30 Mart 2013 Cumartesi

Coconut Blancmange-Hindistan Cevizli Muhallebi


Haftasonu muhteşem bir lezzetle tanıştım; tanıştırayım karşınızda Coconut Blancmange :) Bu afili adı dilimize çevirirsek kısaca hindistan cevizli muhallebi diyebiliriz. Pek hafif, ama çok lezzetli, yemeyeni pişman eden, yiyeni de güldüren bir tatlı :) Dilersiniz porsiyonluk yerine kek kalıbına döküp, ortadaki boşluğa meyve doldurabilirsiniz, tamamen isteğe kalmış. Bu reçete ile misafirlerinizi şaşırtacağınıza emin olabilirsiniz.


Malzemeler:

- 1 lt. süt
- 70 gr. mısır nişastası
- 4 yemek kaşığı toz şeker (tepeleme)
- ½ lt. hindistancevizi sütü (büyük marketlerde bulabilirsiniz)
- 1 ½ su bardağı hindistan cevizi

Yapılışı: Soğuk sütün yarısına mısır nişastası konularak inceltilir. Sütün kalan yarısına toz şeker ilave edilerek, orta ateşte içindeki şeker eriyene kadar sürekli karıştırmak sureti ile kaynatılır. Kaynamaya yakın nişastalı süt yavaş yavaş tencereye dökülerek koyulaşana kadar karıştırmaya devam edilir. Hemen arkasından hindistan cevizi sütü de ilave edilerek 2-3 dakika daha pişirilir. Sürenin sonunda hindistan cevizi rendesi de dökülerek karıştırılır ve ocağın altı kapatılır. Dökülecek kalıbın her tarafı ıslatılarak muhallebi daha sıcakken dökülür. Üzeri streçlenerek buzdolabında en az 2 saat dinlendirilir. Servis ederken kalıp ters çevrilerek servis tabağına alınır, taze meyvelerle ve çikolata sosu ile süslenir. Mımmmm şimdiden afiyet olsun :)

29 Mart 2013 Cuma

Rudolph Van Veen Reçetesi İle Elmalı Pizza


Rudolph Van Veen'in; çoğu hamur işinde kullanabileceğiniz, muhteşem lezzetli ve çok pratik bir hamurundan bahsetmiştim hani, işte bugün de bu hamurun tatlı versiyonuna blogumda yer ayırdım. Van Veen bu hamuru hazırlarken sürekli bizlerle sohbet halindeydi, hatta hamur ne zaman hazırlandı da, ne zaman fırına girdi pek farkında bile olmadık diyebilirim. Tek farkında olduğum, mis gibi elma kokulu, sıcacık tatlı pizzaydı. Elma kokulu mutfaklarda sıcacık çayınızı yudumlarken Limonlu Kek'i de bir kez aklınıza getirin, olur mu? :))


Tarifte kullanılan hamur, daha önce burada tarifini yazdığım temel hamurun aynısı. Bu ölçülerle ve şekilde kullanabilirsiniz.

Malzemeler:

- 200 gr pasta kreması (pasta dolgu kreması)
- 200 gr. badem ezmesi veya marzipan (su ile yumuşatılacak)
- 3 adet elma
- 25 gr. antepfıstığı
- 25 gr. çamfıstığı
- 50 gr. kuru üzüm
- üzerine serpmek için pudra şekeri

Yapılışı: Fırın önceden 210 dereceye ayarlanarak ısıtılır. Bu arada kuru üzümler 5 dakika kadar suda haşlanır. Yaklaşık 0,5 cm kalınlığında açılmış hamur fırın tepsisinin üzerine badem ezmesi ile karıştırılmış pasta kreması sürülür. Bunun üzerine kuru üzüm, çamfıstığı antepfıstıkları serpiştirilir. Elmaların kabukları soyulmadan ince ince dilimlenerek pizzanın üzerine atılır. Pizza, üzeri hafif kahverengileşene dek, yaklaşık 25 dakika fırında pişirilir.Üzerine bolca pudra şekeri serpilerek servis edilir. 

27 Mart 2013 Çarşamba

Rudolph Van Veen Reçetesi İle Yumuşacık Poğaça


Hollandalı ünlü şef Rudolph Van Veen'in İstanbul'daki buluşmasında bizler için yaptığı iki tarif vardı. Daha doğru söylemek gerekirse, bir reçete ile tatlı ve tuzlu iki farklı lezzet hazırlamıştı. Bu öyle bir reçete ki; daha önce böylesine yumuşacık ve lezzetli bir poğaça yemedim diyebilirim. Üstelik pizzadan, poğaçaya tatlı veya tuzlu olsun, hemen hemen her hamur işinizde rahatlıkla kullanabileceğiniz süper bir şey... Deneyin, deneyin, deneyin diyorum, başka bir şey demiyorum :)


 Malzemeler:

- 285 gr. un
- 170 gr tereyağı (soğuk)
- 130 gr krem peynir
- 3 yemek kaşığı soğuk su
- 1 ½ yemek kaşığı sirke
- 1 paket kabartma tozu
- tuz

Yapılışı: Tüm malzemeler, yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğrularak steç filme sarılır. Elde edilen hamur yaklaşık yarım saat buzdolabında bekletilerek sonrasında bir merdane yardımı ile açılır. Açılan hamurdan bir kalıp veya bardak ile yuvarlaklar çıkartılır. Arzu edilen bir iç harç hazırlanarak yuvarlakların ortasına yerleştirilir. Yuvarlak parçanın bir kenarı yarım ay oluşturacak şekilde üzerine kapatılarak kenarları bastırılır. Üzerine yumurta sarısı sürülerek 200 dereceye ayarlı fırında yaklaşık 20 dakika pişirilir.

