20 Nisan 2015 Pazartesi

Çocuklar İçin Doğum Günü Partisini Kendiniz de Organize Edebilirsiniz...


Günler yine gelmiş geçmiş de koskoca bir yıl daha geçmiş. Küçük kızım Aslı'nın 10. yaşını kutladık geçen haftalarda. Geçen seneki doğum günü partisininden bahsederken "Aslı'cığımın hazırladığım partiden çok memnun kaldığını, seneye temanın ne olacağına karar vermeye başladığı"ndan bahsetmiştim. Yani tema yaklaşık 1 yıl öncesinden belliydi diyebilirim :) Bu kez temamız kelebekti.

Tabak, bardak, pipetler, peçeteler ve tabii pastamız da kelebekliydi. Pasta her zaman olduğu gibi Sevgili Arkadaşım Gülay'ın marifetli ellerinden çıktı. İnanılmaz güzel ve lezzetli, çocukların neredeyse hayran hayran yapıştığı bir pasta oldu. Gülay'cığım çok, çok, çok teşekkür ederim sana :) Bu arada doğum günü partisi için hazırlıklarınızı kendiniz yapacaksanız eğer, konseptinizi, malzemelere kolayca ulaşabileceğiniz yaygın bir modelden seçmenizi tavsiye ederim. Ben bu bakımdan çok şanslıydım, kelebek, gerek internet sitelerinde, gerekse de Eminönü'ndeki dükkanlarda bolca bulunmakta.


Çocukları sevindirmek gerçekten çok kolay, şeker hamurlu kurabiyeleri ve cupkekleri ben hazırladım, pembe, yeşil, mor renkli kelebeklere bayıldılar. Horoz Şekeri ve Sürpriz Yumurta'ları da kapıştılar malum :) Eminönü'nden aldığım, üzerinde esprili sözler yazan kartlar ve maskeler de onları çok neşelendirdi. Sizler de bu tarz bir arayıştaysanız eğer Eminönü'ndeki dükkanlardan kendinize uygun olanı (sünnet, kına gecesi, doğum günü, mevlit) muhakkak bulursunuz.


Büyükler için hazırladığım kahve kavanozları  için de istikamet Eminönü idi. Kavanozlar ve kaşıkların envai çeşidi ve tabii kahve neredeyse her dükkanda var. Ben, partimize geldikleri için bende 40 yıl hatırları kaldığını ifade etmek istedim, inşallah onlar da memnun kalmışlardır. Allah daha nice doğum günü yazısı yazmayı nasip eder buradan inşallah. Sevgi ile, güzellikle kalın :)

17 Nisan 2015 Cuma

Tavuk Eti İle İlgili Kafamızdaki Sorular ve Cevapları

Tavuk eti yiyor musunuz? Ben son zamanlarda oldukça azaltmıştım, daha önceleri neredeyse haftada 3 kere tavuk yemeğii yapıyorsam, bu sayı yakın zamanda ayda 2'ye düşmüştü diyebilirim. Nedeni malum, tavuk etine dair kafamızda oluşan sorular. .. Tavuklara büyüme hormonu veriliyor mu? Piliçler nasıl 40 günde kesime hazır hale getiriliyor? Tavuklarda antibiyotik kullanımı gerçek mi? Tavuk kesimleri İslami usüllere uygun yapılıyor mu? Kesimhanelerde hijyene önem veriliyor mu? İşlenmiş ürünlerde katkı maddesi var mı? Tavuk eti özellikle çocuklarda erken gelişime neden oluyor mu? Vee bunun gibi onlarca soru yüzünden korka korka, kafamızda "acaba?" soruları, sırtımızda "çocuklarımıza ne yedirsek?" vebalinin ağırlığı ile tavuk etinden ciddi manada uzaklaşmıştım.

Sonra bir gezi daveti aldım BESD-BİR (Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği) den, beyaz et ve özellikle tavuk konusunda, bizleri akademisyenler ve uzmanlar eşliğinde bilgilendirmek, Avrupa Birliği Standartları'ndaki tesislerinde üretimi yerinde göstermek üzere Bursa ve Bandırma'ya davet ediyorlardı. Daveti büyük bir memnuniyetle kabul ettim, çünkü tavuk eti ile ilgili kafamdaki soruları hem birinci elden uzmanlara sorabilecek, hem de üretim ve kesim aşamalarını tesislerde kendi gözlerimle görebilecektim.


