31 Ocak 2008 Perşembe

Tirit (Islama)


Dün bahsettiğim, bugün de tarifini yazmaya çalışacağım tirit partisinin resimleri işte bunlar. Neden durmadan "tirit partisi" diyorum? Çünkü tirit öyle her zaman yapılan, bugün de tirit yapayım bari denilen bir yemek değilmiş. Ooo bir bayram yemeğiiii, oooo bir düğün aşııııı! Zuzucuğumun söylediğine göre bayramda kurban etlerinden yapılanı ve tüm aile ile birlikte kalabalık yenileni makbulmuş. Çok yağlıdan başı hoş olmayanlara birazcık ağır gelebilir diye belirtmekte de fayda var.
 

Bardaktakiler ne diye merak ediyorsanız, onu da hemen yazayım. Yöresel adıyla "kiren", bizim bildiğimiz adıyla"kızılcık"tan yapılan kızılcık şurubu. Tarifte tirit yufkası deniyor, çünkü tirit için özel yufkalar satılıyormuş, ancak bulamazsanız normalden daha ince açılmış elde açma yufka olması gerekiyor.
Malzemeler:
 
- 1 kg. kemikli et
- 1/2 kg. kemiksiz et
- 2 baş kuru soğan
- 2 yemek kaşığı salça
- 2 yemek kaşığı sıvı yağ
- 3 adet tiritlik yufka
- 250 gr.tereyağı
- 1 su bardağı dövülmüş ceviz
Yapılışı: Et yıkanarak, düdüklü tencereye konur ve suyunu çekene kadar ateşte kavrulur. Yağ ve yemeklik doğranmış soğan da ilave edilerek kızartılır. Sulandırılmış salça da ilave edilip karıştırıldıktan sonra, üzerini 2-3 parmak geçecek şekilde bol su ve tuzu eklenerek normal et yemeği gibi pişirilir. Pişen et ayrı bir tabağa alınarak suyu süzdürülür, üzerine karabiber dökülerek tatlandırılır ve küçük küçük didiklenir. Tereyağı, süzülen yemek suyuna atılarak eritilir ve kısık ateşte tekrar kaynatılır. Bu arada herbir yufaka 4 eşit parçaya bölünür. Üçgen şekilli yufkalar tam ortalarından tutularak (sanki mendil sallar gibi) kaynamakta olan et suyuna batırıp çıkarılır (bandırmak adı buradan geliyor olsa gerek) Aynı tutulduğu şekilde hiç düzeltilmeden tepsi üzerine bırakılır, o yüzden tepeleri hafif üçgenimsi oluyor. Diğer tüm yufkalara aynı işlem yapıldıktan sonra üzerine didiklenmiş etler katılır ve kalan tüm et suyu tepsiye dökülür. En son olarak dövülmüş ceviz üzerine serpiştirilerek, sıcak olarak servis edilir.

30 Ocak 2008 Çarşamba

Zırva (Eşeş)


Zırva diye yazınca hayata dair zırvalayacağımı falan mı düşündünüz, onu çoğu zaman yapıyorum da bu zırva başka zırva. Bu tatlı zırva, Sinop yörelerinden bir çalışma:) Çok sevdiğim arkadaşım Arzucuğum (Zuzu) bir tirit partisi yaptı. Parti ama ne parti, herşey tamamen yöreseldi (hatta organik mi desem:)

Malzemeler:

- 400 gr. kestane
- 2 su bardağı toz şeker
- 2 yemek kaşığı un
- 2 yemek kaşığı dut pekmezi
- 7 su bardağı su

Yapılışı: Çiğ kestaneler temizlenip ayıklanarak bir tencere içerisine konur ve üzerine 2 bardak su eklenerek haşlanır. Arzu kuru kestaneden yapmıştı, eee organik demiştim değil mi! (kestaneler ipe dizilerek kurutuluyormuş, ama kurusundan yapılacaksa bir gün suda bekletiliyormuş) Kaynatılan kestanelerin suyu dökülmeden üzerine şeker ve 4 bardak su daha ilave edilerek tekrar kaynatılır. Ayrı bir kasede bir bardak su içerisinde 2 kaşık un iyice ezilerek pürüzsüz bir bulamaç haline getirilir ve yavaş yavaş kaynayan su içerisine ilave edilir. Son olarak pekmez de ilave edildikten sonra iyice karıştırılır, kıvamı pudingden biraz daha sulu olunca ocaktan indirilir ve kaselere dökülür. Üzeri arzu edildiği gibi süslenerek soğuk olarak servis edilir.

