22 Ekim 2014 Çarşamba

Sır.Sabır.Armağan Doğanın Mucizesine Anavarza Bal İle Tanıklık Ettik


Bal hepimizin bildiği bal, artık görmeye kanıksadığımızdan olacak, bal işte deyip geçtiğimiz. Ancak Anavarza Bal'ın davetlisi olarak katıldığımız etkinlik, bal üzerine unuttuğum veya hiç bilmediğim öyle bilgiler kazandırdı ki, çoğu zaman gidip bu mucizeyi gerçekleştiren arıları öpesim geldi inanın :)
 
Anavarza Bal çeşitliliği ile beni şaşırttı; çiçek, çam ve kestane balını daha öncesinden de biliyordum, kekik-keven balı, narenciye balı ile krem balı denemek için ise sabırsızlanıyorum diyebilirim :) (Krem bal ile hazırlanmış florantin tart aklımdan çıkmadı, sanırım da çıkmayacak :)
 
 
Anavarza Bal'ın davetlisi olarak etkinliğe katılan, doğal arıcılık konusunda uzman ve rahatlıkla arılara aşık diyebileceğim Sevgili Debra Roberts bizleri arıların büyülü dünyasına yolculuğa çıkardı. Verdiği bilgiler karşısında anladım ki; değil şapka çıkarmak, arılar karşısında ayağa kalkmak lazım :)
 
- Bir arı, tüm hayatı boyunca ancak bir tatlı kaşığının onda birini dolduracak kadar bal yapabilir.
- Arılar 1 kg. bal için, 7.5 milyon çiçek dolaşır, bunun için 90.000 millik uçuş yaparlar.
- Arılar bal toplarken üzerine yapışan çiçek polenlerini taşıyarak tüm dünya florasının devamını sağlarlar. Arıların dünya üzerinden yok olmaları 4 yıl içerisinde dünyadaki tüm yaşamın bitmesine neden olurmuş, ki dilerim hiçbir zaman bu ispatlanmaz.
- Arıların koku yetenekleri o kadar gelişmiştir ki metrelerce uzaktan yüzlerce çiçek çeşidini ayırabilir ve hangi çiçekte polen var anlayabilirler.
- Arıların kanat çırpma hızları çok yüksektir. Saniyede yaklaşık 200 kanat vuruşu yaparlar. Meşhur arı vızıltısının sebebi bu kanat çırpma hızıdır. Bir bal arısı yaklaşık 6 mil uçabilir ve saatte 15 mil hız yapabilir.
- Bal asla bozulmayan bir besindir. (Piramit kazılarından firavun ile gömülen ve hala bozulmamış bal çıkarılmıştır.) 
- Özellikle kestane ve çam balı sağlık için çok ama çok faydalıdır.
- Dünyadaki çam balının % 95'i Türkiye menşeylidir.  
 

Gelelim etkinlikte yaptığımız ballı lezzetlere;

- Sirkencebün Şerbeti
- Ballı Tavuk Kanatları
- Helva-i Hakani

Bu güzel etkinlikte, değerli sunumu ile renk katan Sevgili Debra Roberts'e, tüm Anavarza Bal Ekibine ve Aristo İletişim'e teşekkür ederim. Ayrıca etkinlikte tanıştığım, blogumun izleyicilerinden Sevgili Gülşah'a bana verdiği güzel enerjiden dolayı sevgilerimi gönderiyorum :)

20 Ekim 2014 Pazartesi

Taze Zencefilli Ispanak Çorbası


Havalar birden soğudu, alışmışız güneşe, evden montsuz çıkmaya. Bu sabah ilk kez arabada kaloriferi açtım, demek ki sıcak sıcak çorba düşlenecek vakit gelmiş :) Ispanağın da tazecik, mis gibi olduğu zamanlar ya artık, ne dersiniz ıspanak çorbasına? Hem Temel Reis gibi güçlü-kuvvetli olmak için de birebir, savulun grip mikropları ıspanak çorbası geliyor :)

Malzemeler:

- 1 bağ taze ıspanak
- 1 adet küçük boy kuru soğan
- 1 diş sarımsak
- 1 küçük boğum taze zencefil
- 1 su bardağı tavuk suyu
- 4-5 su bardağı sıcak su
- 2 yemek kaşığı sıvı yağ
- tuz, defne yaprağı, birkaç damla limon

Meyane İçin (Roux):

