30 Eylül 2009 Çarşamba

Şakşuka


Haftasonu Capacity'de gezerken bir dükkanın boydanboya camekanında bir kadının yapması gerekenleri yapacağına dair söz cümlelerini okuyunca (kozmetik üzerine sözlerdi tabii :) hayatı hep sonraya ertelediğimin farkına vardım; kilo vermem lazım-şu yaz geçsin de rejime başlayayım, çocukların eşyalarını gözden geçirmem gerek- şu okullar hele bir açılsın, dolabımı yenilemem lazım-ee biraz zayıflayayım da öyle, artık blogumla ilgileneyim- bayramı da atlatalım... Hatta liste daha da uzayıp gidiyor. Sanırım bir silkinme ve taze başlangıçlara ihtiyacım var. Ben de o camekanda yazdığı gibi kendi kendime bazı sözler verdim, bunların en kısa vadeli olanı da blogumla ilgili olanıydı :) Şakşuka, yaz boyunca çok sık yaptığım bir yemek oldu, sebebi biraz da bahçeye bolca patlıcan ekmemiz ve toprağın da bizi şımartmasıydı. Zeytinyağlı yemek olarak yaptığım gibi, sıcak yemeğin yanında salata olarak da sofralarımızda bize eşlik etti.

Malzemeler:

- 2 adet iri boy patlıcan
- 3 adet iri boy domates
- 6-8 adet çarliston biber
- 2-3 diş sarımsak
- 3 yemek kaşığı zeytinyağı
- tuz

Yapılışı: Patlıcanlar alacalı soyularak önce uzunlamasına dörde, sonra herbir parça yaklaşık 3 cm. boyunda kesilerek, 1 saat kadar tuzlu su içerisinde bekletilir. (Patlıcanlar, içinde bulunduğu suyun rengini karartığında acısı da çıkmış demektir.) Patlıcanların suyu süzülerek yayvan bir tencereye alınır. Çarliston biberlerin de tohum yatakları temizlenerek patlıcanlar gibi 3 cm. boyunda kesilir aynı tencereye ilave edilir. Üzerine zeytinyağı ilave edilerek sotelenir. Biberler pörsümeye, patlıcanlar da rengini kaybedip küçülmeye başladığında iri küpler halinde doğranmış domatesler ilave edilerek pişirmeye devam edilir. Domatesler iyice suyunu çektiğinde ince ince doğranmış sarımsaklar da ilave edilerek ocağın altı kapatılır. Soğutularak servis edilir...

18 Eylül 2009 Cuma

Ev Baklavası


Bayram geliyor, hatta geldi bile, gelen konuklara ikram etmek üzere yapılacek en iyi bayram tatlısı bence baklava. Küçükken o kadar çok baklavayı severdim ki, babam "seni baklavacıya vereceğim" derdi :) Bir baklavacıyla evlenmedim ama ev baklavasını nerede bulsam hala götürüyorum :) Tarif görümcemin tarifi, zaten ondan daha güzel yapanını da henüz görmüş değilim :)

Malzemeler:

Hamur için:

- 1 su bardağı yoğurt
- 1 su bardağı sıvıyağ
- 3 adet yumurta
- 1 çimdik tuz
- aldığı kadar un

Şerbeti için:

- 5,5 su bardağı şeker
- 4,5 su bardağı su

Ayrıca:

- açmak için buğday nişastası
- üzerine dökmek için 125 gr margarin+125 gr. tereyağı
- içine koymak üzere yarım kilo ceviz içi
 
Yapılışı: Hamur malzemeleri güzelce yoğrularak yumuşak kıvamlı bir hamur elde edilir. Hamur yarım saat kadar dnlendirildikten sonra 60 eşit bezeye ayrılır. Her beze, merdane ile yemek tabağı büyüklüğünde açılır. Aralarına nişasta serperek açılan her 10 parça üstüste konularak tekrar tepsi büyüklüğünde açılır. Açılan yufka tepsiye serilip üzerine ceviz içi serpilir. Tüm yufkalara aynı işlem uygulandıktan sonra, yufkalar baklava dilimi şeklinde dilimlenir ve üzerine kızgın tereyağı&margarin karışımı dökülerek 200 dereceye ayarlı fırında üzeri kızarana kadar pişirilir. Baklava soğuk, şerbet ılık haldeyken hazırlanan şerbet tepsinin üzerine gezdirilir. Tatlı şerbeti iyice çektikten sonra servis edilir.
-->Afiyetle yenir... Herkesin hak ettiğini aldığı, mutlu, huzurlu, iyi bayramlar...