29 Ocak 2008 Salı

Balkabaklı Pasta


Resimde görülen pasta benim pastam. Hem kendi yaptığım, hem de doğumgünü pastam, yani bir seneyi daha harcadık cepten. İtiraf etmek gerekirse 15 sene önceki doğumgünü coşkusunu asla yaşayamıyorum artık, hissettiğim "yıllar ne çabuk geçiyor" kaygısı. Bunu, artık fotoğraf çektirmek için eskisi kadar hevesli olmadığımdan da anlayabiliyorum. Ruhum 22 yaşımda takıldı kaldı, yıllar ise akıp gidiyor. Yok canım şu yazdıklarımdan psikolojim bozuk zannetmeyin, sadece "38 yaşındayım" demeye alışıyorum. Herkese mutlu, sağlıklı, gönüllerince geçirebildikleri nice yıllar diliyorum...

Resimdeki kabak pastasının ise görüntüsü iyiydi ama, iş dönüşü yaptığım için zaman kısıtlığından hazır pastaban ve hazır pasta kreması kullandım, belki bunları kendim yapsaydım beklediğim lezzeti yakalayabilirdim. Bir de keki ıslatmak için çok fazla süt kullanmışım, pastanın içi çok sulandı. Bunlara dikkat ederseniz çok daha lezzetli olacağına eminim.

Malzemeler:

- 1 adet pastaban (iki katlı)
- 1,5 kg. bal kabağı
- 750 gr. şeker
- 1 paket pasta dolgu kreması
- 1 paket kremşanti
- 2,5 su bardağı süt
- 1 su bardağı şeker
- 1 su bardağı ceviz
- 1/2 su bardağı su

Yapılışı: Bal kabağı temizlenerek tarifine göre pişirilir. Soğuduktan sonra iyice ezilerek püre haline getirilir ve 1/3 ü ayrı bir kaba aktarılır. Ayrı bir yerde 1 su bardağı soğuk sütle dolgu kreması hazırlanarak 1/3 lük kabak püresi ile karıştırılır. Pastabanın ilk katı servis tabağına alınarak sütle ıslatılır. Üzerine dolgu kremasıyla karıştırılmış püre serilir. Bir tavada 1 su bardağı şeker ve yarım bardak su kaynatılarak içine cevizler atılır ve su azalınca ocaktan indirilerek kremanın üzerine yayılır. Pastabanın ikinci kısmı da sütle ıslatılarak üzerine kapatılır. Üzerine kalan pürenin tamamı bir spatula yardımıyla sürülür. 1 su bardağı soğuk sütle hazırlanmış kremşanti ve boncuk şeker kullanılanak arzu edilen şekilde süslemesi yapılır. 1 saat kadar buzdolabında bekletildikten sonra servis edilir.

28 Ocak 2008 Pazartesi

Çay Saati


Cumartesi günü 4-5 kişilik küçük ama samimi bir masa hazırladım, adını da mavi masa koydum, her şeyin mavi olmasına özellikle dikkat ettim yani. Maviyi ve laciverti çok ama çoook severim, başkasında her türlü rengi çok beğenirim, ben de evimi böyle rengarenk döşeyeceğim derim ama satın alırken gene elim mavilere uzanır, başka renkleri beğenemem, bu da tam bir kova olmamdan kaynaklanıyor sanırım. Neyse menüdekileri şöyle bir sıralarsak;


- Tiramisu


- Fıstıklı kurabiye


- Ispanaklı kek

- Patates salatası


- Yumurta dolması


- Brokoli ve havuç salatası

26 Ocak 2008 Cumartesi

Etimek Tatlısı


Etimekli tatlıyı çok severim, hele bir de şekeri hafifçe yakılıp karamel tadını almışsa bayılırım. Mako'nun elinden çıkan tatlı da çok güzel olmuştu, hele üzerinde narlarıyla geline benziyordu :) Ellerine sağlık Mako'cuğum...


Malzemeler:

- 1 paket tuzsuz etimek
- 2 su bardağı toz şeker
- 2 su bardağı su

Muhallebisi icin:

- 2 yemek kaşığı margarin
- 3 yemek kaşığı un
- 5 yemek kaşığı şeker
- 750 ml. süt
- 1 adet şekerli vanilin
- 1 adet damla sakızı

Üzeri icin:

- 1 paket krem şanti
- 1 su bardağı süt

Yapılışı: 2 su bardağı toz şeker susuz olarak tencerede eritilir. Hafif renk değiştirip karamelize olunca üzerine sıcak su ilave edilerek kaynatılır. Şerbet kaynayınca, sıcak olarak tek kat dizilen etimeklerin üzerine dökülür. Ayrı bir yerde un, süt, margarin, şeker, vanilin ve damlasakızı beraber pişirilerek muhallebi hazırlanır. Hazırlanan muhallebi, etimeklerin üzerine serilir. 1 paket krem şanti, 1 su bardağı soğuk sütle hazırlanarak muhallebinin üzerine dökülür. Arzu edildiği gibi hindistancevizi veya dövülmüş ceviz ile üzeri süslenir. Buzdolabında biraz bekletildikten sonra soğuk olarak servis edilir...