Rudolph Van Veen o gün bize, kendisi gibi şef olan Mesut Aşkar ve Gabriele Sponza'nın hazırladıkları harçlarla poğaçalar hazırladı. Poğaçaları yaparken kullanacağınız iç harçları tamamen kendi isteğiniz doğrultusunda hazırlayabilirsiniz. Ancak iki değerli şefin hazırladığı bu lezzetli harçların da tarifini vermezsem kendimi çok suçlu hissederim :)

Yabani Ege Otlu Harç (Maksut Aşkar Reçetesi İle):

- 1 kg. Ege otları ( turpotu, hardalotu, akkız, ısırganotu, ıspanak)
- 1 adet küp küp doğranmış kuru soğan
- 100 gr. beyaz peynir
- 100 gr. krem peynir
- 50 gr. çam fıstığı
- 50 gr. kavrulmuş susam
- 100 ml. sızma zeytinyağı
- ½ limonun suyu
- 1 yemek kaşığı doğranmış dereotu
- tuz, karabiber, kimyon, tarçın, kişniş, toz şeker (hepsinden birer tutam)

Yapılışı: Ege otları iyice yıkanarak suyu süzdürülür. Küp küp doğranmış soğan, zeytinyağında sotelendikten sonra üzerine baharatları ilave edilerek harmanlanır. Otlar da ilave edildikten sonra sotelemeye devam edilir. (Fırına girince de pişmeye devam edeceğinden, karışım çok pişirilmemelidir.) Son olarak limon suyu ve şeker de ilave edilerek ocağın altı kapatılıp dinlenmeye bırakılır. Sotelenen otlar robotta krem peynir ile birlikte krema haline getirilir. Lifleri ağızda rahatsızlık vereceğinden bir spatula yardımı ile süzgeçten geçirilip liflerinden arındırılır. Sonrasında karışımın içine beyaz peynir eklenerek iyice ezilir. Dereotu, kavrulmuş çamfıstığı ve susam da ilave edilerek iyice karıştırılır. Ege otlu harcımız hazır... (Eğer karışım hazırlık aşamasında çok katı olursa sebze suyu ile açılabilir, cıvık olursa da ekmek içi ile koyulaştırılabilir.)

Fırınlanmış Tavuklu ve Yeşil Elmalı Harç (Gabriele Sponza Reçetesi İle):

- 4 adet tavuk göğsü(yağsız)
- 5 adet yeşil elma
- 3 adet havuç
- 1 adet soğan
- 2 diş sarımsak
- ½ çay bardağı akçaağaç şurubu
- 1 yemek kaşığı domates salçası
- 1 su bardağı et suyu

Yapılışı: Havuç, soğan ve sarımsaklar gelişi güzel doğranarak bir fırın tepsisine konulur. Üzerine tavuk etleri yerleştirilerek önceden ısıtılmış 180 dereceye ayarlı fırında 45 dakika kadar pişirilir. Sürenin sonunda tepsinin tüm içeriği bir mutfak robotunda püre haline getirilir. Yeşil elmalar küçük küpler halinde doğranır. Bir tavada biraz zeytinyağı konularak elmalar ve hazırlanan tavuk püresi eklenerek sotelenir. İçerisine salça ve et suyu da ilave edilerek bir süre daha kavrulur. Son olarak akçaağaç şurubu da eklenerek yedirilir. Tavuklu ve yeşil elmalı harcımız hazır...

26 Mart 2013 Salı

Çiğköfte Dürüm


Bizim evde bir çiğköfte canavarı var, kızım Sena çiğköfteye tam anlamı ile bayılıyor. Zaman zaman kendim yapıyorum, bazen de kestirmeden gidip satın alıyorum. İster dürüm içerisinde, istersen de marula sarılsın, değişmeyen tek şey çiğköfte sevgimiz :) Bu kez alternatif bir sunum örneği de göstermek istedim. Bu hali ile açık büfelerde, kolayca atıştırmalık hali ile çok beğenileceğinden eminim, en azından bizde bayağı kabul gördü :) Ağzınızı yakan sadece çiğköfte acısı olsun diyerek, güzel ve mutlu bir gün geçirmenizi dilerim...

Malzemeler:

- 2,5 su bardağı ince köftelik bulgur
- 2 tane büyük boy kuru soğan
- 2 yemek kaşığı domates salçası
- 1 yemek kaşığı biber salçası (isteğe göre acı veya tatlı)
- 10-12 dal maydanoz
- 1 kahve fincanı zeytinyağı
- ½ limonun suyu
- 3-4 yemek kaşığı nar ekşisi
- tuz, karabiber, pul biber, kimyon

Dürüm İçin: (Bir lavaştan yaklaşık olarak 8-10 adet çıkıyor. Kişi sayısına göre malzeme arttırılabilir.)