Bahara yüz tutmuş bir Cumartesi günü başlayan gezimiz Bursa'da hem tanışma, hem soru-cevap şeklinde geçen kısa bir sunum ile start aldı. BESD-BİR Yönetim Kurulu yesi Ömer Görener'e bilgilendirme sunumu sırasında epey bir soru sorma fırsatımız oldu. Sonrasında Banvit Tesisleri'ni gezerken de gözlemlerimiz ve sorularımız ile tavuk eti konusu kafamda şekillendi diyebilirim. Cevaplar ve gözlemlerim doğrultusunda kısa bir özet geçmek istiyorum;

Tavuklara hormon veriliyor mu? Tüm akademisyenlerin bir ağızdan söylediği şey kesinlikle tavuklara hormon verilmediği. Türkiye'de hormon kullanımı kesinlikle yasak, ne yemlerine karıştırmak, ne de aşı yolu ile hormon vermek söz konusu değil. Devlet de kontrollerini ve denetimlerini sıkı bir şekilde yapıyor. Dolayısı ile bu hormonlar nedeni ile çocuklarda erken gelişim gibi bir problem de söz konusu değil.

O halde tavuklar bu kadar kısa zamanda nasıl kesime hazır hale geliyorlar? 2 tip tavuk mevcut; et tavuğu ve yumurta tavuğu. Yumurta tavuğu, adı üzerinde yumurta üretimi için yetiştirilen ve yaşlandıklarında (yaklaşık 2 yıl) kesilen tavuk tipi. Yaşlı olduklarından kesildiklerinde etleri sert ve geç pişen bu tavuk tipi, çoğunlukla köy tavuğu veya organik tavuk adı altında satılabiliyor, aman dikkat!

Et tavuğu ise 3 farklı yöntemle üretilebiliyor. En yaygın olanı ve çoğunlukla evlerimize giren Broyler Üretimi; Hızlı gelişen melez piliç ırkları 40-42 günlük sürede 2,5-3 kilo ağırlığa ulaşırlar ve bu süre sonunda kesilirler. Bu tavukların etleri daha piliçken kesildiğinden oldukça taze ve yumuşaktır, bu yüzden de çok çabuk pişerler.

Serbest Gezinmeli (Free Range) Üretim; Kapalı bir kümes ve önünde kümesin en az 2 katı büyüklüğünde, üzeri ve yanları yabani kuş grişini engelleyici biçimd kapatılmışbir kümes içerisinde, daha yavaş gelişen tavukların beslenmesidir. Kesim yaşı 60-80 gün aralığındadır. Maliyet fazla olduğundan, satış fiyatı da fazla olacaktır.

Organik Üretim; Serbest Gezinmeli Üretimin gerektirdiği tüm fiziki şartlara sahip, metrekareye 10 adetten daha az tavuğun düştüğü, organik sertifikalı yemlerle beslenen, hayvan refahına azami özen gösterilen üretim şeklidir ve piyasa şartlarına göre oldukça fiyatlıdır.

Tavuklara antibiyotik veriliyor mu? Ülkemizde antibiyortik kullanımı Avrupa Birliği Yönetmeliği'ne göre uygulanıyor. Tavuklara antibiyotik veriliyor, evet, ancak sadece tavuk hastalandığında iyileşebilmesi için, onun haricinde büyümesi amaçlı bir antibiyortik verilmesi yasak. Antibiyotik verildiği sırada tavuğun ve kümesteki diğer hayvanların refahı için ayrı bir yere alınıyor. İlacın kullanımından sonra da, antibiyotiğin tavuğun vücudundan çıkma süresi olan 6-8 gün süresinse tavuk kesilmiyor. Yani antibiyotikli tavuk yemiyoruz.


Tavuk yemlerinde GDO var mı? GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) bitki veya hayvanlara dışarıdan müdahale ile kendisinde olmayan özellikleri genetik olarak vermek sonucunda üretilen canlıların genel adıdır. Tavuk yemleri protein olarak oldukça zengin olan soya ve mısır küspesinden oluşuyor. Tüm dünyada, özellikle Amerika'da, böcek zararlarının minimum düzeye olması, daha lezzetli ve daha çabuk büyümesi için bu bitkilerde GDO çok yaygın. Türkiye'de ise GDO yasak, akademisyenlerin üzerine basa basa söylediği de Türkiye'de GDO kesinlikle yok. Yurtdışından ithal edilen tüm yemlerde de GDO'suz belgesi isteniyor, kontrollerde en ufak bir GDO kalıntısına rastlansa bile ithaline izin verilmiyor.

Kesimhanelerde hijyene yeterli önem veriliyor mu? Gezimizin bir bölümünün de Banvit Tesisleri'nde gerçekleştiğini yazmıştım. Bizzat şahit oldum ki hijyen koşullarına kesinlikle uyuluyor. Tavuk kesildikten sonra paketlenip fabrikadan çıkana kadar her şey el değmeden, bant sistemi üzerinde gerçekleşiyor. Fabrika içerisinde dolaşırken, bölümden bölüme geçerken dahi sürekli dezenfekte işlemi yapılmakta, önlüksüz, maskesiz, bonesiz, çizmesiz dolaşmak söz konusu değil. Her iki vardiyadan sonra bir vardiya temizliğe ayrılıyor, içiniz çok rahat olsun.