- 1,5 yemek kaşığı tereyağı
- 1,5 yemek kaşığı un

Yapılışı: Derince bir tencereye sıvı yağ, çok minik doğranmış soğan ve sarımsak alınarak kavrulur. Önceden yıkanmış ve suyu süzdürülmüş ıspanaklar ince ince doğranarak, soğanların pişmesine yakın tencereye ilave edilir. Zencefilin kabuğu soyularak rendenin ince tarafı ile rendelenerek püre haline getirilir ve 1 adet defne yaprağı ile birlikte tencereye alınır. Biraz süre daha kavrulduktan sonra tavuk suyu, sıcak su ve tuz ilave edilerek kaynatılır. Ayrı bir tavada tereyağı eritilerek un ile beraber kavrulur.  Unun kokusu çıkmaya başladığında, hazırlanan meyane pişmekte olan çorba içerisine ilave edilir. Bu aşamada defne yaprağı aromasını çorbaya verdiğinden, tencereden alınır. Blender ile çorba pürüzsüz bir hale getirilir. Servis için kaselere alındığında, arzuya göre üzerine mikser ile iyice çırpılmış krema veya krema köpüğü konulabilir.

14 Ekim 2014 Salı

Bayat Ekmek Pizzası


Her zaman insan günlük güneşlik olmuyor, olamıyor değil mi? İşte bu gün öyle günlerden birini yaşıyorum nedendir bilinmez. Eve kaçıp uyuyasım var. İçimden ne yazmak geliyor, ne de oturup çizmek (çizmek işimle alakalı, onu da yapmak istemiyorum, hal fena yani :)  Ama bir prensibim var, canım neyi istemiyorsa, onu yapmaya kendimi zorlamak gibi. Canım bir şey yazmak istemiyor dedim ya kendimi zorlaya zorlaya yazdım bu tarifimi. Ancak yapması ve yemesi hiç zor değil inanın, üstelik öyle bir lezzetli oluyor ki, pizzanın tabanının bayat ekmek parçalarından oluştuğuna kimse inanmayacak. Ayrıca herkesin burun kıvırdığı, bayatlamış ekmekleri değerlendirmek açısından da çok faydali bir eser. Ee daha ne olsun, tarifi yazmak bile can sıkıntımı geçirdi şimdiden :)
 

Malzemeler:

- 1 adet bayat ekmek
- 1 adet yumurta
- 3 yemek kaşığı zeytinyağı
- yarım su bardağı süt
- yarım su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
- 1 adet küçük boy domates
- 3-4 adet parmak sosis
- 8-10 dilim sucuk
- 2 yemek kaşığı dilimlenmiş yeşil zeytin
- 2 yemek kaşığı salça (veya 1 adet burger ile verilen hazır ketçap poşeti)
- kekik, pizza baharatı

Yapılışı: Bayat ekmek, 1 cm. lik küpler halinde doğranır. Büyükçe bir karıştırma kabı içerisine yumurta kırılarak iyice çırpılır. Üzerine zeytinyağı ve süt eklenerek karışım iyice karıştırılır. Karışım içerisine doğranan ekmekler alınarak, her tarafı hazırlanan harç ile ıslanacak şekilde harmanlanır. Yağlanmış bir fırın tepsisine dökülen ekmekler kaşık ile bastırılarak arada boşluk kalmaması sağlanır. Salça ve ya ketçap 1-2 kaşık zeytinyağı ile inceltilerek ekmeklerin üzerine bir fırça yardımı ile sürülür. Rendelenmiş kaşar peynirinin yarısı pizza üzerine serpiştirlir. Kaşar peyniri rendesinin üzerine de arzu edilen pizza malzemeleri ve kekik konulur. Önceden ısıtılmış 180 dereceye ayarlı fırında üzeri kızarana dek pişirlir. Fırından çıkarmadan 5 dakika önce kalan kaşar peyniri de eklenerek peynir eriyene dek 6-7 dakika daha fırında tuttuktan sonra fırından çıkarılır. Üzerine pizza baharatı serpiştirilerek sıcak sıcak servis edilir.