24 Ocak 2008 Perşembe

Kuru Patlıcan Dolması

Sevgili Özlem'ciğimin ellerinden çıkan ve çok da lezzetli olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim Kuru Patlıcan Dolmasının tarifiii işte huzurlarınızzzdaaa :)

Malzemeler:

- 15 adet kurutulmuş patlıcan
- 250 gr. kıyma
- 1 su bardağı pirinç
- 2 adet rendelenmiş soğan
- 1 yemek kaşığı acı biber salçası
- 3 yemek kaşığı domates salçası
- 2 yemek kaşığı nar ekşisi
- yarım demet maydanoz
- 4 su bardağı sıcak su
- tuz, karabiber, kırmızı pulbiber, kuru nane

Yapılışı: Kurutulmuş patlıcanlar kaynar suya atılır ve içlerine çatal batacak kıvama gelip yumuşayana kadar (yaklaşık 20 dakika) haşlanır. Haşlama suyu 2 kere değiştirilerek patlıcanların acılığının gitmesi sağlanır. İç harcı için kıyma, rendelenmiş soğan, 1'er kaşık domates ve biber salçası, 1 yemek kaşığı nar ekşisi ve baharatlar karıştırılarak yoğurulur. Yumuşayan patlıcanlar süzülüp alındıktan sonra hazırlanan harçla içleri doldurulur ve karnıyarık tenceresine dizilir. Sıcak su, salça ve 1 yemek kaşığı nar ekşisinden hazırlanan karışım, dolmaların üzerine eklenir. Pirinçler pişene kadar orta ateşte pişirilir...

23 Ocak 2008 Çarşamba

Lazanya

Genelde de kızlar birbirinde toplanırken, kim neyi seviyorsa menüde herkesin sevdiği bir şey olacak şekilde ayarlama yapılır. Hatta ev sahibi “ne yapayım?” diye sorduğunda “sen bilirsin, kolayına ne geliyorsa, bir şey yapmana gerek yok” falan denir ama sonra “aslında şu olsa iyi olurdu” gibi yönlendirmelerle menü ortaya çıkar. Hatta 2-3 sene önceki her toplantının menüsünde tiramisu olunca, işin cılkını çıkartmıştık. Şimdi “aman tiramisu olmasın da” diyoruz:) Lazanyaya gelince çok sevdiğim, işin cılkı çıksa da hiç bıkmayacağım bir yemek türüdür.  Çok da güzel olmuştu, Selda’nın ellerine sağlık…


Malzemeler:

- 1 kutu lazanya (Barilla olması tercihimdir, önceden haşlamak gerekmiyor)
- 3 yemek kaşığı sıvı yağ
- 1 adet kuru soğan
- 400 gr. kıyma
- 250 gr. mantar
- 1 adet domates
- 1 adet sivri biber
- 1 yemek kaşığı biber salçası
- tuz ve karabiber

Beşamel Sos Malzemesi:
- 3 su bardağı süt
- 3 yemek kaşığı un
- 150 gr. margarin

Üst Malzemesi:

- 1 su bardağı kaşar peyniri rendesi

Yapılışı: Beşamel sosun hazırlanması için yağ ve un kavrularak oda sıcaklığındaki süt eklenir. Karışım puding kıvamına gelince tuz ve karabiber ilave edilerek bir kenara alınır. Ayrı bir tavada ince yemeklik kıyılan soğan sıvıyağ ile kavrulur, üzerine kıyma da ilave edilerek iki malzeme kaynaşana kadar beraber kavrulur. Domates, biber, salça ve ince kıyılmış mantarlar da eklenerek pişirilir. Tüm malzeme piştiğinde tuz ve karabiber katılarak ocaktan indirilir. Yağlanmış bir fırın tepsisinin yüzeyine beşamel sostan yayılarak üzerine lazanya yaprakları yan yana dizilir. Bunların üzerine beşamel sos yayılarak, kıymalı harçtan dökülür. Tüm lazanya yaprakları bitene kadar aynı işlem tekrarlanır. En üste katına tekrar beşamel sos dökülerek üzerine kaşar peyniri rendesi serpilir. 175 dereceye ayarlı fırında üzeri kızarana kadar pişirilir. Kare şeklinde dilimleyerek sıcak sıcak dumanı tüterken servis edilir.