17 Eylül 2009 Perşembe

2009 İftar Sofrası 4: Annemin İftar Sofrası

Sanırım bu yılın son iftar sofrası da annemin iftar daveti ile sonlanacak, darısı gelecek yılın Ramazan ayına inşallah :) Bu sene, işten çıkıp, çocukları alıp doğruu eve koşturduğum ve ancak ucu ucuna yetişebildiğim, dolayısı ile hayli koşuşturmalı bir yıl oldu benim için :( Anneciğimi her zamanki gibi telaş sarmıştı yine, "merak etme, hepsini yetiştiririz" diye yatıştırdım her seferinde ve öyle de oldu :) Kalabalık yenilen sofraların bereketi çok daha güzel olduğu için; sonraki 3 gün annemin de, benim de yemeğimiz ziyadesi ile vardı :)

Menüde;

- Mercimek çorbası
- Salçalı biftek
- Fırında patates
- Tavuklu Pilav
- Arnavut böreği

- Barbunya pilaki

- Etli kuru patlıcan dolması (Antap'ten getirdiğim kuru dolmaların siftahını da böylece yapmış oldum)

- Pancar salatası

- Közlenmiş kırmızı biber salatası

- Bahçenin biberlerinden kurduğum karışık turşu (İlk defa açtım, bayağı güzel olmuştu hani :)

14 Eylül 2009 Pazartesi

2009 İftar Sofrası3: Şirket İftarı

Aslında çalıştığım şirketin iftarı tam 1 hafta öncesindeydi. Büyük hevesle gidip, fotoğraflarını çekmiştim ki o geceden başlayıp kendini belli eden yağmur, büyük bir sel felaketine dönüşüp bende ne tad, ne de tuz bıraktı. Badireler atlatıp sular içinden geçerek ve gerçekten olayın vahim sonuçlarına bizzat şahit olan biri olarak, insanların sıkıntılarını ve acılarını anlayabiliyorum. Allah böyle elim olayları bir daha kimseye yaşatmasın inşallah. Çalıştığım şirketin 1600 kişilik dev iftar organizasyonunda, evet çok kalabalık vardı, ancak tüm yemekler tam vaktinde servis edildi. Menüde;

- Mercimek Çorbası
 
- Hünkar Beğendi-Pilav
- Talaş Böreği
 
- Güllaç
- Bir de hoş bir düşünceyle, herkesin tabağının yanına bırakılan, içinde güllü lokum ve akide şekerlerinden oluşan küçük bir şeker paketi vardı.

Çıkış saatimizle, iftar vakti arasında uzun bir süre olduğundan, şirketin yine hoş bir süprizi ile öncelikle Panorama İstanbul (Fetih Müzesi)' a kısa bir gezi düzenlendi. Topkapı Kültür Parkı (Eski Topkapı Garajı yerinde) içerisinde İstanbul'un fetih süreçlerinin anlatıldığı müze, biraz daha hareketli ve görsel objelerin eksikliğini hissetsem de, özellikle 360 derecelik panoramik fetih tasviri ile göz dolduruyor bence.