- 1 adet lavaş
- 2 adet salatalık turşusu
- 8 adet çeri domates

Yapılışı: Köftelik bulgur, tuzu katılarak, üzerini geçmeyecek kadar kaynar su ile ıslatılıp 10 dakika kadar şişmeye bırakılır. Bu arada soğanlar rendelenerek zeytinyağında kavrulur. Ocağın altını kapatmaya yakın salçalar ve baharatlar da ilave edilerek 1-2 dakika daha çevrilir. Ocaktan alınan karışım, kaynar su ile şişmiş bulgurların üzerine dökülür. Nar ekşisi, limon suyu ve maydanozlar da ilave edilerek iyice yoğrulur. Karışımdan ceviz iriliğinde parçalar alınarak avuç içerisinde sıkarak çiğköfteler hazırlanır. Ayrıca limon suyu, maydanoz ve marul ile servis edebilirsiniz.
 
Ya da dürüm şeklinde hazırlamak isterseniz; lavaş düz bir zemine serilerek üzerine parça parça çiğköfteler konulur. Bir kaşık yardımı ile çiğköfteler tamamen zemini kaplayacak şekilde yayılır. Lavaşın kısa olan kenarından sıkıca bir dürüm yapılarak streç filme sarılır ve 20 dakika kadar buzdolabında dinlendirilir. Bu arada domatesler yıkanır ve salatalık turşusundan uzunlamasına mümkün olduğu kadar ince dilimler kesilir. Bir kürdana önce çeri damatesler, daha sonra rulo yapılarak sarılmış salatalık dilimleri geçirilir. Dürüm yapılmış ve dinlenmiş çiğköfteden iki parmak genişliğinde dilimler kesilerek son olarak kürdana geçirilir.

25 Mart 2013 Pazartesi

Zeytinyag Soslu Brüksel Lahanası


Bugün menüde faydaları say say bitmez salata mı desem, zeytinyağlı mı desem  bir sebze var. Ülkemizde çok fazla bilinmese de (daha doğrusu sevilmese de diyeyim) brüksel lahanası başta hamileler olmak üzere, herkes tarafından düzenli ve yeterli miktarda kullanılması gereken bir sebze aslında. Bürüksel lahanasını ister çorba olarak tüketin, isterseniz de et yemeklerinin yanına haşlayıp servis edin. Sağlığa faydalarını okudukça iki katı alasım geldi :) Brüksel lahanası alırken özellikle küçük boyda olanlarını seçmeye de dikkat edilmesi gerekiryormuş diyerek sizleri faydaları ile baş başa bırakıyorum.
 
Kanı sulandırır. Kandaki kolesterolu dengeleyip kalp ve damar hastalıklarına karşı korunma sağlar. Hücre içine şeker girişini hızlandırarak kanda şeker artışını önler. Diş ve diş etini sağlamlaştırır. Gıdaların oksijenle yakılması esnasında açığa çıkan toksik radikal yani iltihap yapıcı madde miktarını azaltarak detoks etkisi gösterir. Bağışıklık sisteminin mikroplarla daha etkin ve üstün savaşmasına katkıda bulunur. Bağırsaklarınızdan kalsiyumun emilimini hızlandırır. Kemik yüzeyindeki hücrelerin kalsiyumu kemiğe bağlamasını sağlayarak kemik erimesine karşı koruyucu etki gösterir. Faydası say say bitmez, bol ekşili salatası ise hemen biter inanın.

Malzemeler:

- ½ kg Brüksel lahanası
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 yemek kaşığı elma sirkesi
- 1 adet limonun suyu
- 2  diş sarımsak
- tuz

Yapılışı: Brüksel lahanaları iyice yıkanarak buharda haşlama aparatına konulur. (Buharda haşlama yöntemi ile yapraklar diriye yakın yeşil rengini koruyor, arzu ederseniz bol suda da daha diri kalacak şekilde haşlayabilirsiniz.)  Tencereye, aparatın üzerine su çıkmayacak şekilde su ilave edilerek (ben 1,5 su bardağı su ile haşladım) Brüksel  lahanaları kaynatılır. Brüksel lahanası, üzerine çatal ile batırdığınızda rahatlıkla deliniyorsa ocağın altı kapatılır. Ayrı bir kasenin içerisine dövülmüş sarımsak, zeytinyağı, bir limonun suyu, elma sirkesi ve tuz konulup iyice karıştırılarak sos hazırlanır. Hazırlanan sos, servis tabağına alınan Brüksel lahanalarının üzerinde gezdirilir. Sağlıklı bir öğün işte masanızda, afiyet olsun :) 
 

24 Mart 2013 Pazar

Havuçlu Cezerye

 
Bugün doğumgünü menülerine, kutlama büfelerine, 5 çayı sofralarına ve hatta bayramlarda-seyranlarda çikolata, şeker yerine yapıp ikram edebileceğiniz bir tarif paylaşmak istiyorum sizlerle. Üstelik havuçlu cezerye, lezzeti ile de büyük-küçük herkesin beğenisini kazanıp göz dolduruyor. Lezzeti hakkında söylenecek daha fazla bir şey yok, en kısa zamanda yapıp, şen kahkahalı sofralarda ağzınızı tatlandırmanızı dilerim :)