10 Ekim 2014 Cuma

Duru Bulgur İle "Benim Kısırım"


Eskiden annemin misafir günlerindeki menüyü gün gibi hatırlıyorum, hatırlıyorum çünkü çoğunlukla börek, kek, poğaça, kısır ve demlik demlik çay olurdu. Kekin, böreğin, poğaçanın muhteviyatı değişirdi, ama kısır hep aynı kısırdı. Ancak yine de, şimdinin 12 çeşitli, süslenmiş, şamdanlı-çiçekli misafir masaları mı, tek tabağa sığdırılmış 4 çeşitli misafir tabağı mı deseler, eskinin tadı bambaşkaydı derim ben :) Nereden nereye geldik de, aslında amacım Duru Bulgur ve Yeni Kadın işbirliği ile katıldığım "Duru Bulgur ile Benim Kısırım" workshopundan bahsetmekti :)
 

Duru Bulgur Pazarlama ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Ayşe Sarımehmet, workshop öncesi verdiği bilgilerden öğrendik ki; Duru Bulgur, 1935’ten bu yana ana işi olan bulguru üretirken sadece su ve buğday kullanıyor, içerisinde başka hiçbir bir koruyucu madde bulunmuyor, bulgurda herhangi bir sarartma veya parlatma yapmadan, doğal renginde ve doğal lezzetinde bizlere ulaştırıyor. Ayrıca yeni çıkartıkları Duru Dual Mercimekli Bulgur, Duru Dual Nohutlu Bulgur, Duru Dual Mantarlı Bulgur, Duru Dual Şehriyeli Bulgur, yemek yapmaya çok fazla zamanı olmayan, ama sağlıklı da beslenmek isteyen biz çalışan kadınların imdadına yetişecek gibi görünüyor :)


Kısır partilerini bilirsiniz, hani bir tepsi kısr yapılır, yanına da bir çay demlenir, sonra da güle-oynaya yenir. İşte tam o havada geçen bir workshop oldu. Nar ekşilisi, sarımsaklısı, turşulusu, acılısı, kıvırcıklısı, domateslisi, salçalısı derken herkes kendi usulünde kısırını yaptı, hem yedi, hem ikram etti. Ben de tabii kendi usulümde "Sarımsaklı Kısır" yaptım. Görmek isterseniz tarife buradan  ulaşabilirsiniz...


Workshop sonrası Sevgili Ayşe Sarımehmet yapılan tüm kısırlardan tadarak en lezzetli kısırı da seçti. annemutfaperisi blogunun yazarı Sevgili İlknur Hanım gerçekten çok lezzetli kısırı ile birinci oldu, kendisini çok tebrik ediyorum :) Bu arada işin sırrı havuçmuş, gerçekten kısıra bambaşka bir tad vermişti.


Çok samimi geçen, güle oynaya kısır yapıp, kısır yediğimiz bu güzel etkinlikte emeği geçen Sevgili Fatoş Vayni Şahin'e, Duru Bulgur ve Yeni Kadın ekibine çok teşekkürler...

8 Ekim 2014 Çarşamba

Kuzu Kapama


Bir Kurban Bayramı daha geldi ve geçti, umarım kesilen kurbanlar ihtiyaç sahiplerine gitmiş, Allah tarafından kabul görmüştür. Bu arada buzdolabı da etle dolmuştur değil mi? Çoğu zaman yorgunluktan ve et görmekten gına gelerek kurban etleri ile uğraşmak zor gelse de, zamanında etleri değerlendirmek çok önemli. Bizim ailemizde kesilen kurbandan kavurma, arnavut ciğeri ve kapama yapıp yemek çok makbuldür ve sevilerek yenir. Bu bayram da çok şükür hepsini yapabildim, Allah tekrar Kurban Bayramı'na da eriştirsin inşallah..


Malzemeler:

- 3 su bardağı pirinç
- 1 adet kuzu but  (arzuya göre tavuk  butu da  kullanabilirsiniz)
- 6 su bardağı et suyu
- 2 yemek kaşığı tereyağı
- tuz, karabiber

Yapılışı: Bir kuzu budu parçalanarak (ister kemikli, ister kemiksiz olarak), çıkan parçalar 8-10 bardak suda haşlanır. Pirinç ayıklanarak bir tepsiye döküler ve üzerine 1 tatlı kaşığı tuz ve üzerini geçecek kadar kaynar su konularak haşlanır. Etlerin pişmesinin ardından suyu süzülerek  iri parçalar halinde parçalanır. Yıkanarak suyu süzülen pirinçler bir fırın tepsisine konularak üzerine sıcak olan et suyu, karabiber, tuz ve tereyağı eklenerek iyice karıştırılır. Son olarak haşlanmış etler de aralıklı olarak pirinçlerin üzerine serpiştirilerek önceden ısıtılmış 180 dereceye ayarlı fırında, yaklaşık 40 dakika kadar pişirilir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...