ve arkasından 2 gün-2 gece yataktan kalkmadan hasta yatışım şimdi silik bir kabus gibi. Kızlar ve ben ancak doktorluk olduktan sonra yavaş yavaş kendimize geliyoruz. Hayatımın en şiddetli gribi ne hazindir ki tatilimize denk geldi, umarım son olur.
 
- Pancar Salatası

- Selemun Puding
 
- Çatlak Kurabiye
 
- Annemin yaptığı hakiki :) Arnavut Böreği

- Teyzeciğimin yapıp getirdiği harika çatal
- Kokostar
 
- Serap'cığımın yaptığı fırın makarna
 
- Beypazarı'nın meşhur kurusu (normalden daha küçük kesilmiş mini boy)
- Vee resimde ortada görülen, ancak resmini çekmeyi unuttuğum tepside kumpir
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...