Malzemeler:

- 5 adet orta büyüklükte havuç
- 1 su bardağı toz şeker
- 1 çay bardağı su
- 1 yemek kaşığı tereyağı
- 1 su bardağı ceviz içi
- 1 kase hindistan cevizi
- 1 paket petibör bisküvi

Yapılışı: Havuçlar rendelenerek bir tencereye alınır. Su ve toz şeker üzerine ilave edilerek havuçlar haşlanır. Bu arada bir yoğurma kabına petibör bisküviler kırılarak ufalanır. Havuçların rengi dönmeye başladığında ve su azaldığında ocağın altı kapatılarak ufalanmış ceviz içleri ve tereyağı eklenir. Tüm karışım yoğurma kabına alınarak bisküvilerle beraber iyice yoğrulur. (Karışım cıvık olursa ve toplanmıyorsa, fazladan bisküvi ufalayarak kıvamını ayarlayabilirsiniz.) Karışımdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak bir kase veya tabağa konulmuş hindistan cevizi üzerinde yuvarlanır. Arzu edilirse yuvarlak toplar yerine dilediğiniz bir kalıba bastırarak sunabilirsiniz, tamamen sizin hayal gücüne kalmış... 

22 Mart 2013 Cuma

Cookplus ve Harikalar Mutfağı


Geçtiğimiz haftasonu biz bloggerlar, Karaca'nın mutfakla ilgili tüm ürünlerini barındıran yeni internetten satış sitesi olan Cookplus'ın ve Harikalar Mutfağı'nın öyküsünü dinlemek için kahvaltıda bir araya geldik. Tatlı yedik, çok tatlı da sohbet ettik :)


EKS Mutfak Akademisi'nde gerçekleşen etkinlikte Emre Karaca'dan, sektörde 50 yıllık geçmişi olan Karaca'nın bu tecrübesini mutfakta e-ticaret alanına taşıma düşüncesi ile doğan Cookplus'ın ve bünyesindeki Harikalar Mutfağı hakkında bilgi aldık. 


Mutfak ile ilgili olarak geniş ürün yalpazesinene sahip, avantajlı kampanya ve müşteri memnuniyeti odaklı hizmet anlayışı ile Cookplus büyük atılım yapacak gibi görünüyor. Sitenin alt bünyesindeki Harikalar Mutfağı'nda da zengin bir tarif havuzu mevcut. Buradaki tariflere göz atabilir, hatta yemek blogu sahibi iseniz kendi tariflerinizi de paylaşabilirsiniz. Benden söylemesi, haydi parmaklar çalışsın :)

21 Mart 2013 Perşembe

Balkabaklı Milföy


Kabak tatlısını çok seven bir eşim var. Neredeyse 10 günde bir elinde kocaman bir kabakla gelir, şununla bir tatlı yapsa der :) Benim de cevabım hep aynı olur, "Sen kes, dilimle ben hemen yaparım." Gerçekten de eğer balkabağını temizleyecek ve dilimleyecek biri olmazsa elim asla ona gitmez, buzdolabında koca bir yer işgal etmeye devam eder. Ama seven ne yapmaz, eşim alır hevesle temizler, ben de bir o kadar hevesle pişiririm. Bu kez bir kaç dilimini püre haline getirip milföy hamurunun içerisine kattım. Eşim dahil herkes severek yedi, sizler de severek yersiniz eminim :)
 

Malzemeler:

- 4 adet milföy hamuru
- 4 yemek kaşığı balkabağı püresi
- 10-12 adet ceviz içi
- üzerine serpmek için pudra şekeri

Yapılışı: Kabak tatlısı tarifine göre pişirilir. Büyüklüğüne göre değişse de 4-6 dilim kabak tatlısı ezilerek püre haline getirilir. Püre içerisine dövülmüş ceviz içi de ilave edilerek balkabaklı harç hazırlanır. Bu arada milföy hamurları dışarıda bekletilerek çözdürülür. Her bir hamurun üzeri, kenarlarından 1 cm kadar pay kalacak şekilde 6 paralel çizgi halinde kesilir. Hazırlanan balkabaklı harçtan 1 kaşık alınarak her bir milföyün ortasına konulur. Milföyün kesilmeyen uçları ortada birleştirilerek yanlardan da sıkıştırılır ve birleşim yeri altta kalacak şekilde tepsiye yerleştirilir. Önceden ısıtılmış 180 dereceye ayarlanmış fırında milföylerin reni hafif değişene kadar pişirilir. Fırından çıktıktan sonra ılınınca servis tabağına alınarak üzerine pudra şekeri serpilerek servis edilir.

20 Mart 2013 Çarşamba

Kızlarla Buluştuk Yine :)


Evet işyerinden kızlarla buluştuk yine:) Bu kez buluşmamız; minik ama pek bir güleç, kocaman uzun kirpikli İpek Hanım şerefineydi. Sevgili arkadaşım Dilek'in pek güzel kızını çok ama çok sevdik, Allah analı-babalı büyütsün inşallah, o gülen yüzü hiç solmasın :)


"Galeta Ununa Bulanmış Peynirli Börekler" pek bir güzeldi :)


Şimdinin trendi "3210 poğaçasını" kaç kere yaptım, hepsinde de bu nasıl bir şeydir bu deyip beğendiler anlatamam.