7 Eylül 2009 Pazartesi

2009 İftar Sofrası 2: İftar Sofram

Nihayet bu senenin ilk iftar davetini gerçekleştirebildim. Diğer blog arkadaşlarımda görüyorum davetleri 1.. 2.. 3.. 4.. diye sıralanıp gidiyor (maaşallah diyorum hemen) kıskandım tabii, ben de 1. sine böylelikle başlamış oldum :) Annem-babam-kardeşim ve ailesiyle yaptığımız iftarımız, çocukların yaramazlıklarıyla renklendi, akabinde grip olmamla da taçlandı :) İftara kadar herşeyi hazırladım ve fotoğrafladım, ancak ana yemeklerin fotoğrafları yok, çünkü herkes orucunu açma telaşındayken bir dakika, şunların fotoğraflarını bir çekeyim önce diyemedim :)
 
Menüde;
- Tavuklu-nohutlu pilav
 
- Şakşuka
 
- Tavuklu-garnitürlü banyolu börek
 
- İftariyelikler
 
- Tarhana çorbasını, üzerine beyaz peynir serpiştirerek yeriz, denemediyseniz mutlaka birkez deneyin derim.
 
- Ton balıklı salata
 
- Köfte için domates sos, salata için hardal sos vardı.

4 Eylül 2009 Cuma

2009 İftar Sofrası 1: Blogcularla İftar

Bir Demlik Sohbet'den Sevil'i artık tanıyorsunuzdur, hani şu tüm blogcuları kaynaştırmayı kendine düstur edinmiş, enerjisiyle (maaşallah) bizlere parmak ısırtan hatun :) İftar için kendisinden davet alınca seve seve kabul ettim. Yemek tabii ki bahaneydi, yeni dostlar tanımak şahaneydi aslını sorarsanız :) Çok tatlı Gülay, şeker kızlarının azıcık yorduğu şeker anne Kısmet, boyunca kızıyla beni kıskandıran Tuna ve çok fotojenik sevgili Yağmur sizleri tanımaktan çok mutluyum, umarım en kısa zamanda tekrar görüşürüz. Toplantı için büyük çaba harcayan ve inanılmaz telefon trafiği sonucunda yorgun düşen Sevil'e teşekkürler...

2 Eylül 2009 Çarşamba

Yufka Mantısı


Sizin de öyle olur mu? Akşam iftara 2-3 saat kala gözümün önünde çeşit çeşit yemeklerin suretleri uçuşmaya başlar, falasıyla yemek dergisi karıştırmak veya internette şöyle bir gezinmek isterim. Sonra tariflerden bir tanesi, sanki 40 yıldır beklediğim o yemekmiş gibi beni mıknatısvari çeker, bütün enerjimi malzemelerini temin etmek ve yemeği hazırlamak için harcarım. Büyük bir iştahla masaya otururum 2. kaşıkta da patlayacakmışcasına doyarım, son 1-2 saatimi ona harcadığım için olsa gerek :) İşte bu aklıma düşenlerden biriydi Yufka Mantısı. Midemi hemen şişirmesine rağmen oldukça lezzetliydi, şiddetli oruç sancısı çekenlere duyurulur :) 


Malzemeler:

- 3 adet yufka
- 400 gr. kıyma
- 1 adet irice soğan
- 1 çay bardağı sıvı yağ
- 1/2 çay bardağı süt
- 1 tatlı kaşığı yoğurt
- tuz, karabiber, kimyon

Sosu için:
 - 1 su bardağı yoğurt
- 3-4 diş sarımsak
- 1 yemek kaşığı tereyağı
- kırmızı pul biber

Yapılışı: Kıyma, küçük küp küp doğranan soğan ve baharatlar hep beraber harmanlanarak yoğrulur. Yufkaların herbiri ortadan ikiye kesilerek üzerlerine birlikte çırpılmış süt-yoğurt-sıvı yağ karışımı sürülür. Geniş olan tarafına boydan boya kıymalı harçtan yayılarak uç kısımları biraz içe kıvrılarak rulo şeklinde sarılır. Herbir rulo bu şekilde hazırlandıktan sonra iki parmak kalınlığında kesilerek, açık kısımları üste gelecek şekilde tepsiye dizilir. Üzerine yağ gezdirilerek önceden ısıtılmış 180 dereceye ayarlı fırında, yufkaların kenarları hafif kızarana kadar pişirilir. Servis için sarımsaklı yoğurt ve tereyağında hafif çevrilmiş pul biber hazırlanarak üzerine dökülür. Sonrası mı? Ağızlar yansa da üfleye üfleye afiyetle yenilir...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...