22 Ocak 2008 Salı

Kümbet Pasta

Pastayı aslında Bizim Pastane'de görmüştüm ve görüntüsüne hayran kalmıştım. Oradaki kümbet pastanın keki de el yapımıydı ve iç malzemesi biraz daha farklıydı ama benim o kadar zamanım yoktu, ben hazır rulo pasta kullanarak yaptım, sonuçta bu pasta ortaya çıktı.
 

Malzemeler:

- 2 adet Ülker çilekli rulo pasta
- 1 lt. süt - 5 yemek kaşığı un
- 1 su bardağı toz şeker
- 1 su bardağı hindistancevizi
- 1 adet şekerli vanilin

Yapılışı: Rulo pastaların ikisi de 1 cm kalınlığında dilimlenerek, iç kısmı streçlenmiş büyük bir kasenin tüm iç yüzeyine, aralarında en az boşluk kalacak şekilde dizilir. Kasenin en üst kenarına kadar dizme işlemine devam edilir. Ayrı bir tencere içerisinde diğer tüm malzemeler, koyu kıvamlı bir puding olacak şekilde, devamlı karıştırılarak pişirilir. Pişen puding, içine kek döşenmiş kasenin içerisine dökülerek, kalan kek dilimleri de üzerine yerleştirilir ve üzerine biraz bastırılarak malzemelerin iyice kaynaşması sağlanır. Soğuduktan sonra 2-3 saat da buzdolabında beklerse pasta servise hazırdır.

21 Ocak 2008 Pazartesi

Cumartesi Ziyafeti


Cumartesi günü işyerinden sevgili arkadaşım Selda'nın yeni evine gittik, çok güzel bir evin var Selda'cığım gülegüle huzurla otur inşallah. Kendisi işi azıcık abartmış, 7-8 kişi için öyle bir masa kurmuştu ki, buna ancak ziyafetti diyebilirim. Herşey çok güzeldi, sohbet kıyaktı. Tek derdimiz zaman zaman birbirine düşen çocukların savaşı (tam 9 çocuk) ve sonradan çektiğimiz hazımsızlık oldu, ancak yüzde gülümsemeyle hatırlanacak bir gün olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Menüde neler vardı diye sayarsak, burdan köye yol olur:)

   - Makbule'nin etimek tatlısı

- Benim kümbet pastam

- Arap kız keki
 
- Kadayıf tatlısı
- Lazanya

- Peynirli börek
- Kıymalı pide

- Saliha'nın peynirli poğaçası

- Etli karalahana sarması

- Zeytinyağlı yaprak sarması
- Özlem'in kuru patlıcan dolması

- Brokoli ve karnabahar salatası
- Turşu kavurması
- Amerikan salatası
- Havuç salatası

18 Ocak 2008 Cuma

Kakaolu Topkek

Bir furyadır gidiyor, artık ya dilim kek üzerine şöööyle güzel bir krema+meyveli bir sos ya da herkese birer adet topkek (muffin) yapılarak ikram ediliyor. Ben de çok özendim hemen tabiki, hatta sunumuyla bir topkek ağacını andıran şu standlardan alsam mı acaba diye de düşünmedim değil. (Ev mutfak ıvır-zıvırları ile gırtlağına kadar dolmuş durumda ama olsun) Bu yaptığım benim her zamanki kek karışımındandı, ama biraz araştırma yapıp topkekler için bir püf noktası var mı? öğrenmeliyim.

Malzemeler:

- 3 adet yumurta
- 1,5 su bardağı şeker
- 2,5 su bardağı un
- 1 su bardağı süt
- 1/2 su bardağı sıvı yağ
- 2 tatlı kaşığı kakao
- 1 su bardağı damla çikolata
- 1 adet kabartma tozu
- 1 adet vanilin

Royal icing için:

- 150 gr. pudra şekeri
- 1 çay kaşığı limon suyu
- 1 adet yumurtanın akı

Yapılışı: Yumurtalar ve şeker, karışım bembeyaz olana kadar çırpılır. Un, sıvı yağ, süt, kabartma tozu ve vanilin de eklenerek hiç topak kalmayana kadar karıştırılır. Küçük topkek kalıplarının içerisine kek kağıtları yerleştirilir. Herbirinin içerisine kek karışımı paylaştırıldıktan sonra, tüm kalıplar fırın tepsisi üzerine dizilerek, önceden ısıtılmış 175 dereceye ayarlı fırında 40-45 dakika pişirilir. Kekler piştikten ve iyice soğuduktan sonra üzerine glazing icing ile istediğiniz süslemeyi yapabilirsiniz. Royal icing için; limon suyu, yumurta akı ve pudra şekeri çırpıcı ile homojen bir karışım olana kadar çırpılır. Yapacağınız şekillere göre daha kıvamlı olmasını isterseniz, bir miktar daha pudra şekerini azar azar ekleyebilirsiniz.