Herkesin bir yaptığı diğerlerine göre daha meşhurdur ya hani, işte Dilek'in de "Kısır"ı çok ünlüdür. Yine yapmıştı ve yine çok güzeldi :)


Günün bir favorisi de "Hardal Soslu Patates"ti, yedik yedik bitirdik, akşama tuttu bir sancı :)


Arzu'nun meşhur "Bademli kurabiye"si neden meşhur olduğunu bir kez daha bizlere gösterdi.


"Pekmezli&Tarçınlı Kurabiyeler" de sofraya lezzet kattı.


Vee "Truflar", gide gele birer birer ağıza atıldı, kalmadı-bitti...


"Ayva ve Elma Rendeli Etimek Tatlısı" çok değişik, çok lezzetli olmuştu, bir yiyen bir daha yedi.

18 Mart 2013 Pazartesi

3-2-1-0 Pogaça :)

 
Herşey kuzenimin bana çaya gelmesi ile başladı. Elinde koca bir tabak dolusu poğaça, nedir bunlar dedim 3-2-1 poğaça dedi. Aman o da neymiş acaba deyince; "Aaa senin haberin yok mu, yapmayan kalmadı, nasıl görmedin?" diye de azarladı. Üzerinize afiyet, bir oturabilsem, diğer blogları da şöyle ziyaret edebilsem, biraz ufkum açılsa ne iyi olur ama, şikayetim bir türlü yetmeyen bu zaman darlığı işte :) Neyse sadede gelirsek o gün yiyip, sonrasında kaç kere yaptımı söylersem ve her yiyen tarifini aldı desem size lezzeti hakkında bir fikir verir herhalde. Aslında 3-2-1 pağaçasına bir de 0 eklemek istiyorum, çünkü poğaçaların içine, olmazsa üzerine mutlaka sürdüğümüz yumurta bu poğaçada hiç kullanılmıyor. Ben hamuruna dereotu da ilave ettim, ortaya çıkan lezzetten çok memnun kaldım. Bu kadar övgüye, hala denemediyseniz bir kez deneyin bari :)
 
Malzemeler:
 
- 3 adet kabartma tozu
- 2 su bardağı yoğurt
- 1 su bardağı sıvı yağ
- aldığı kadar un (Yaklaşık 4-5 su bardağı gidiyor)
- yarım bağ dereotu
- 1 kase galeta unu
- 1 tatlı kaşığı tuz
 
İç Harcı İçin:
 
- 3 adet orta boy patates
- 1 adet orta boy soğan
- 2 yemek kaşığı sıvıyağ
- tuz, karabiber
 
Yapılışı: Öncelikle iç harcı hazırlamak için patatesler haşlanarak püre haline getirilir. İnce ince doğranmış soğanlar büyükçe bir tavaya alınarak sotelenir. Soğanlar altın rengini almaya başladığında püre haline gelmiş patates ve arzu edilen baharatlar da ilave edilerek 2-3 dakika beraberce sotelenerek soğumaya bırakılır. Bu arada dere otu yıkanıp ince ince doğranır. Galeta unu hariç tüm malzemeler yoğurma kabı içerisine alınarak yoğrulur. (Unu azar azar eklemeyi ihmal etmeyin) Normal poğaça hamuruna göre biraz daha yumuşak, ancak ele yapışmayan bir hamur elde edildiğinde, 20 dakika kadar hamur dinlendirilir. Dinlenmiş hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak avuç içerisinde açılır. Hamurun orta kısmına hazırlanan harçten bir tatlı kaşığı kadar konulupüst kısmı büzülür ve tekrar elde yuvarlanır. Yuvarlanmış hamur topları bir kase içersine konmuş galeta ununda yuvarlanarak her tarafı galeta ununa bulanır. Önceden ısıtılmış, 180 dereceye ayarlı fırında 15 dakika kadar pişirilir. (Başından fazla ayrılmayın, ara-ara kontrol etmenizi tavsiye ediyorum, çabuk kavrulabiliyor.)

16 Mart 2013 Cumartesi

Sarı-Turuncu Bir Misafir Sofrası


Nasıl da kapalı, yağmurlu bir hava değil mi? Tam havalar ısınıp da, güneşin yüzünü görmeye başladığımız, tomurcuklanan bahar dalları ile umutlandığımız zaman, bakıyorum yine soğuk, yine yağmur. Sarı-turuncu renklerindeki bu sofrayı kurduğumda ise hava çok güzeldi, belki de masa yaza özlemdi :) Neyse yine çok uzattım; geçen hafta çoktandır gezmekten fırsat bulamadığım misafir ağırlamaya, araya küçücük bir es alarak devam ettim. Çok sevdiğim kuzenlerimle yedik-içtik, hasret giderdik. Mutlu olmak için en güzel terapi; yemek ve sevdiklerinle bir arada olmak. Daha ne bekliyorsunuz, haydi çağırın birilerini, gülerek yiyin-için :)


- Böreksiz olmaz diyenlerdenseniz, siz de bizdensiniz demektir :) "El açması Bohça Böreği"


- "3-2-1 Poğaçası" (Kuzenim Banu'nun yapıp getirdiği poğaçalar akabinde test edildi, onaylandı, hatta sonrasında tekrar ve tekrar yapıldı :)


- "Kaşarlı&Haşhaşlı Poğaça"


- Üçtür "Cennet Salatası"nı yapıyorum büyük bir hevesle tarifini yayınlamak için. Yine bir şeylerini unuttum telaştan, ama bu kez tarif gelsin artık değil mi?