Tavuk kesimleri İslami usüllere uygun yapılıyor mu? Gezi sırasında kesimhaneyi de dolaştık, ancak tavukların kesildiği yere ben girmedim, içim kaldırmıyor böyle şeyleri çünkü. Ancak giren, dolaşan arkadaşlar var. Onların anlattıklarına göre hayvanların her biri elle kesiliyor, o konuda fabrikasyon bir sistem söz konusu değil. Kesimden önce hayvan huzursuz olmasın diye, 5-6 saniye süresince sersemleyecek şekilde düşük voltajda elektrik verildiği, bu süre zarfında kesimin gerçekleştiği söylendi. Kesimden sonra da kanın tamamı akıtıldıktan sonra işleme alınıyor.

İşlenmiş ürünlerde katkı maddesi var mı? İşlenmiş, yani pişmiş ve sadece tekrar ısıtılarak yenecek ürünler, içine artan her türlü tavuk parçası konularak yapılır diye bir yargı var toplumda, özellikle salam ve sosislerde. Fabrikada nugget ve benzeri ürünlerin yapımında tavuk göğüs ve kalça etinin kıyma haline getirilerek ve baharatlarla karıştırılarak hazırlandığını bizzat gördük. Tüyler, kemikler, istenmeyen iç organlar ve ayaklar kesinlikle ayrılıyor, bunların kullanımı kesinlikle yasak. Ayaklar orada yenildiği için Uzak Doğu'ya, diğer bölümleri ise köpek maması için fabrikalara gidiyor. 2. kalite ürünlerde (ki bunları düşük fiyatı ile hemen ayırt edebilirsiniz) kullanılan tavuk kısımları biraz daha farklı olabiliyor. Aroma vermek için normalde bizim kullandığımız baharatlar kullanılıyor. Ürünün raf ömrünü uzatmak için bazı katkı maddeleri kullanılabiliyor, ancak bunlar da devletin izni dahilinde, dünya standartlarında, insana zarar vermediği ispatlanmış katkı maddeleri ile.


Gezi sonrasında benim düşüncelerimi merak ediyorsanız eğer; bundan sonra tavuk etine kaldığım yerden devam edeceğim. Ancak yine de hazır ürünleri minimum seviyede tutacağım, bir de kesinlikle ve kesinlikle ucuz olan ürünü tercih etmeyeceğim. Sadece beyaz et sektörü değil, tüm gıda ile ilgili sektörlerden doğal haline en yakın, en az katkılı, en az değişime uğramış besinler istiyoruz, kendimiz ve asıl önemlisi geleceği bırakacağımız çocuklarımız için...
Bu gezi ile yalnış bildiğimiz doğruları görmemizi sağlayan, bitmek tükenmek bilmeyen sorularımızı yanıtlayan, Yeşil Bursa'yı gezdiren, yine yeniden sevdiren, bizleri çok iyi bir şekilde ağırlayan, el üstünde tutan Desibel PR'ye, BESD-BİR Derneğine, Banvit'e ve özellikle Ömer Görener'e çok teşekkürler...

10 Nisan 2015 Cuma

Peynirli Parmaklı Poğaça


Güneş hafif hafif kendisini göstermeye çalışıyor galiba. Herkesde de bir bahar beklentisi oluşmaya başladı, bakıyorum hep yazdan kalan fotoğraflar paylaşılıyor, İnstagram'da yaz tatlıları ardı ardına geliyor. Bu arada beni de İnstagram ve Facebook'tan takip etmek isterseniz, sağ taraftaki sütunda ilgili ikonları tıklamanız yeterli. Orada da görüşmek üzere, sevgiler...

Malzemeler:

- 1 paket Luna margarin (250 gr.)
- 4-5 su bardağı un
- 1 adet yumurta
- yarım çay bardağı sirke
- 1 paket kabartma tozu
- 1 tatlı kaşığı tuz

İç Harcı İçin:

- iç harcı için 1 kase sert beyaz peynir
- 7-8 dal maydanoz

Yapılışı: Yumurtanın sarısı ile beyazı birbirinden ayrılır. Yumurtanın sarısı ile beyaz peynir haricindeki tüm malzeme bir yoğurma kabına alarak iyice yoğrulur. Maydanozlar yıkanıp saplarından ayıklanarak ince ince doğranır ve beyaz peynir ile harmanlanır. Hamurdan yumurta büyüklüğünde parçalar koparılarak unlu bir zeminde kahve tabağı büyüklüğünde yuvarlak olarak açılır. yuvarlağın yarısına bıçakla birbirine paralel 5 kesik atılır. Kesilmeyen kısma peynirli harçtan konularak kesik olan tarafa doğru yuvarlanır. Son olarak uçlar iyice birbirine yapıştırılarak hafif ay şekli verilerek zeminine yağlı kağıt serili fırın tepsisine alınır. Üzerlerine yumurta sarısı sürülerek, önceden ısıtılmış 180 dereceye ayarlanmış fırında üzeri kızarana dek yaklaşık 20 dakika pişirilir.