17 Ocak 2008 Perşembe

Üzümlü Çörek

Çayın yanında ne yapayım diye düşünüyorsanız ve buzdolabınızda da kadınların kurtarıcısı milföy hamuru varsa 15 dakika içerisinde hazırlayabileceğiniz bu çörekler bizde beğenildi, değişiklik arayanlara tavsiye edilir.

Malzemeler:

- 8 adet milföy hamuru
- 2 yemek kaşığı tereyağı
- 4 yemek kaşığı toz şeker
- 1 avuç kuru üzüm
- tarçın

Yapılışı: Milföy hamurları çözdürüldükten sonra, 1 adet hamurun üzerine 6-7 adet kuru üzüm serpiştirilir ve üzerine tarçın dökülür. Üzümlü ve tarçınlı hamurun üzerine tekrar hamur kapatılarak üzerine elle bastırılır ve aynı işlemler tekrarlanır. Bunun gibi dört adet hamur üstüste hazırlanır ve bir merdane yardımıyla hamur dikdörtgen şeklinde açılarak büyütülür. Açılan hamur rulo haline getirilir ve 1,5 cm. genişliğinde kesilerek, pişirme kağıdı serili fırın tepsisi üzerine dizilir. Diğer dörtlü hamura da aynı işlem uygulanır. 8 adet hamurdan yaklaşık 16-18 adet çörek elde edilir. Ayrı bir kapta tereyağı eritilerek, kaşıkla herbir çöreğin üzerine dökülür. Tereyağının ardından hepsinin üzerine toz şeker serpiştirilerek fırına verilir. Daha tatlımsı bir tat seviyorsanız, şeker oranını o ölçüde arttırabilirsiniz. 175 dereceye ayarlı fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.

16 Ocak 2008 Çarşamba

Tartı Nedir?

Yazımın başlangıcını "tartı nedir?" diye açtım, ama kuvvetle muhtemel bunun ne olduğunu bilmiyorsunuzdur. Yukarıdaki resimler de tartının 3 halini gösteriyor. Daha önce bir Arnavut kızı olduğumu yazmıştım, ama anne tarafından da İzmirli sayılırım. Zaman zaman biz İzmir Menemen'e gideriz, bazen de oradan bize misafirler gelir ve her gidiş-gelişlerde torbalarda şu bizim tartı baş köşeyi alır. Nedir bu tartı?

Aslının "tortu" olduğundan şüphelendiğim şu muazzam kahvaltılık, taze sağılan sütten alınan yağlı kaymağın, ateşte içindeki suyu çekene kadar kavrulmasından elde edilir. Bunu ben mi yaptım? Tabiki hayır, çünkü mandıram yok:)Ama Menemen dışında da bu güzel yiyeceği bilen yok. Bir keresinde kuzenim bizde tartı yiyip te çok beğenmiş, bir yolu düşüp te bütün İzmir de tartı aramış, ama çabaları sonuçsuz kalmıştı. Yengemin kendi elleriyle yapıp da getirdiği tartının tarifini de hemen aldım, mandıradan kaymak bulma şansınız varsa deneyebilirsiniz :)


Malzemeler:

- 2 kg. taze inek sütü kaymağı
- 1-2 yemek kaşığı tuz
 
Yapılışı: 2 kg. taze süttün üzerinden alınmış kaymak, tuzu da en başından ilave edilerek bir tencere içerisinde orta ateşte suyunu çekene kadar (yaklaşık 2 saat) pişirilir. Bu zamana kadar zaman zaman karıştırılması yeterlidir. İyice suyunu çekip, artık tane tane görünüm almaya başladığı andan itibaren, sürekli başında bulunarak, kısık ateşte 1 saat kadar daha kavrulur. 2 kg. kaymaktan yarım kilo kadar tartı çıkıyor.
Donuk haldeyken tereyağına benzer bir görüntüsü vardır, çözdürmek için asla ateş üzerine konulmaz, su dolu bir kapta veya çaydanlığın üzerine oturtarak buharıyla çözdürmek gerekir. Aksi halde hemen dip tutup, yanar. Zahmetli, ama bir o kadar da lezzet doludur.
Yapanların ellerine, kollarına sağlık, yiyenlere şifa olsun..

15 Ocak 2008 Salı

Kandil Simidi (Mahlepli Çıtır Simit)

Pazar kahvaltı menüsünden son verceğim tarif kandil simidi. Aslında bazılarınız kendisini çatal olarak da bilirsiniz, ama bazen kıyafet değiştirip, sofralara tebdil-i kıyafet oturabiliyor. Memleket meseleleri için değil, mide meseleleri açısından :) Evdekiler tatlımsı-tuzlu tadıyla çıtır simide bayılıyorlar, tavsiye edilir.