- Bıldırcın Yumurtalı "Meksika Fasülyesi"


- "Muzlu&Bisküvili Piramit Pasta" (özellikle çocukların favorisi oldu bu pasta :)


- "Zencefilli Kek" (son zamanlarda fena kafayı taktım bu lezzete :)


- "Düğme Kurabiye"; tereyağlı çıtır lezzeti ile ağzımızda eridi gitti.


- Ve kendisine haksızlık ettiğim, pişmeyecek sandığım "Kabak Tatlısı" beni utandırdı, nasıl güzeldi, son zamanlarını kaçırmadan yapın derim.


15 Mart 2013 Cuma

Vişne Soslu Kek ve Ricotta Peyniri


Şimdii bahsedeceğim bu tarif için tatlı mı desem, yoksa harika bir kek mi desem bilemedim, en iyisi "Şöyle hafif mi hafif, mayhoş ve lezzetli, hem çaya, hem yemek sonrası tatlıya çok yakışacak bir tarifim var." diyeyim :) 
 
Ricotta da neyin nesi, neden normal bir peynir kullanmıyoruz diyenlere de hemen merak etmeyin peynirinizi de kendiniz yapabilirsiniz diyerek kısacık bir tarif vermek istiyorum. Ricotta peyniri aslında, bildiğimiz süt kesildiği zaman annelerimizin, ninelerimizin yaptığı lor peynirinden başka bir şey değil. İsterseniz sütün kesilmesini beklemeden nasıl tatlı lorumuzu yapabiliriz anlatmaya çalışayım. 1 litrelik süt alınıp kaynamaya bırakılır. Tam kaynamadan önce sütün üzerinden duman çıkmaya başladığında ve ince bir tabaka kaymak bağlamaya başladığında ocağın altı kapatılır. Sütü 5 dakika kadar dinlendirdikten sonra içerisine 5 yemek kaşığı sirke ilave edilerek süt kestirilir. Yaklaşık 1 saat kadar hem soğuması, hem de peynirin çökelmesi beklenir. 1 saatin sonunda, temiz bir tülbentin içerisine veya altı 5-6 yerinden delinmiş poşetlere dökülerek suyu süzülür. Tülbent veya poşeti sıkıca döndürerek tüm suyunun akması ve sıkışması sağlanır. 10-15 dakika daha bekledikten sonra mis gibi süt kokulu peynirimiz kullanıma hazır. İster üzerine reçel döküp yiyin, ister tatlı yapın gerisi size kalmış. 

Malzemeler:
- 3 adet yumurta sarısı
- 3 adet yumurta beyazı
- 250 gr ricotta peynir
- 1 adet limon kabuğu rendesi
- 180 gr toz şeker
- 135 gr un
- 175 gr tereyağı
- 1 paket kabartma tozu

Sosu İçin:
- 1 su bardağı çekirdeği çıkarılmış vişne
- ½ su bardağı su
- 50 gr toz şeker

Yapılışı: Öncelikle sos malzemeleri bir tencereye alınarak bir taşım kaynatılır. El blenderi ile inceltilerek soğumaya bırakılır. Karıştırma kabında tereyağı ve toz şeker mikser yardımı ile çırpılır. Yumurta sarıları teker teker eklenerek çırpmaya devam edilir. Rendelenmiş limon kabuğu ve ricotta peyniri de ilave edilerek karıştırmaya devam edilir. Un ve kabartma tozu da ilave edilip, pürüzsüz bir hamur olana dek karıştırılır. Ayrı bir kapta yumurta beyazları çırpılmaya başlanır. Yumurta beyazları traş köpüğü kıvamına gelinceye kadar çırpılır ve alttan üste doğru kabarcıkları söndürmeden nazikçe karıştırılarak diğer karışıma yedirilir. Kek karışımı, her yeri iyice yağlanmış kalıba dökülerek 180 dereceye ayarlı fırında üzeri kızarana kadar pişirilir. Fırından çıkardıktan sonra soğumaya bırakılan kek servis edilmeden önce, servis tabağına ters çevrilerek üzerine vişne sosu dökülür. Şimdiden afiyet olsun.