8 Nisan 2015 Çarşamba

Fırın Sütlaç


Hava bir türlü bahara dönmedi ama içimin baharı çoktan başladı :) Şimdi yeşil salatalar, zeytinyağlı yemekler, hafif tatlılar yapasım var. (Ne kadar sürer bilemiyorum ama :) Bu istek yok olmadan önce de hemmen mutfağa girip bir yerden başlayayım dedim. Bu başlangıca da Fırında Sütlaç çok iyi gitti doğrusu. Haydi Bahar gel artık :)

Malzemeler:

- 1 litre süt
- 2 adet yumurta sarısı
- 1,5 su bardağı toz şeker (300 gr.)
- 1 su bardağı pirinç (100 gr.)
- 1,5 su bardağı su
- 1 yemek kaşığı (tepeleme) nişasta
- 1 adet şekerli vanilin

Yapılışı: Pirinçler iyice yıkanarak süzülür. Küçük bir tencereye alınarak 1 su bardağı su ile birlikte iyice yumuşayıncaya kadar haşlanır. Yumuşayan pirinçlerin üzerine süt ilave edilerek ara ara karıştırılmak sureti ile kaynatılır. Yarım bardak su içerisine nişasta konularak kaşık ile eze eze inceltilir. Sütlü karışım kıvam kazanmaya başladığında toz şeker ve inceltilmiş olan nişasta eklenir. 10-15 dakika daha karıştırarak kaynattıktan sonra vanilya da ilave edilerek ocağın altı kapatılır. Yumurta sarıları iyice çırpılarak üzerine 1 kepçe sütlaç (tercihen pirinçsiz kısmından) ilave edilir. Tekrar karıştırılarak fırına dayanıklı kaselere paylaştırılmış olan sütlacın üzerine birer kaşık dökülür. Önceden ısıtılmış, 180 dereceye ayarlı fırının üst ızgarası açılarak fırına verlilir. Üzeri kızarana kadar pişirilir. 

6 Nisan 2015 Pazartesi

Mercimekli Bulgur Pilavı


Mercimek ve bulgurun vitamin ve protein deposu olauğunu bilmeyen yoktur artık değil mi? Hele ki bizim evde bu ikisi aynı tencerede buluşmuşsa yanına yoğurttan gayrı bir şey olmasa da olur, başka bir şey aranmaz. Hem mideye dost, hem damaklara nimet bu güzel tarifi sizlerle de paylaşmak istedim. Mutlulukla, sağlıcakla kalın :)

Malzemeler:

- 1 su bardağı pilavlık (iri) bulgur
- 1 su bardağı yeşil mercimek
- 1 adet orta boy kuru soğan
- 1 adet küçük boy çarliston biber
- 1 adet küçük boy kırmızı biber
- 3-4 yemek kaşığı sıvı yağ
- 1 yemek kaşığı domates salçası
- 1 yemek kaşığı biber salçası
- 2 su bardağı sıcak su
- tuz, kırmızı pul biber, karabiber

Yapılışı: Mercimkler taşlarından ayıklanıp yıkanarak küçük bir tencereye alınır. Üzerini dört-beş parmak geçecek kadar su konularak mercimekler hafif diri kalacak şekilde haşlanır. Haşlanan mercimekler bir kez sudan geçirilerek suyu süzülür. Soğan küp küp yemeklik doğranarak sıvı yağ ile birlikte pembeleşinceye kadar kavrulur. Kırmızı ve çarliston biber yıkanarak minik küpler halinde doğranır ve soğanlarla birlikte kavrulur. Soğanlar bal rengini alıp karamelize olduklarında  salça ilave edilerek iyice kaynaşana kadar birlikte kavrulmaya devam edilir. Son olarak yıkanıp süzülen bulgurlar ve fazla suyu süzülmüş mercimekler ilave edilerek 2-3 kez salça ile karışana dek ocakta çevrilir ve üzerine sıcak su, tuz ve baharatlar ilave edilir. Ocağın altı kısılarak, kısık ateşte bulgur suyunu çekene dek pişirilir. Ocaktan alındıktan sonra 15 dakika kadar demlenmeye bırakıldıktan sonra servis edilir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...