Malzemeler:
 
- 1 paket margarin
- 1 çay bardağı sıvı yağ
- 1 çay bardağı yoğurt
- 3 yemek kaşığı toz şeker
- 1 tatlı kaşığı tuz
- 1 çay kaşığı mahlep
- 1 adet kabartma tozu
- aldığı kadar un (yaklaşık 600 gr.)
- 2 adet yumurtanın akı
- 1 su bardağı kavrulmuş susam

Yapılışı: Yumurtanın akları ve susam haricindeki tüm malzemeler iyice karıştırılarak yoğurulur. Yumuşak, özlü hamurdan cevizden biraz iri parçalar koparılır. Bu parçaların herbirini masa üzerinde yuvarlayarak ince uzun şeritler haline getirilir. Daha sonra şeritler iki uçlarından birleştirilerek halkalar oluşturulur. Ayrı bir kapta iki yumurtanın akı iyice çırpılır, ayrı bir kaba da kavrulmuş susamlar konur. Her bir halka, önce yumurta akına, daha sonra susama bulanarak fırın tepsisine dizilir. Önceden ısıtılmış, 175 dereceye ayarlı fırında üzerleri kızarana kadar pişirilir. Dilerseniz dışarıda satılan çatal şekli verip, üzerine yumurtanın sarısını sürerek, çörek otu da serpebilirsiniz, seçim size kalmış. Afiyet olsun...

14 Ocak 2008 Pazartesi

Pazar Kahvaltısı

Pazar günlerini çok severim, özellikle ev halkı henüz uyurken, ben tıkır tıkır ortalığı toplayıp, şöyle güzel bir kahvaltı sofrası ortaya koymuşsam, o gün için yapmayı planladığım değişik bir yiyeceği yetiştirip kotarabilmişsem ve herkes yavaş yavaş gözlerini açıp mis gibi hamur kokan bir sabaha merhaba demişlerse içim tarifsiz bir coşku ve umutla dolar. Kendimce bunu “aile saadeti” olarak adlandırıyorum Türk filmi tadında :) Bu da bir Pazar kahvaltısıydı ama, daha geniş kapsamlıydı, çok güzel geçti. Keşke her hafta kalabalık bir Pazar kahvaltısı partisi yapabilsek.

Menü çok değişik, özel bir menü değildi, kahvaltıya güzellik katan sohbetti, yine de neler vardı diye sıralarsak;

- patatesli kek
- çıtır simit
- kuru pasta
- muhtelif kahvaltılıklar
- domates-salatalık
- tahin-pekmez

11 Ocak 2008 Cuma

Süzme Mercimek Çorbası

Soğuk bir havada insan dışarıdayken canı ya sıcak bir çay, ya da aynı zamanda açsa çorba istiyor. Neredeyse her köşebaşında bir çorbacı olduğundan ve yemek kültürümüzde yemeğe ilk başlangıç çorba ile olduğundan, çorba bulursan karnın doyar mantığı gelişti bende. 3-4 sene önce gezme amaçlı Bulgaristan'a gittiğimde adamların çorba kültürünün olmadığını gördüm. Ne otelde, ne de restaurantlarda çorba yok! Dönüşümüze yakın daha çok Türklerin yaşadığı kasabadaki bir lokantada önümüze konulan bol yağlı tavuk suyuna çorbayı içtiğimizde, bolluk içinde yaşarken değerini bilemediğimiz çorbayı öpüp de alnımıza koymuştuk.

Malzemeler:

- 2 kahve fincanı kırmızı mercimek
- 1 adet orta boy soğan
- 1 adet orta boy patates
- 1 adet havuç
- 1 yemek kaşığı tereyağı
- 1 yemek kaşığından az domates salçası
- 5 su bardağı su
- tuz, nane, kırmızı pul biber
- 1/2 limonun suyu

Yapılışı: Mercimekler ayıklanıp yıkandıktan sonra, süzülüp düdüklü tencereye konulur. Üzerine temizlenerek iki parçaya bölünen soğan, patates, havuç ve su katılarak kapağı kapatılır ve düdüğü çıktıktan sonra 10 dakika kadar pişirilir. Kapağı açıldıktan sonra ister aynı tencerede içerisine blender sokarak daha pütürlü bir kıvamda, isterseniz de ayrı bir tencereye alarak süzerek yapabilirsiniz. Bir tavada tereyağı eritilerek, içerisine salça ilave edilir. Daha sonra bu salçalı karışım ile tuz, baharatlar ve limon suyu da çorbanın içerisine katılır, daha dumanı tüterken sıcak sıcak servis edilir.