14 Mart 2013 Perşembe

Kremalı&Mantar Soslu Ev Yapımı Fettuccine


Kremalı mantarlı makarna mı, ne üstüne üstlük bir de makarnasını da mı kendimiz yapacağız? Evet evet tabii yapabiliriz, üstelik hamuru yoğurmak 5 dakika, buzdolabında dinlendirmek 30 dakika, kesmek ve pişirmek de bir 20 dakika dersek 1 saat içerisinde nefis bir ev yapımı makarna masanızda. Hatta zamanınız bolsa fazladan kestiğiniz makarnaları bol unla unlayıp derin dondurucuda saklayabilir, bir sonraki makarna şöleninin süresini daha da kısaltabilirsiniz. Neyse uzun lafın kısası buyrun ev yapımı makarna tarifine :)


Malzemeler: (2 kişilik)

Hamuru için:

- 200 gr un
- 2 adet yumurta
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı
- bir tutam tuz

Sosu İçin:

- ½ soğan
- 2 diş sarımsak
- 200 gr kültür mantarı
- 100 gr krema
- 2-3 dal taze fesleğen
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- tuz, karabiber

Yapılışı: Hamur için gereken tüm malzemeler yoğurma kabına alınarak biraz sertçe bir hamur elde edene kadar yoğrulur. Yoğrulan hamur streç filme sarılarak 30 dakika kadar buzdolabının alt kısmında bekletilir. Dinlenen hamur dolaptan alınarak iki eşit parçaya ayrılır. Bizler makarnayı kesmek için makine kullandık. Makinede kullanım için; unlanmış bir zeminde el ile bastırarak biraz inceltilen hamur makineden 7. kademeye kadar (yani her bir kademeden birer kere olmak üzere tam 7 kez) geçirilerek ince uzun bir hamur elde edilir. İncecik hamur, makarnanızın hangi boyda olmasını arzu ediyorsanız o uzunlukta kesilir. Her bir parça, makinanın bu kez kesme bölümüne konularak şeritler halinde kesilir. Şeritler birbirine yapışmaması için bol un ile unlanır. (Eğer daha sonra kullanmak üzere derin dondurucuya atmak istiyorsanız bu aşamada unu ile beraber makarnanızı dondurabilirsiniz. Yalnız kullanmak üzere dondurucudan çıkardığınızda çözdürmeden donuk hali ile kaynamış suya atmanız gerekiyor.) Eğer makarna kesme makinanız yoksa; unlanmış bir zeminde merdane yardımı ile açtığınız hamuru 1 cm'lik şeritler halinde kesip unlayabilirsiniz.

Bir tencereye 5-6 su bardağı su ve tuz konularak kaynatılır. Haşlama suyu kaynamaya başladığında kesilen makarnaların fazla unları silkelenerek 5 dakika kadar haşlanır. Bu arada  soğan ve sarımsaklar incecik doğranarak zeytinyağda sotelenir. Mantarların kabukları soyularak ince dilimler halinde doğranıp sotelenen soğanlara ilave edilir. Mantarlar iyice suyunu kaybedip küçülünce üzerine süt kreması ve kaynayan sudan 1 kepçe kadar su eklenir. Son olarak incecik kıyılmış fesleğenler, tuz ve karabiber ilave edilerek ocağın altı kapatılır.  Bu arada pişen makarnalar bir kevgir yardımı ile tencereden çıkartılarak servis tabağına alınır. Üzerine hazırlanan kremalı sostan ilave edilerek sıcak olarak servis edilir. Misss gibi makarnanız hazır bile, afiyet olsun :)

13 Mart 2013 Çarşamba

Tavuklu Akdeniz Salatası


Nasıl güzel bir gün değil mi? Böyle güzel ve güneşli bir güne de ancak; mis gibi zeytinyağı, balsamik sirke ve Akdeniz yeşillikleri ile sıcak yaz günlerini hatırlatan nefis bir İtalyan lezzeti yakışır :) Sıcağı sıcağına gelsin o zaman Tavuklu Akdeniz Salatası...

Malzemeler:

- 2 adet tavuk gögsü
- 200 gr akdeniz yeşilliği
- 6 adet çeri domates
- 1 çay bardağı  ceviz
- 2-3 dal taze kekik
- 1 tatlı kaşığı balzamik sirke
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- tuz, karabiber

Yapılışı: Tavuk gögüsleri arzu edildiği gibi doğranarak zeytinyağında sotelenir. Tavuk parçaları altın rengini almaya başladığında tuz ve karabiber ilave edilerek soğumaya bırakılır. Zeytinyağı ve balzamik sirke karıştırılarak vinaigrette sosu hazırlanır. Büyükçe bir kaseye akdeniz yeşillikleri elle iri parçalar halinde bölünür, üzerine ikiye kesilmiş çeri domatesler, iri parçalanmış ceviz ve kekik yaprakları ilave edilir. Kızartılan tavuk parçaları ve en sonunda vinaigrette sosu da konulup iyice karıştırılır. Servis tabağına alınarak servis edilir. Arzu ederseniz üzerine dilediğiniz bir peyniri de ilave edebilirsiniz.

12 Mart 2013 Salı

Keskinoğlu&Ravika Zeytinyağı İle Gerçek Lezzet


Bu aralar yaptığım yemekten çok etkinlik fotoğrafı yayınladığımın farkındayım, hatta daha postun biri soğumadan, diğerini yayınladığımın da bilincindeyim. Ancak Keskinoğlu'nun davetlisi olarak Ravika ile gerçekleştirdiğimiz workshop, İtalyan lezzetlerini birbiri arkasına yaptığımız ve sonrasında afiyetle yediğimiz bir lezzet şovuna dönüşünce ve tüm yaptıklarımız aslında evlerimizde kolaylıkla yapabileceğimiz kadar pratik olunca sizlerle paylaşmadan da içim rahat etmedi.