10 Ocak 2008 Perşembe

Cihan Derya Balık Lokantası


Dün yine aylık, olağan "canım birşey yapmak istemiyor" günüm olduğu için, yağmur, çamur , soğuk demedik atladık arabaya. Önce ne yiyelim faslı, daha sonra da bu trafikte nasıl en kısa zamanda varırız taktikleriyle istediğimiz yere ulaştık. 10 dakika içinde gelen yemeğimizi büyük bir iştahla götürmüş olmalıyız ki, çıktıktan sonra küçük kızım Aslı "balıkları nasıl yedik ama dimi baba" deyince koptuk. Kendileri de pek bir hayvan severdir, hem canlısını, hem de tabakta yatanını çok sever küçük hanım :) Efendim yer Odabaşı, mekan Cihan Derya Balık Lokantası, lezzet süperrrr...

9 Ocak 2008 Çarşamba

Soğanlı Yumurta


Ramazan’da oruçluyken, özellikle öğleden sonra 3 civarı, iş yerindeki arkadaşlarla sürekli yemeklerden bahsedilir. Bazen akşama yapacaklarımızdan, bazen de “şimdi şu olacak, bunu şöyle alacaksın…” gibisinden hayal gücünden gerçek dünyaya sıçrayıverecek kadar gerçekçi, ağız sulandırıcı tariflerden bahsedilir. İşte böyle günlerden birinde sevgili Güloş, “şimdi şöyle bir soğanlı yumurta olacak” deyince “yumurta ve soğan mı?” demiştim. Ancak ballandıra ballandıra anlattığı tarifi alınca ilk işim o akşam iftar için soğanlı yumurta yapmak olmuştu. Daha sonra bir gazetenin Pazar ekinde; soğanlı yumurtanın Osmanlı Saray sofralarının aranılan bir çeşnisi olduğunu görünce çok şaşırmıştım. Hatta sarayda en iyi tadı yakalayabilmek için yarışmalar yapıldığı, en makbul olanının soğanın çok kısık ateşte 4, hatta 5 saat yağda öldürüldüğü yazıyordu, ben yazanların yalancısıyım. Meğer ne büyükmüş şu bizim soğanlı yumurta!..

Malzemeler:

- 3 adet yumurta
- 1 adet iri boy beyaz soğan
- 2 yemek kaşığı sıvı yağ
- tuz, karabiber, kırmızıbiber

Yapılışı: Soğan, piyazlık (yarım ay) şeklinde doğranarak yağla beraber kısık ateşte altın rengini alana kadar çevrilir. (Ben 5 saat değil ama, yarım saat kavurdum) Ayrı bir kapta yumurtalar çırpılarak, kavurulmuş soğanların üzerine dökülür. Tuzu ve baharatları da ilave edilerek servis edilir.

Not: Önceleri yoğun soğan tadı olur mu acaba diyerek tereddüt etsem de, aslında soğanlar sadece tatlımsı bir tad veriyor. Pazar günleri kahvaltı sofrasına değişik ne koysam diye düşünenlere iyi bir alternatif olur bence.

8 Ocak 2008 Salı

Zeytinyağlı Biber Dolması



Zeytinyağlı dolmayı ne çok severim, tam Türk mutfağının alamet-i farikası. İçerisinde hem zahmet var, hem de o zahmetin getirdiği lezzet patlaması. Yaz gelse de çıtır çıtır yaz biberleri ile yapıp soğuk soğuk yesek, canım çekti inanın :)

Malzemeler:

- 1 kg. dolmalık biber
- ½ kg. pirinç
- 8-10 adet kuru soğan
- 2 adet domates
- 1/2 su bardağı zeytinyağı
- 1 yemek kaşığı çam fıstığı
- 1 yemek kaşığı kuş üzümü
- yarım demet maydanoz
- arzu edilen baharatlar (nane, karabiber, yenibahar, tarçın)
- 2 adet kesme şeker ve tuz

Yapılışı: Yemeklik doğranmış soğan ve fıstık, fıstıklar pembeleşene kadar zeytinyağında kavrulur. Ayıklayıp suları süzülen pirinçler tencereye eklenir. Pirinçler tane tane olunca diğer tüm malzemeler (maydanozu daha sonraya bırakın) eklenerek, kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirilir. (Bu işlem sırasında tencerenin başında bulunmanızı tavsiye ederim, çok çabuk dip tutabiliyor) En son olarak doğranmış maydanoz da eklenerek, karıştırılıp soğumaya bırakılır. Ayrı bir yerde dolmalık biberler yıkanıp, tohumları çıkarılır. (Artık pazarlarda biberleri kolayca temizlemek için aparatlar bile satılıyor) Hazırlanan iç, dolmaların üzerinde biraz boşluk kalacak biçimde doldurulur. Her bir dolmanın üzerine bir dilim domates konularak, yayvan bir tencereye tek sıra halinde dizilir. Dolmaların yarısına kadar gelecek kadar kaynamış su eklenerek, orta ateşte pirinçler yumuşayana kadar pişirilir. Afiyet olsun…