MSA'da Eğitmen Şef Hakan Şen ve ekibi eşliğinde gerçekleşen workshop öylesine hızlı ve sistematik gerçekleşti ki, sonunda bunların hepsini biz mi yaptık diye hayrete düşmedim desem yalan olur :)  Evde "başlangıç için bir tavuklu salata yapayım, yanına bir de makarna keserek şöyle bir güzel mantar soslu makarna yapayım, son olarak vişne soslu bir kek de yaparsam süper olur." diye düşünüp de bunları 2 saat içerisinde yapıyor musunuz? Başlamak bile ne kadar gözümüzde büyür değil mi? Ama işte tüm bunları yapıp yememiz bu kadar zamanımızı aldı inanın.
 

Başlangıç olarak Keskinoğlu piliç ile "Tavuklu Akdeniz Salatası" yaptık ki, zaten başlı başına bir öğündü. Göründüğünden daha da lezzetliydi inanın.
 

10 dakikalık işlemle bir sürü makarna kestik, mutfakta yer gök una bulandı. Hızımızı alamadık, daha hamur olsa onları da keserdik vallahi :)
 

"Kremalı Mantar Soslu Fettuccine" miss gibi kokusu ile zaten ne kadar lezzetli olduğunu anlatıyordu, ee ne de olsa herbir aşamasını ellerimizle yaptık :)


Her yaptığımız neredeyse 2'şer kişilik porsiyonlar halinde olduğundan tatlı olarak yaptığımız "Vişne Soslu Ricotta Kek"i yiyemedik, poşetledik yanımıza aldık. Akşam da misafirim gelince onlara da yemek nasip oldu böylece :)

Etkinlik öncesinde de özellikle yumurta ve tavuğunu sıklıkla kullandığım Keskinoğlu'nun, lezzetli Ravika Zeytinyağı'nı da bu vesile ile tanımış oldum. Bu güzel workhopu organize eden Keskinoğlu'na çok teşekkürler...

11 Mart 2013 Pazartesi

Dünyaca Ünlü Şef Rudolph Van Veen 24Kıtchen&Gaggenau Sponsorluğu'nda İstanbul'daydı


Geçen hafta çok farklı ve benim için çok değerli bir buluşma gerçekleşti. 12 yemek bloggerı, Hollandalı ünlü pasta şefi Rudolph Van Veen ile Sapphire'deki Gaggenau Showroom'da bir araya geldik. Kendisi aynı zamanda; D-Smart 53. kanal ve Teledünya 13. kanalda 24 saat yemek hakkında yayın yapan 24Kitchen'in şeflerinden biri olan Van Veen, 330 yıllık geçmişe sahip köklü marka Gaggenau mutfağında harikalar yarattı :)
 
 
Gaggenau Marka Müdürü H.Sadettin Çağlar ve 24 Kitchen PR-İletişim Sorumlusu Melisa Eyiakkan'ın da katıldığı etkinlik; öncelikle tanışma, bilgi alma ve daha sonra da yemek yapma ve yeme faslı ile devam etti. Bu arada zaman nasıl geçti de, 3 saat öylece bitti anlamadık vallahi :)


Mutfak teknolojisinde uzman marka olarak bilinen Gaggenau ve dünyanın en büyük uluslararası TV kuruluşu Fox International Channels tarafından yayına alınan yeni yemek kanalı 24Kitchen iş birliği kapsamında, kanalın tanıtımı için İstanbul'a gelen Rudolph van Veen, "Hayatın Tadı" (Taste of Life), "Lezzet Yolculuğu" (Taste of Life:Travel) ve "Rudolph'un Fırını" (Rudolph Bakery) gibi programları ile Hollandanın en çok tanınan televizyon şeflerinden biriymiş.
 

Daha 27 yaşında iken Hollanda'da bir şefin alabileceği en yüksek ünvan olan "Master Şef" ünvanını alan, ülkesinde ve dünyada katıldığı yarışmalardan bir çok madalya kazanan Van Veen bir o kadar da kibar, mütevazi, güler yüzlü ve tüm egolarından arınmış sıcak kanlı bir insan. Tanıştığımız andan itibaren her birimiz ile kendisinin özel davetlisiymişçesine tek tek ilgilendi, ilgisi ve yüksek enerjisi de bizleri asansöre yolcu edene kadar devam etti.


Rudolph Van Veen, bir yandan sohbet ederken, bir yandan da marifetli elleri ile bizlere miss gibi elmalı pizza yaptı, tavuklu&yeşil elmalı ve yabani Ege otlu börekler açtı, pişirdi, kesme tekniklerini gösterdi ve cennete giden elma merdivenleri yaptı :) Laf olsun diye söylemiyorum; ben daha o kadar yumuşak ve lezzetli poğaçalar yemedim.
 
Bu güzel buluşmaya davet eden Ogilvy PR'ye, Rudoplph Van Veen'i ağırlayan 24Kicthen'e ve showroomlarını bizlere açan Gagenau'ya teşekkürler...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...