7 Ocak 2008 Pazartesi

Çilek Soslu Muhallebi

İşte bayram ziyaretinin son ayağı olarak tatlıları yazalım da, bu olay böylece kapansın hehehe :)

Malzemeler:
- 1 litre süt
- 1 su bardağı un
- 1 su bardağı toz şeker
- 1 paket şekerli vanilin
- 1 yemek kaşığı nişasta

Yapılışı: Süt, un, nişasta ve şeker kısık ataşte, devamlı karıştırılarak pişirilir. Ocağın altı kapatıldıktan sonra, vanilya katılarak mikserle 4-5 dakika çırpılır. Üzerine rondoda pudra şekeri ile ezilen çileklerin sosunu döşenir. 5-6 saat buzdolabında beklettikten sonra servis edilir. (Yazın çileğin bol olduğu zamanda poşetleyip buzluğa atarsanız bu tür soslarda rahatlıkla kullanabilirsiniz.)

4 Ocak 2008 Cuma

Galeta Unlu Poğaça


(Hepsi çok güzel olmuştu ama, ayıptır söylemesi benim favorim bu poğaçalardı, deneyin pişman olmayacaksınız.)

Malzemeler:

- 1 paket margarin
- 1 paket kabartma tozu
- 1/2 su bardağı yoğurt
- 1 yumurta
- 1/2 kalıp beyaz peynir
- aldığı kadar un
- galeta unu

Yapılışı: Un ve kabartma tozu karıştırıldıktan sonra yoğurt, 1 yumurtanın sarısı (beyazı daha sonra kullanılacak) ve eritilmiş margarin/tereyağı (teremyağ tavsiye edilir) eklenek yumuşak hamur elde edilir. Hamurdan irice parçalar koparılarak, tezgah üstünde açılır. İçerisine peynir döşenerek rulo şekli verilir. Rulonun etrafı ayırılan yumurta akı ve galeta ununa bulanır. Verev şeklinde kesilen poğaçalar yağlı kağıt serili tepsiüzerine dizilerek, 150 dereceye ayarlı fırında üzeri kızarana kadar pişirilir. Hamura normal poğaça şekli verilerek de pişirebilir.

Kıymalı Börek

Malzemeler:
- 3 adet yufka
- 1/2 kilo kıyma
- 1 adet soğan
- 1 adet yumurta
- 1 bardak yoğurt
- 1 çay bardağı sıvıyağ ya da eritilmiş tereyağ
- baharatlar ve bir avuç kuş üzümü

Yapılışı: Kıyma soğanla beraber kavurulur, arzu edilen baharatları ilave edilir. Banu bol karabiber, kekik ve kırmızı biber kullanmıştı. Kuş üzümleri sıcak suda bekletilip yıkandıktan sonra pişmiş kıymalı harca katılarak karıştırılır (Kuş üzümü böreğe çok hoş bir tat katar). Temiz bir yüzeye serilen yufkanın yarısının üzerine yumurta, yoğurt ve yağdan oluşan sos sürülür. Üzerine diğer yarısı kapatılarak, yufkanın büyüklüğüne göre 6 ya da 8'e bölünür. Hazırlanan kıymalı harç her bir üçgenin geniş kenarına eşit dağıtılarak sigara böreği şeklinde sarılır. Üzerine yumurta sarısı sürülerek haşhaş tohumu, çörekotu veya susam serpilir. 150 dereceye ayarlı fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.

Makarna Salatası


Ne güzel bir nimettir şu makarna, İtalyan'lara tekrar tekrar teşekkür ederiz :) Benim mutfağımda çoğu zaman 3-4 çeşit makarna bulunur, sıcak olarak, salata olarak veya pilav-çorba içerisinde kullanmak için. Özellikle salatasını biz hanımlar pek bir seviyoruz, evde ne varsa içine atıverip karıştırıyoruz, al sana doyurucu bir çeşit işte :)

Malzemeler:

- 1/2 paket makarna
- 1 kavanoz garnitür
- 2 yemek kaşığı mayonez
- 5-6 kaşık yoğurt
- 5-6 adet kornişon turşu
- 2-3 adet parmak sosis
- haşlanmış mısır
- dereotu
- tuz

Yapılışı: Yarım paket arzu edilen tür makarna tuzlu suda haşlanıp, soğuk sudan geçirilir. İçerisine yoğurt, mayonez, yıkanarak suyu süzülmüş garnitür, mısır, küçük küçük doğranmış sosis ve kornişon turşu ilave edilerek karıştırılır. Servis tabağına alınıp dereotuyla süslenir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...